Tatsız tuzsuz
Durmadan
Bunca zulüm, bunca kıyım, bunca kan, yoksul halkın kanıdır her gün durmadan/durdurulmadan akan.
Tatsız tuzsuz
Bir şıkırtısı vardı eskiden paranın, karıştırılan çayın. Hışırtısı bile kalmadı kağıt olanın. Tadı kalmayınca kaşıksız çayın.
İçinden geldiği gibi
Sabahattin Ali'nin ilk yazılarından biri için babası yazdıklarını uydurma bulur. Kızarak: “Haydi oradan yalancı kerata” der, “İçinden geldiği gibi yaz.”
Çıkmaz
Çıkmazdan çıkmak, içinde dönenip durmak yerine, bir an ön ce anayola dönmek için çıkmazı bırakıp gitmekle olur.
İstif
Yapı, taşı taş üstüne koyarak, tuğlaları dizerek ortaya konan nasıl güzel bir istifse şiir de sözcükleri yan yana getirerek, üst üste, alt alta dizerek yaratılan bir güzelliktir.
Pencere
İster içeri, ister dışarı baksın pencere, yeter ki açık kalsın sevgi girsin diye içeriye.
Arap kızın çilesi
Arap kızı, kucağında büyütür çocuğunu, üstünü örter. Gizlemek için ölümden. Gelince alttan üstten ölüm ne Arap kızını dinler, ne örtüyü.
Çiçeklenme
Hep birlikte söylenen türkülerle yürüyeceğiz. El ele, kol kola sevgi yolunda çiçeklensin diye kuru dallar.
Maviyle yeşil
Katran karası yapışkan bir karanlığı geçiyoruz. Bata çıka ulaşacağımız bir yer var. Göllerin kurumadığı, ormanların yanmadığı/yakılmadığı bir yer. Orada deniz deniz gibidir. Gökyüzü gökyüzü gibi. Maviyle yeşilin karıştığı rengiyle.
Evrensel'i Takip Et