30 Kasım 2025 06:15

Kamuoyu Öcalan’la yapılan görüşme tutanağının yayımlanmasını bekliyor

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

AKP ve MHP’nin “terörsüz Türkiye komisyonu” adını vermek istediği ama katılan diğer partilerin itirazları sonunda Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu adı verilen komisyonun kurulma girişimlerinden beri en çok duyduğumuz sözler çalışma süresince “şeffaflık”, “samimiyet”, “inandırıcılık” ve “ciddiyet”in esas alınacağı bir çalışma yapılması gerektiğiydi.

Ama AKP ve MHP başta olmak üzere Cumhur İttifakı partilerinin Kürt sorununun varlığını bile kabul etmemesi komisyonun neyi çözmenin aracı olmasında bile kafaları karıştırırken, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara devam edilmesi, gençlerin, gazetecilerin, iktidarın beğenmediği tweet atan sıradan yurttaşların tutuklanmasına devam edilmesi, en yetkili makamlardan “Demokratikleşme adımları başka, komisyonun görevi başka” gibi iddiaların öne çıkarılması, komisyona net bir amaç bile konamaması komisyon için daha baştan birinandırıcılık” sorunu oldu.

Dahası, MİT başkanı, dışişleri bakanı, içişleri bakanının komisyona bilgi verdiği oturumlar kapalı yapılarak “şeffaflık” ilkesini ihlal etmekten imtina edilmedi. Komisyonun görevinin demokratikleşme ile sıkı bağlantı içinde olması gerektiğini savunan CHP bile bu kapalı oturumlara “Milli güvenlikle ilgili bilgilerin gündeme gelebileceği” gerekçesi göstererek destek verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın komisyon etrafındaki girişimlere açıkça destek vermeyen tutum takınması, dolayısıyla AKP’nin ve yandaş medyanın komisyona mesafeli durmaları, MHP’nin 2024 ekim ayından beri yaptığı girişimlerle kuruluşundan beri “Kürt sorunu”ndan söz edenleri bile “vatan haini”, “milli güvenlik sorunu” ilan eden tutumuyla büyük makas açıklığı elbette ki kamuoyunda komisyonla ilgili bir “samimiyet” ve “inandırıcılık” sorgulamasını da hep gündemde tuttu.

Şeffaflık, samimiyet, ciddiyet ve inandırıcılık hak getire!

“Şeffaflık”, “samimiyet”, ve “ciddiyet”in yerlerde süründüğü gelişmeler komisyonun son birkaç oturumdan sonra görevinin sona erecek dendiği son günlerde oldu.

İlke Tv Muhabiri, 24 Kasım günü, komisyonda oluşturulan üç kişilik heyetin PKK Lideri Abdullah Öcalan’la görüşmek için İmralı’ya gideceğini öğreniyor ve haber yapıyor.

Halk TV’den İsmail Saymaz İlke Tv'nin haberini doğrulatmak için Öcalan’ı ziyarete gidecek olan heyette yer alan AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ı arıyor. Ancak Yayman “Bilgim yok, ben gitmedim. Kim gitti bilmiyorum” yanıtı veriyor.

Bu kadar mı? Hayır! Nefes gazetesinden Deniz Zeyrek de Yayman’ı arıyor. “Bugün İmralı’ya mı gidiyorsunuz” diye soruyor. Yayman Zeyrek’e de “Hayır gidilmedi” yanıtı veriyor. Yetinmiyor. “Şimdi hastanedeyim” diyor… Konuşma uzamasın diye olacak “Beni şimdi röntgen için çağırıyorlar kapatmam lazım” diyerek telefonu kapatıyor.

Ama akşam saatlerinde komisyondan heyetin İmralı’ya gidip geldiği açıklanıyor!

Öcalan’a heyet gönderme girişimlerinin bir yönünü de CHP Genel Başkanı Özgür Özel açıkladı. AKP’nin Öcalan ziyaretini nasıl planladığına dair çarşamba günü Cumhuriyet gazetesine konuşan Özel şunları söyledi: “Biz daha kararımızı vermeden önce AKP’de etkili bir isim bize ‘Siz de gelin adaya. Zaten video olmayacak, fotoğraf olmayacak. Ne gün gidildi, dönüldü belli olmayacak, sorulacak, O iş yapıldı denecek… ‘İlla gelin’ dedi. Ben de gitmek mi bu o zaman?” dedim!”       

Yani “şeffaflık”, “samimiyet”, “ciddiyet”… Komisyon çalışmalarına “inandırıcılık” sağlamak için ne yapılacağı söylendiyse hepsi ayaklar altına alınmış. Hem de komisyona 21 üye veren iktidar partisinin içindeki kişiler tarafından!

Şamil Tayyar, sanki toplatıdaymış gibi görüşmeyi yazmış!

İmralı’ya gidilip gelinmesini bile “güvenlik” gerekçesiyle saklamaya çalışanların orada konuşulanların yandaş medya mensuplarına servis edilmesini önlemek için hiçbir çaba göstermediği anlaşılıyor.

Tersine komisyon Öcalan’la yapılan görüşmeyle ilgili bilgilerin önce çarşamba günü toplanacak komisyonda açıklanacağı sonra da kamuoyuna duyurulacağı söylendi. Ama komisyon toplantısının cuma gününe, arkasından da 4 Aralık’a yani görüşmeden 10 gün sonraya ertelendiği duyuruldu.  Ama AKP’nin Eski Milletvekili ve Gazeteci Şamil Tayyar, Öcalan’la heyetin ne konuştuğunu X hesabından açıkladı!

Demek ki AKP siyaseti gizli yürütülen savcılık soruşturmalarını yandaş medyaya sızdırma alışkanlığından burada da vazgeçememiş.

Eğer Şamil Tayyar’ın X hesabından açıkladıkları doğruysa, heyetle Öcalan ne konuştuysa kendisine verilen bilgileri bir izlenim yazan bir gazeteci gibi yazmış!

Öcalan’ın Bahçeli ve Erdoğan’a teşekkür edip selam gönderdiğini, “Keşke CHP temsilcisi de gelseydi” dediğini, DEM’e “Beni anlamıyorlar” diye kızdığını, Suriye’deki SDG ile ilgili sorunu çözeceğini söylediğini yazmış. Hatta kimin söylediğini belli etmeden Tayyar, “Sürecin başarısızlığı halinde daha sert operasyonlar döneminin başlayacağı” denilerek Öcalan’a tehdit mesajı iletildiğini bile atlamamış!

AKP’den gelen itirazlar üstüne mi yoksa başka bir nedenle mi bilmek zor ama Tayyar tweetini iki saat sonra sildi.

Komisyonun nasıl bir rapor yazacağı önemli!

Tayyar’ın aktardıklarının ne kadarı gerçek, bunlar AKP’nin kamuoyuna yansıtacağı kadarı mı, bunu bilmiyoruz ama CHP, DEM Parti, TİP, Emek Partisi temsilcileri görüşme tutanağının tümünün kamuoyuna duyurulmasını istiyorlar. Bunu şeffaflık ilkesinin gereği olduğu gibi Öcalan’la konuşulanların önemi açısından da istiyorlar.

“İki kişinin bildiğinin sır olmayacağı” sözü günümüzde dünden daha da geçerli. Kaldı ki, Öcalan’la heyet arasında konuşulan konuların ülke halkları tarafından da bilinmesinin “Milli güvenliği tehdit edici” değil tersine milli güvenliği korumanın da en sağlam dayanağı olacağı da artık anlaşılmalıdır!

Görüşme kaydının tamamının kamuoyunun bilgisine sunulmasının aşırı milliyetçi parti ve çevrelerin halk yığınları içinde yürüttükleri, komisyon dağıldıktan sonra bile sürdürecekleri kara propaganda alanının daraltılması bakımından da önemli olacağı açıktır.

Evet, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu adıyla kurulup 5 Ağustos 2025’ten beri çalışan komisyon aralık ayında da birkaç toplantı yaptıktan sonra bir rapor hazırlayıp TBMM’ye sunacak, sonra da dağılacak.

Bu raporun şunu dinledik, bunu söyledik, şu sonuca vardık diyerek suya sabuna dokunmayan bir rapor mu yoksa Kürt sorunu, silahların bırakılması ve ülkenin demokratikleştirilmesi arasındaki ciddi ve koparılmaması gereken bağlara dikkat çekerek demokrasi, Türkiye ve bölgede barış mücadelesine ilişkin saptama ve çözüm önerileri yapacak bir rapor mu olacağını önümüzdeki haftalar içinde göreceğiz.

Kamuoyu komisyondan asıl olarak bu raporu bekliyor.  

Umalım ki yazılacak rapor ikincisi gibi bir rapor olsun!

 

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et