7 Aralık 2025 06:08

13 yıldır değişmeyen yasanın ‘sırrı’

Yasalar değişiyor. Yargı paketlerinin numarası çift hanelere ulaştı. Ama özü itibarıyla değişmeyen yasalar da var. Bunlardan birisi de 13 yıl önce 2012 yılının 7 Kasım’ında Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarını ve 2017 yılında yürürlüğe giren İş Mahkemeleri Kanunu’nun yargı yolu vb. usuli düzenlemelerini dikkate almazsak neredeyse hiç değişmedi.

Evet, bir yasa için 13 yıl uzun bir süre değil. Amacını yerine getiren, toplumsal ihtiyaçlara cevap veren yasaların uzun ömürlü olmasında sakınca da yok. Peki 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (TİS) bu kategoride midir?

İki karşıt sınıfın ilişkileri

Aslında bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü bu yasa büyük oranda karşıt iki sınıfın, kapitalistlerle işçi sınıfının ilişkilerini, dahası işçilerin kolektif haklarını düzenliyor. Bu nedenle yasayı kapitalist işverenler ve işçiler yönünden ayrı ayrı değerlendirmekte fayda var.

Tüm yasalar sürekli değişirken değişmeyen Sendikalar ve TİS Yasası, kapitalistler için, yasadaki tabirle işverenler için gayet iyi bir yasa. Çünkü işçilerin sendikal örgütlenmesini, TİS hakkını koruyup geliştirmiyor, aksine engelliyor. Çıkış döneminde yasayı allayıp pullayan sözler sadece söz olarak kaldı. Yasayı pazarlayanlar, noter şartının kalkması ve e-devletten kolayca üye olunabildiği için sendikaların üye sayısının artacağını ve işçilerin büyük çoğunluğunun sendikalı olacağını iddia ediyordu. Hatta işçiler dilerse birden çok sendikaya bile üye olabilecekti.

Oranlar neyi gösteriyor?

Ancak hiç de öyle olmadı. Sendikalaşma oranı yüzde 9.21’den, bir-iki puanı kamuda çalışan taşeron işçilerin KHK ile kamu şirketlerine geçmesinden kaynaklanan artışla, sadece yüzde 14’e çıkabildi. Hatta 2025 ocak istatistiğinde yüzde 14.97’ye yükselen sendikalı işçi oranı, temmuz istatistiğinde 0.95 azalarak yüzde 14.02’ye düştü. TİS’den yararlanan işçi sayısında ise dikkate değer bir artış yaşanmadı ve hâlâ yüzde 9’lar düzeyinde.

Çünkü e-devletten kendi kendine üye olmakla gerçek anlamda sendikalı olunmuyor. Bu durumu dahi duyduğu anda kabullenemeyen patronlar, iş yerinde örgütlü olmak demek olan sendikalı işçiye hiç tahammül etmiyor. Tazminatsız işten çıkarma, tehditle istifa ettirme, buna rağmen iş yerinde çoğunluğu sağlamayı başaran sendikanın yetkisine itiraz ederek TİS hakkını engelleme artık sıradan yöntemler haline geldi.

Bunların üzerine grev hakkını kullanılamaz hale getiren düzenlemeleri ve grev yasaklarını eklediğimizde yasanın temel amacının sendikal örgütlenmeyi sağlamak değil, işçi sınıfının sendikasız olmasını sağlamak olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.

Asgari ücretin temel ücret olmasındaki rolü

Tam da asgari ücret yeniden belirleneceği bu günlerde, 6356 sayılı Yasa’nın, asgari ücretin temel ücret olmasına yol açan düzenlemelerden birisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü örgütsüz ve sendikasız işçilerin ücret pazarlığı yapacak gücü yok denecek kadar sınırlıdır.

İşte tüm yasalar sürekli değiştirilirken 6356 sayılı Yasa’nın değişmemesinin sırrı, temel nedeni, yasanın aslında sermaye sınıfı için işlevini yerine getiriyor oluşundandır. Bu nedenle EMEP tarafından başlatılan ve ülkenin dört bir yanından işçilerin, sendikaların katıldığı “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” kampanyası sonucunda hazırlanan yasa taslağı Meclis gündemine getirilmiyor. Yasa taslağı, kampanya çağrıcısı EMEP’in yanı sıra CHP, DEM Parti ve TİP’in mutabakatıyla 15-16 Haziran direnişinin yıl dönümünde, 16 Haziran günü Meclise sunulmuştu. Meclis çoğunluğunu oluşturan iktidar partileri, işçilerin acil ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanan ve sendikal örgütlenme imkanıyla grev hakkının geliştirilmesini de hedefleyen yasa teklifini uykuya yatırmayı tercih ediyor.

Ancak bu böyle gitmez. Üye sayısı bakımından büyük, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini kontrol altında tutan sendikaların ve konfederasyonların ikiyüzlüce mevcut yasayı, işçi sınıfının örgütsüzlüğünü savunan pozisyonuna rağmen, işçi sınıfı bir yere kadar sendikasız/örgütsüz düzene tahammül edebilir. 

Ahmet Ergin

13 yıldır değişmeyen yasanın ‘sırrı’
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et