14 Aralık 2025 06:03

Sözde futbol temizliği ve sintinenin iflası

Semptomlar ne kadar normalleştirilse de Türkiye ekonomik, sosyal ve siyasi bir krizin içinde. Bu krizi rutinimizin bir parçası şeklinde yaşamaya o kadar alıştık ki gündelik hayatın düzenleyicileri de buna uygun olarak yeniden yapılandırıldı. Krizin akut dönemleri yani o her şeye hakimmiş gibi görünen “tekçi” liderliğin aciz kaldığı anlarda devreye giren dikkat dağıtıcılar dahi sistemin “çoklu kriz”inden azade kalamıyor. Beklenen işlevi gösterebilmesi için hepsi iktidar aygıtına göbekten bağlı olan sözde eğlence sektörünün başrolleri, prodüktörlerinin çürümüşlüğünden payını alıyor. Bu tip anlarda illaki masaya “Aynı gemideyiz” kartı sürülüyor. Ekonomik kriz, toplu ölüm, büyük bir “ahlaki” skandal, yolsuzluk… “Aynı gemide” olduğumuz bize itinayla hatırlatılıyor.

Bu, içinde yaşadığımız kriz düzeninin ustalaştığını varsaydığı kriz yönetiminin kuvvetli bir argümanı. Futbol ve fanatizm bizi günlük dertlerden uzaklaştırıyor, sosyal medya ve onun taşıyıcısı haline geldiği şiddet pornosu/nefret kusma serbestisi bizi paralize ediyor, bahis dahil kumarın da aralarında olduğu “yırtma” ya da “kolay yoldan zengin olma” değil ama “borçlardan kurtulma/borçları azaltma” fırsatları yarına dair umudu yaşatmaya çalışıyor.

Bambaşka kompartmanlarda olsak da “aynı gemide” olduğumuz doğru. Geminin tüm kiri sintinede toplanıyor, belli ayrıcalıklara sahip olmadan ayakta kalmaya çalışan çoğunluk sintineye epey yakın. Teknemiz ne kadar temizlense de (ki onu temizletenlerin kimler, temizleyenlerin kimler olduğu malumunuz) artık kokudan durulmuyor. Sintinenin iflası, tekneyi devirdi devirecek…

Bir süredir futbolda konuşulan sözde “temizlik” sintine temizliği değil elbette. Böylesi bir temizliğin inandırıcı olabilmesi için Türkiye’deki baskı düzeninde merkezi role sahip Başsavcılıkların, iktidar ağı içindeki konumunu koltuğunun sağladığı bireysel imaj çalışmasıyla güçlendirmeye çalışan İbrahim Hacıosmanoğlu tipi kodamanları da bizzat sintinede görmemiz gerekir. (Sahi Bodrum’da 4 bin villa inşa ederken kendinizi nasıl bir anda TFF başkanlığında buldunuz Sayın Hacıosmanoğlu?)

Oysa biz sintinede bunları değil ama gözden çoktan çıkarılmış olanları görüyoruz. Örneğin bu iktidar yıllarında “mucizevi” bir zenginleşme yaşayan tutuklu Eyüpspor Başkanı Murat Özkaya ya da benzeri bir yükselişin aktörü, son operasyonda tutuklanan Adana Demirspor’un sahibi ve eski başkanı Murat Sancak. O Sancak ki, Demirspor’un başına geçmesi için başta eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu olmak üzere AKP teşkilatının ısrarıyla karşılaşmış nihayetinde herkesin Cumhurbaşkanı Erdoğan olarak düşündüğü “bir büyüğünün ricasını kıramadığını” söyleyerek kulübü himayesine geçirmişti. İlk yıllarda har vurup harman savurduğu parayla takımı ilk dörde taşıdıktan sonra kulübün borca batarak serbest düşüşe geçmesiyle kendisinin bugün demir parmaklıkların ardına düşebilmesi arasında bir bağlantı olmadığı düşünülemez. Ya da şöyle söyleyelim: Sancak kulübü batırdığı için gözden düşmedi, gözden düştüğü, harcanabilir hâle geldiği için kulübünün de batmasına yol verildi.

Şimdi, ne diyor Sancak: “Bu suçları kesinlikle kabul etmiyorum. MASAK raporları incelendiğinde kesinlikle burada olmayı hak etmiyorum, burada olmaktan zul duyuyorum, devletimiz ne karar verirse boynumuz kıldan incedir. Benim burada olmamın farklı amaçları vardır. Burada olmayı hak etmiyorum, devletin kestiği parmak acımaz.”

Hani AKP döneminde çok alıştığımız, çoğu zaman anlayamadığımız iç çelişkileri kolay yoldan açıklamak için sığındığımız bir kalıp var ya: “İktidar içi kliklerin mücadelesi.” 2014’te satın aldığı BMC’yi 2021’de satan, AK Parti’den uzaklaştıktan sonra 2022’de “yuvası” Vatan Partisi’ne dönen Ethem Sancak’ın “yeğeni”, Suriye’de cihatçı bölgeleriyle ticaretin bir dönemki sorumlusu Murat Sancak’ın yükselişi ve düşüşü bu klişenin yeniden göreve koşulmasını gerektiriyor.

Sektör 7/24 bahis propagandası yapar, yasa dışı bahsin kanatları altında palazlanan suç çeteleri tüm dünyada kendini futbolla aklarken “temiz toplum/temiz futbol” goygoyu ancak bir şeyleri gizlemenin aracı olabilir. Bahis skandalında, 20’li yaşlarındaki futbolcuların cahillikleri ve “eğlence” arayışları, ne ölçüde şikeye dönüşmüştür bilemiyoruz. Ancak sürekli WhatsApp konuşmalarının bağlamsız şekilde kamuoyuna servis edilmesi bir “cambaza bak” oyunuyla karşı karşıya olduğumuzu düşündürüyor. Esas filmin, Murat Sancak’ın da aralarında olduğu eski makbullerin üzerinden döndüğü açık. O, “devletin kestiği parmak acımaz” diyerek devranın yeniden kendine döneceği günü beklerken biz de sintine temizliği gereken gemide kaptan köşkünün ıslak mendille silinmesinden kahramanlık hikayesi çıkarılmasını izliyoruz. Yemezler!

Mithat Fabian Sözmen

Sözde futbol temizliği ve sintinenin iflası
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et