21 Aralık 2025 06:06

Uyuşturucu operasyonları, itibar suikastları, ilkesel tutum  

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

İktidarın asgari ücret artış düzeyini saptama konusunda izlediği yöntemin ve bu yönteme dayanak yaptığı TÜİK rakamlarının yanlışlığını konuşmamız gerekirken, uyuşturucu operasyonlarının ilk haber olduğu günlerden geçiyoruz. 

Ekim ayının ilk haftasında başlayan ünlülere yönelik operasyonlar, aralık ayında hız kazandı. Önce müzisyen ve oyuncular, sonrasında medyanın görünen yüzleri ve sosyal medyanın tanınan isimleri gözaltına alındı. "Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma ve satma" iddiasıyla gözaltına alınanların Adli Tıp tarafından yapılan test sonuçları ortalığa saçıldı. Mide bulandıran detaylar sosyal medyanın ve haber programlarının gündemini oluşturdu. Ülkenin can yakıcı gerçekleri geri plana itildi.

Bir bütün olarak bu operasyonların üretmeyi hedeflediği algıya ve yaşanan ‘itibar suikastları’nın siyasal sonuçlarına karşı tetikte olmak, nefret duygusunun konforlu akıntısına kapılmamak gerekiyor.    

* * * 

Konrad Bleyer-Simon, harcamaları Avrupa Birliği tarafından ortaklaşa karşılanan ‘Medya Çoğulculuğu ve Medya Özgürlüğü Merkezi’nde çalışıyor. Konrad Bleyer-Simon’un Macaristan’ın iktidar partisi Fidesz hakkındaki yazısı dikkat çekici. Başlığı “İtibarsızlaştırma Kampanyaları, Fidesz’in İktidarda Kalma Formülünün Sürekli Bir Bileşenidir” olan yazının başlangıcında şu paragraf yer alıyor: 

“Düşmanı açıkça tanımlayın, ardından Macar toplumuna açık ve mevcut bir tehlike oluşturduklarını yorulmadan yineleyin – bunlar Macar Hükümeti’nin iletişim stratejisinin iki temel gerekliliğidir. Seçim yasasındaki değişiklikler, artan kayırmacılık ve bir dizi başka önlemle birlikte, bunlar Macar siyasetinin eşitsiz oyun alanının temel taşlarıdır. Viktor Orban Hükümeti’nin muhalefetin seçimlerde başarılı bir şekilde yarışma şansını azaltırken, aynı zamanda demokrasiye benzeyen bir görünümü sürdürmesini sağlayan da budur.”

Bir kişinin, partinin veya grubun itibarını sarsmak, güvenilirliği hakkında şüphe uyandırmak için yapılan itibarsızlaştırma kampanyaları otoriter rejimlerde sık karşılaşılan bir uygulama. Otokratik hükümetler, ‘vatan haini’, ‘terörist’, ‘casus’, ‘dolandırıcı’, ‘sapık’ ve benzeri sıfatlarla rakiplerine saldırıp, onları siyasal alanda etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Devletler ve onun kontrolündeki güç odakları tarafından finanse edilen trol orduları kullanılarak rejimi, liderini veya politikalarını eleştirenler planlı bir biçimde karalanıyor. Bu baskı stratejisinde sosyal medyanın yeri merkezi bir öneme sahip. İktidar eliyle ve kamusal otoritenin tüm imkânları seferber edilerek üretilen imaj ve mesajlar sosyal medya üzerinden hızla yayılıp, kitlelere ulaştırılıyor. 

İtibarsızlaştırma kampanyalarının amacı hedeftekinin güvenilirliğine saldırmakla sınırlı değil. Halkın dikkatini dağıtmak ve siyasal gündemi karartmak için de bu yöntemlere başvuruluyor. İktidar bu kez kendi yörüngesi içindeki kesimlere yönelik operasyonlarla gerçek olmayan bir tarafsızlık görüntüsü vermeye ve suç örgütlerine karşı olduğu izlenimi yaratmaya çalışıyor. 

* * * 

Muhalif belediyelere yönelik operasyonların yargılama aşamasına ulaştığı günlerde, önce büyük şirketlere ve haber kanallarına, ardından özellikle ünlü isimlere yönelik “uyuşturucu operasyonları” birbirini izliyor. Sürece kuşbakışı bakıldığında, yargı tacizi ile çevrimiçi karalama kampanyalarının birlikte yürütüldüğü görülüyor. 

Bu operasyonların daha önce yaşanmamış bir biçimde iktidara yakın çevrelere yönelmiş olması, elbette konunun iktidar içi hesaplaşma ve Erdoğan rejimi tarafından semirtilmiş sermayeye ayar verilmesi açısından değerlendirilmeyi gerektiriyor. Öte yandan, sanıkların dünya görüşümüze yakın olup olmadığına bakılmaksızın bu operasyonlarda yaşanan hak ihlallerine karşı çıkılması ve sosyalistlere yakışan ilkeli bir tutum takınılması büyük önem taşıyor. 

İtibarsızlaştırma operasyonlarının medyayı kontrolü altında tutan otoriter rejimler tarafından aynı imkânlara sahip olmayan bireyleri veya kuruluşları hedef aldığı gözden kaçırılmamalı. Bu nedenle yapılan manevralara isimler ve köpürtülen mahrem ayrıntılar üzerinden değil, içerdiği ideolojik ve politik anlam üzerinden yaklaşılmalı. İçimize sinmeyen kişi ve grupların da temel haklarına sahip çıkma cesaretimiz, sendikaların, çevre örgütlerinin, basının ve akademinin karalama kampanyalarına uğradığında talep edilecek desteğin zemini olacaktır. 

İtibar suikastlarının yoğun yaşandığı Macaristan’la başlamıştık. Polonya’dan iyimser olmamızı sağlayacak bir örnekle bitirelim: Polonya Adalet Bakanlığı müsteşarı Lukasz Piebiak 2019 Ağustos’unda o dönemde adalet sistemini tahrip eden değişikliklere karşı çıkan 20 üst düzey yargıcın özel hayatları hakkında müstehcen söylentiler yaymak için bir itibarsızlaştırma kampanyası planladığına dair kayıtlar ortaya çıktığında, hemen ertesi gün görevini bırakmak zorunda kalmıştı. İyimser olmak ve ilkeli duruşu koruyarak mücadeleyi sürdürmek gerekiyor.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et