16 Aralık 2025 06:09

Öcalan’ın açtığı tartışmaya Mehmet Uçum da katıldı

Öcalan’ın açtığı tartışma biliniyor.

“Marx’ı suçlamıyor” ve “Emeğine saygı duyuyor”, ama “Marksizmi Marx’tan ayrı” görüyor ve onu suçladığını biliyoruz.

“Tarihsel materyalizmin yeniden ele alınması gerekir”miş; “Toplumsal tarih sadece sınıfla izah edilemez”miş, “sınıftan önce komün” gelirmiş.

“Klasik diyalektiğin bazı aşırılıklarının” da “aşılması gerekir”miş. “Çelişkiyi yok edici değil dönüştürücü bir tarihsel perspektifle ele almak gerekli” imiş. “Demokratik sosyalizm” ya da “Demokratik toplum sosyalizmi zafere götürür”müş. Buradan türeyen strateji “demokratik entegrasyon” ya da “devletle bütünleşme”ymiş. Ve sosyalizmin “kapsamlı ve derinliğine demokratik bir diyaloğa dayanmadan inşa edilebileceğine inanmak zor”muş…

Bu tartışmanın açılmasına sosyalistler “Böyle olmaz” diyerek itiraz etti. Sosyalizm sosyalizmdi, öyle “demokratik”i, “demokratik toplumcusu” ya da başka bir ön eki alanı olmazdı. Çok kez denenmiş olan bir bozuşturma çabasıydı. Hele işçi sınıfı Marx’tan bu yana nitelik ve nicelik olarak büyümüşken tarihin sadece de olsa “Sınıf mücadelesi tarihi olmadığı” iddiası, sınıfsızlaştırma çabası gerçeğe gözleri kapamaktı. Nasıl Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur, çözdüm” demesi sorunu ortadan kaldırmıyorsa, ‘Sınıf açıklayıcı değildir, çözüm sınıf mücadelesinde değildir’ dendiğinde de ne sınıf mücadelesi ortadan kalkmaktadır ne de hükmünü yürütmesi.

Son olarak tartışmaya cumhurbaşkanı başdanışmanlarından Mehmet Uçum katıldı. O da eski bozuşturucu solculardan. Şimdi yetkili koltuklardan birinde oturuyor. Rejimin sözcüleri arasında.

Açıkça ‘Öcalan doğru söylüyor’ demiyor, ama anlaşmazlık içinde olduğu çok az şey var.

Öncelikle Uçum da “Sınıf esaslı solculuğun bittiği” görüşünde. Solculuk bitmemiş, ama artık “Sınıf esaslı solculuktan toplum esaslı solculuğa geçilmiş”miş. Sanki işçi sınıfı davası olan sosyalizm toplumcu değilmiş gibi! Nedeni de “Sınıflar bitmemiş” ama “Sınıfların karakteri çok değişmiş”miş. Ve sıkı durun: “Emek sermaye temel çelişkisinin yerini, insanın özgürleşmesiyle, baskıcı otoriteler arasındaki çelişki almış”. Bugünkü rejimi kastetmiyor tabii Uçum, tersine, rejimi kurucu “16 Nisan 2017’de referandumla kabul edilen anayasa değişikliği, toplum esaslı sol bir değişim”miş! “Baskıcı otoriterler” ise solcular falan olmalı!

Ona göre de “Günümüzde vatandaş inisiyatifine dayanan gelişmiş bir demokrasi, ana perspektif”miş ve “Bunun asli savunuculuk görevi sol siyasete ait olmalı”ymış. Kendisinin ne olduğu bir yana, Uçum da üstüne vazifeymiş gibi, “demokratik sosyalizme” iş ve görev biçiyor yani.

“Günümüzde sol siyasetin sermayeye bakışı, düşmanlık ve husumet olmak zorunda değil”miş. “Sol, devletin sermaye kontrolünde olmasına karşı” “Devletin sermayeyle ilişkisini kontrol değil iş birliği ilişkisi olarak düzenlemesi”ni savunmalıymış. Özetle, “devletle bütünleşme” onun da görüşü. “T.C. devletinin antiemperyalist niteliğini, demokratik özelliklerini, toplumsal karakterini ve kamucu yönünü güçlendirmek sol”un işi ve görevi olmalıymış!

Uçum’un Öcalan’dan belli belirsiz ayrıldığı noktaysa “yerliliği ve milliliği kapsadığı”nı söylediği “yurtseverlik” konusu.

Uçum “Sınıf esaslı solculuğun önemsizleşmesiyle birlikte enternasyonal solculuğun da etkisizleştiği” görüşünde. Örneğin maden yasasını ve madenlerin uluslararası tekellere haraç mezat pazarlanmasını benimsemiyormuş gibi, “yurtseverlik”ten söz açıyor. “Günümüzde yurtsever olmak, solun uluslararası toplum bağlamında belirleyici kimliğidir” diyor. Tüm nitelik ve kavramları ters yüz ederek, sanki ABD ve NATO, hatta Rusya’yla bile arasından su sızıyormuş gibi, “Türkiye’ye yönelik yürütülen küresel emperyalizmin projelerine karşı” rejimin izlediği “Antiemperyalist çizgiyi tavizsiz savunmak” yurtseverliğin şanındandır ve solun görevidir görüşünde. Öcalan ise, “demokratik sosyalizmin” “Enternasyonal görevleri” ve bu görevleri teorik ve pratik olarak yerine getirme gereği”nden söz ediyor.

Farklılık olacaktır, olağandır. “Devletle bütünleşme” öyle bir günün işi değildir ve bir çırpıda hallolmayacaktır. Tartışılacaktır ve sonunda Öcalan “demokratik diyalog” yoluyla bir anlaşmaya varılacağı görüşündedir.

Mustafa Yalçıner

Öcalan’ın açtığı tartışmaya Mehmet Uçum da katıldı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et