27 Aralık 2025 06:15

28 bin 75 lira 50 kuruş ücret ve Emine Erdoğan’ın ‘sağlıklı besleniyorum’ projesi!

Beş kişilik bir aile… Ankara’nın çok da lüks olmayan bir semtinde oturuyor, kiraları 20 bin lira… Karı koca ikisi de asgari ücret düzeyinde bir rakamla çalışıyor, evlerine giren 50 bin civarında bir gelir… İkisi okuyan, üç çocukları var. En küçükleri iki yaşlarında ve aile büyüğü olmasa kreşe verecek güçleri yok. Hani Cumhurbaşkanı ikide bir diyor ya “Üç çocuk yetmez, beş çocuk yapın” diye… O’nu dinleyip yapmışlar ya, şimdi tek dertleri bu çocukları yarına çıkarabilmek… Geleceklerini de düşünmüyorlar, sadece günü nasıl kurtaracaklar…

Markasına göre değişse de en ucuz bebek bezi 400 küsur lira (48 tane içeriyor). Bir başka marka 990 lira (112 tane içeriyor). Markası ne olursa olsun sadece bir bez 8-10 lira arasında… Çocuğun altını günde dört kez değiştirseler, 12-15 gün ancak yetiyor ki, günde 4 bez de çok zor…

Buna mamasını, sütünü, diğer besinlerini eklediğinizde hani “Evdeki hesap çarşıya uymadı” denir ya aynen öyle. Aldıkları ücret ne evdeki ne çarşı pazardaki hesaba uyuyor... İlk ve ortaokuldaki çocukların ise okullar açılırken gelen masraflarının taksitleri halen devam ediyor. Okuyan çocukların beslenmesi ayrı bir masraf, ceplerine harçlık koyamamak ayrı bir dert onlar için.

Bu aile sadece bir örnek ve üstelik asgari ücretten de yüksekti aldıkları… Şimdi asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş olmuş. Belki yeni asgari ücret rakamına çıkacak ücretleri, belki üç beş daha yukarı… 1 Ocak’tan sonra yağacak zam yağmuru karşısında ellerine geçmeden eriyecek bu ücretler, birileri de utanmadan, “Ücretlilerimizi enflasyona ezdirmedik” demeye devam edecekler…

***

Durumu iyi olmayanlar genellikle semt pazarlarının akşam saatlerini bekler, ‘belki çürükler içinden iyilerini seçebilirim’ diye. Yaşlıca bir kadın, gündüz vakti manavın yanındaki çöpe atılmış domatesler içinden iyilerini seçmeye çalışıyor. Yanından geçenler yüzlerini öbür tarafa çeviriyor ki kendisine bakıldığını görüp ‘utanmasın’ diye. Oysa utanması gereken O’nu buna mecbur bırakan bu sistem, düzen değil mi?

Yine bir emekli ile konuşuyoruz, yakından ilgileniyor asgari ücret rakamı ile ve “İlk kez kiraların bile altında belirlendi yeni rakam” diyor. 18 bin lira kira veriyorlarmış, ama sitelerindeki kiraların 25-30 bin lira olduğunu söylüyor. Evlerinin küçücük, hap gibi olmasına rağmen, çıksalar bugün aynı daireyi bu fiyata bulamayacaklarını da ekliyor ve “Evimize iki emekli maaşı giriyor 33 bin lira, 18 bin kira, en 5 bin lira faturalar, geriye kalan 10 bin lira… Bozdur bozdur harca… Eşim yevmiye ile işe gitmese aç kaldık ki bizim durumumuzdan çok daha kötüler var çevremizde…” diyor. Çocuğun okula gidebilmesi için abonman alıyorlar 350 lira. En yakın mesafeye servis olmuş 3 bin 400 lira. Kendileri servis kullanmıyor ama mecbur kalan çok ailenin bulunduğunu da ekliyor… “Ne bir kitap alabiliyoruz, ne sinema ne tiyatro. Sinemaya gitmeyeli yıllar olmuş...”

Ekmek ve Gül dergisinin başlattığı “Okullarda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek ve su” kampanyasına Milli Eğitim Bakanlığı ya da 2025’i “Aile Yılı” ilan edenlerden ses çıkmazken, gıdasızlıktan, yeterli beslenmemekten çocuklar ‘büyüyemiyor’, hastaneye kaldırılıyor. Konuştuğumuz emekli, bir komşu çocuğunun beslenme yetersizliğinden üç gün hastanede yattığından, ikisi de emekli karı-kocanın artan kiralar karşısında geçinemedikleri için çocuklarının yanına taşınmak zorunda kaldıklarından söz ediyor. Hatta evlerini birleştirenler, köylere taşınanlar olduğunu da ekleyerek. Köyden un bulgur vs. destekleri gelmese birçoğunun durumun çok daha vahim olacağından söz ediyor… “Üniversitede okuyan bir gencimiz de okulunu dondurmak zorunda kaldı, okutacak güçleri yok çünkü…” diye de ekliyor.

MEB ve 2025’i “Aile Yılı” ilan edenler, ne okulda çocuklara bir öğün yemeği veriyor ne de ailelere destek! Ama pilot okul olarak belirlenen Ankara Atatürk Anadolu Lisesinde olduğu gibi hiç utanmadan “Okulumda sağlıklı besleniyorum” kampanyaları düzenliyorlar.  Kampanya sayfasında karşınıza Emine Erdoğan imzalı, “Okulumda Sağlıklı Besleniyorum projesiyle çocuklarımız doğal, taze, yerel ve mevsimler gıdalarla beslenmenin önemini öğrenirken…” diye başlayan cümleler… Çocukların bu gıdalara nasıl erişebileceği, ailelerin bu “taze, doğal, mevsimler gıdaları, meyveleri” bulamadıklarını ‘unutarak’ kampanya başlatabiliyorlar.

***

Yeni asgari ücret rakamını hatırlatalım tekrar: 28 bin 75 lira 50 kuruş… Türk-İş’in kasım ayı hesaplamasına göre açlık sınırı 29 bin 828 TL, yoksulluk sınırı ise 97 bin 159 TL. Yani bu rakamlar ne diyor: Biz asgari ücretliyi açlık sınırının da altında rakamla ölüme mahkum ettik! Orta Çağ’da ailelere açlıktan ölmeyecekleri, üretmeye devam edebilecekleri kadar ücret verilirdi. Bu rakam Orta Çağ koşullarını da aratır nitelikte…

Peki, rakam belirlenirken komisyona girmemekte ısrar eden, ama gereğini de yapmayan Türk-İş’te durum ne? Benzer sessizlik Hak-İş’te de vardı. Gerçi oğlunu cezaevinden kurtarabilmek için kuruluş etkinliklerinde Erdoğan’a, “Sayın Cumhurbaşkanım bizi bu kadar açlık ve yoksulluğa mahkum ettiğiniz için sonsuz teşekkürler” dercesine, teşekkür üstüne teşekkür eden Hak-İş Başkanı’ndan başka türlüsü beklenir miydi?

Elbette sendika bürokratlarından başka türlüsü beklenemez, ama beklenebilecek bir yol da var. Bir yıl önceki yazımda da dile getirdiğim gibi, “Cumhurbaşkanından bakanlara, milletvekillerinden bürokratlara, konfederasyon başkanlarından sendika yöneticilerine kadar tümünün maaş artışlarının asgari ücret artışına endekslenmesi…” Böylece, bütçeden hamuduyla götürenler, işçilerin aidatlarından kendilerine yüksek yüksek maaşlar alanlar asgari ücretin yüksek olması için daha çaba içinde olurlar!

Sultan Özer

28 bin 75 lira 50 kuruş ücret ve Emine Erdoğan’ın ‘sağlıklı besleniyorum’ projesi!
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et