‘Süreç’in düğümlendiği Suriye’de Erdoğan-Fidan hamlesi
Artık herkes biliyor ki, Bahçeli’nin startını verdiği “süreç” -adı her neyse- Suriye’de düğümleniyor. Bu, Bahçeli’nin tokalaşmak üzere ilk elini uzattığı gün belliydi, ama şimdi “Hayır, öyle değil” demek için kör olmak gerek!
10 Mart’ta HTŞ ile SDG arasında bir anlaşmaya varıldığı da biliniyor. Kürtlerin Suriye’ye, yaklaşık 100 bin kişiden oluşan Kürt silahlı güçlerinin kendisinden daha zayıf ve güçsüz olan HTŞ ya da resmileştirilmeye çalışılan adıyla Suriye Arap Ordusuna katılmasında anlaşma sağlandı. Ancak bu nasıl olacak -işte bunda rivayet muhtelif!
“Türkiye ve Suriye Valisi” olarak atanan Barrack’ın söylediklerinden hareketle Ortadoğu ve bu kapsamda Suriye’nin yeniden dizaynının baş patronu ABD’nin niyeti çözümlenmeye çalışıldığında, durum “git-gel” halinde. Barrack bir öyle bir böyle konuşuyor. Bu ABD’nin işinin zorluğundan geliyor. ABD bölge güçlerinden hiçbirini kaybetmek istemiyor ve her biriyle “birlik-beraberlik” halinde olmayı sürdürme çabasında.
İsrail, Arap ve özellikle siyasal İslamcı olmayan güçlerle yakınlık arayışında ve sadece HTŞ “kartına” oynamaktan kaçınıyor. Üstelik büyük bir bölge gücü olarak rakibi olan Türkiye’nin bölgede güç kazanması işine gelmiyor ve bölge genelinde en azını talep etmesi arayışında. Suudiler de öyle.
Türkiye ise tersine, İsrail’in ilerleyişinin önünü alma ve kendisinin merkezinde olacağı gelişmeleri yönlendirme peşinde. Bahçeli Türkiye’nin işi zorlaşmasın düşüncesiyle “yumuşak karnı”nı oluşturan Kürt sorununda görünüşte bir “çözüm” arayışıyla “süreci” başlatmıştı. Ancak gerek o gerekse Erdoğan “Kürt kardeşim” derken hak sahibi olmayan Kürt’ü kastediyor ve ikisi de Kürt’ün zırnık eşit hak sahibi olmasına yanaşmıyor. Tek bir siyasal ve kültürel hak tanımadan, “terör” sorununa indirgeyerek, zaten her ikisinin de olmadığını söyledikleri Kürt sorunundan kurtulma çabasındalar.
Başından beri gözleri Suriye ve asıl olarak Suriye’nin kuzeyinde, Rojava’da. Suriye Kürtlerine entegrasyonu ve Kürtlerin silahlı güçleriyle birlikte Suriye’ye (Siz HTŞ diye anlayın) bireysel katılımını dayatıyorlar. PYD ve YPG’yi PKK’nin parçası sayıyor ve “Onlar kendilerini feshetmeden çözüm olmaz” diyorlar.
Son haberler, HTŞ ile SDG’nin YPG’nin “Suriye ordusu”na üç tümen halinde katılımında anlaştıkları yolundaydı. Dışişleri Bakanı Fidan, Savunma Bakanı Güler ve MİT Başkanı Kalın anında Suriye seferine çıktılar ve henüz onlar dönmeden Halep’in iki Kürt mahallesinde küçümsenmeyecek çatışmalar çıktı. Anlaşma gereği SDG’nin geride yalnızca asayiş birlikleri bırakarak çekildiği bu iki mahalleye HTŞ tanklarla saldırdı. Üstelik HTŞ, aldığı Suriye Arap Ordusu adıyla yalnızca Suriye Kürtlerine değil, örneğin Dürzilerle Alevilere de saldırıp katliamlar düzenliyor.
ABD kadar, belirli bir çözüme ulaşma çabasındaki SDG de Türkiye’nin dayatmakta olduklarını dikkate almıyor değil, ancak deneylerle sabit ki ötesi de ölüm. HTŞ, cihatçı bir terörist örgüt ve şu ya da bu büyük güç tarafından tanındığında terörist olmaktan çıkmadı, çıkmıyor. ABD ile Türkiye belirli bir oyun kuruyor oldukları için ciddi bedeller ödedikleri acı deneylerden geçmiş Suriye Kürtlerinin geleceklerini pamuk ipine bağlamalarını kimse beklememeli. Sonradan aralarından “kara kedi” geçmiş olsa da daha dün IŞİD’in bir parçası olan, ondan farklı olmayan yaklaşım ve tutumlara sahip dinci ve mezhepçi HTŞ’ye hangi Kürt neden güvensin? Güvenmiyor ve kendilerini garantiye almaya çalışıyorlar. Bunda anlaşılmayacak şey yok!
Ancak şimdi HTŞ’yle yollarını açma çabasındaki Fidanlar tabii ki anlamak istemiyor ve dayatıyorlar. Sadece Şeybani’yle ortak açıklama yaparak ve düpedüz yineledikleri operasyon tehditleriyle lafla değil. Halep’le fiiliyata geçirerek de.
Suriye ve bölgede güçlerin dengede olduğu bir gerçek. Tehdit, dayatma ve kışkırtmalarla pazarlık kozlarını artırma çabası bir yere kadar iş yapar. Görünen o ki, manevra yapmaktan başka çare bulunamayacak ve üst perdeden atıp tutanların ayakları suya erecek.
Ancak açıktır ki, Halep’in iki mahallesinde birlikte yaşamaya yanaşmayanlara Kürtler canlarını ve ulusal haklarını karşılıksız teslim etmeyeceklerdir.
Evrensel'i Takip Et