10 Aralık 2025 06:05

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da çok önemli bir organizasyon vardı. Çok istememe rağmen zaman ve mekân sorunları nedeniyle katılamadığım bu organizasyon, bilfiil öğrencisi olmuş ya da olmamış iktisat başta olmak üzere, sosyal bilimlerin farklı dallarında eğitim gören ve/ya da bilgi üretmeye çalışan çok sayıda insanın hocası olan Prof. Dr. Korkut Boratav onuruna düzenlenmişti. “Dünyadan Türkiye’ye, İktisattan Siyasete” başlıklı sempozyuma ODTÜ ev sahipliği yaptı. Hiç başarılı değilimdir ama sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla coşkulu, umut dolu ve son derece yetkin bir sempozyum olmuş. Akledenleri, organize edenleri, katılanları ayrı ayrı tebrik etmek gerekir.

Sanıyorum 2003 yılıydı Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin ODTÜ’de düzenlediği sekizinci kongreydi. Yüksek lisansımı daha yeni bitirmiştim. Türkiye’de kapitalizmin gelişimine yönelik sınıf ve sermaye birikimini merkeze koyan alternatif bir dönemlendirme üzerinde çalışıyordum. Çeşitli dönemlendirme örneklerini inceleyerek kendimce bir tasnif yapmış ve kimi sorunları tartışmaya çalışmıştım. Sunuma başladığım sırada kapının yavaşça açıldığını ve Korkut Hoca’nın içeri girdiğini bugün bile hafif bir ürperti ile hatırlıyorum.

Korkut Hoca’nın kendi ifadeleriyle “dönemlendirmede kullandığı ölçüt[ün] esas olarak iktisadi” olduğu, iyi bilinen Türkiye İktisat Tarihi kitabı dönemlendirme konusunda uzun zamandır bir klasiktir. Her klasik eser gibi ondan esinlenen, açık ya da örtük onunla tartışan farklı yaklaşımların da membaıdır.

Korkut Hoca’nın kitabında dönemlendirmenin iktisadi ölçüte göre yapıldığı ifadesi, iktisat politikalarına özel bir gönderme ile birlikte düşünülmelidir. Onun çalışmasında “iktisat politikalarında değişmeler, dönemler arasındaki farklılıkları ortaya koyan ana değişkenlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır.” Sanıyorum Korkut Hoca’nın bu çalışmasını ve ilgili diğer çalışmalarını ayıran en önemli noktalardan biri meseleyi sadece iktisat politikaları düzeyinde bırakmamış olmasıdır. Onun ifadeleriyle “Türkiye durumundaki bir ekonomide iktisat politikaları dünya ekonomisinin işleyişinden ve içinde bulunduğu konjonktürden bağımsız olarak belirlenemez.” Korkut Hoca böylelikle yapmış olduğu analizde iktisat tarihi okumasını iktisat politikalarındaki değişimin de bir adım gerisine taşımaktadır. Bu onun emek-sermaye ve merkez-çevre çelişkisi zemininde anlamlandırdığı dünya kapitalizminin işleyiş biçimine referans vermektedir. Bu noktada Korkut Hoca’nın iki kavramı öne çıkardığı görülür. Bu kavramların bir tanesi bölüşüm iken diğeri bağımlılıktır. “Türkiye İktisat Tarihi” kitabı, Yapıt Dergisi’ndeki Popülizm tartışmaları, başka birçok çalışma yanı sıra son dönemlerdeki yazılarında da Korkut Hoca’nın bölüşüm meselesine özel bir yer verdiği görülebilir. Keza bağımlılık meselesi de öyledir. Dünya ekonomisinin işleyişinin yarattığı bir olgu olarak bağımlılık Korkut Hoca’nın analizlerinde önemli bir yer alır. Bu bakış açısının yaratıcı ve ayırıcı bir pratiğini Korkut Hoca 1980 dönüşümüne giden süreçte günah keçisi olarak ortaya konan ithal ikameci sanayileşme stratejisi bağlamında yaptığı bir değerlendirmede ortaya koyar. Gelmekte olan neoliberalizme, Türkiye’nin dünyanın en kapalı ekonomilerinden biri olduğu söylemi ile bilinçli ya da bilinçsiz payanda olan birçok iktisatçının aksine Korkut Hoca için sorun “ekonominin dışa kapalı olması ile değil ekonominin artan ithalat bağımlılığı ile ilişkilidir.” Dolayısıyla “ekonominin tıkanmasını ithal ikamesine bağlayan görüşlere karşı, aksine sorunlar kısmen de olsa yetersiz ithal ikamesinden doğmuştur savını ileri sürmek daha geçerli görünmektedir.” Ve Korkut Hoca devam eder: Ekonominin artan ithal bağımlılığından (ve yetersiz ihraç kapasitesinden) türeyen bu olgular (dış borç, bağımlılık, ithalatın ihracatla karşılanma oranındaki düşüşler, dış ticaret açıkları vb.) karşısında Türkiye’nin dışa kapalı bir ekonomi olduğunu ileri sürmek, kapalılık kavramına çok özel bir anlam yüklemedikçe herhalde imkânsız olacaktır.” Korkut Hoca belki de bu nedenle kitabında bu dönemi (1962-76) “İçe Dönük ve Dışa Bağımlı Genişleme” olarak adlandırıyor.

Korkut Hoca’nın bana göre Türkiye iktisat tarihinin bütünü için yapmış olduğu dönemlendirmenin arkasında yatan düşünce onun şu ifadelerinden sezilebilir: “… Yaygın açıklamayı tersine çevirerek, iktisat politikalarının dış açığı değil, dış açığın iktisat politikalarını oluşturduğunu söylemek gerçeğe daha yakın olacaktır.” Şüphesiz bu tespit dış açığın nedenlerine yönelik daha güçlü bir bakış açısının yansımasıdır. Bizim Marksizm’le ilişkili olduğunu bildiğimiz bu bakış açısı, bu teorik çerçeve Korkut Hoca’nın “Türkiye İktisat Tarihi” kitabında tercih ettiği dönemlendirmeyi gerekçelendirme noktasında ayrıca tartışılmış değildir. Bu tartışmanın yapılmasının bir yararı Marksist bir çerçeveden dönemlendirmeye kriter alınan temel dinamiklerin sorgulandığı ve farklı dönemlerin birbirleriyle ve temel dinamiklerle ilişkilerinin nasıl kurulacağının tartışıldığı yetkin bir yaklaşım sunması olurdu.

Kitabın ilk baskısının önsözünden Korkut Hoca’nın kitabı geniş kitleler için rahat okunan bir kitap olarak tasarladığı anlaşılmaktadır. Bugün belki de en çok okunan Türkiye iktisat tarihi kitabı olmasında bunun da rolü vardır.

Koray R. Yılmaz

Korkut Boratav onuruna…
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et