ABD’nin bir buçuk bile olmayan, tek parti sistemi - 1
Zohran Mamdani “demokrat sosyalist” etiketiyle ve sosyal demokrat vaatlerle önce Demokrat Parti ön seçimlerini sonra da New York belediye başkanlığını kazanınca ABD’de sanki iki farklı parti varmış illüzyonu da tekrar üretilmiş oldu. Diğer yandan Mamdani de daha göreve başlamadan söyledikleri ve yaptıklarıyla en fazla yeni bir Bernie Sanders ya da Alexandra Ocasio-Cortez olacağını, yani kendisini seçtiren emekçilerin, kadınların, göçmenlerin ve siyahların emek, mücadele ve enerjilerini sosyalist bir hareketin inşası için temel yapmak yerine bu emek ve enerjiyi Demokrat Parti içinde makulleştirilip, eritilmesi sürecinin bir parçası olacağını göstermiş oldu. Örneğin geçtiğimiz günlerde Trump’la Beyaz Saray’da şakalaşırken İsrail’de Filistinlilerden çalınan toprakların bir sinagogda satışını protesto edenleri antisemitik ilan etti. Ardından Demokrat Partinin Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri, siyonist, antisosyalist ve partinin Cumhuriyetçilerden bir farkının olmadığının kanıtlarından Hakeem Jeffries’e tekrar seçilmesi için destek açıkladı. Üstelik bunu yine kendisi gibi Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) örgütünün bir üyesinin Jeffries’e karşı ön seçimlerdeki adaylığını öldürerek ve Temsilciler Meclisinin Jeffries’in de çabasıyla sosyalizmi iki partinin ortak oylarıyla lanetlemesinin üstüne yaptı. Mamdani ve ekibi Jeffries seçilsin diye çabalarken Mamdani’nin vaatlerine açıkça düşman bir Demokrat olan Julie Menin’in belediye meclisi sözcülüğüne seçilmesini de bir şey yapmadan izledi.
ABD’de iki partili bir demokrasi olduğu propagandasının başarısı tabii ki sadece yukarıdan aşağıya dayatılan ya da her çeşit medya ile birikerek yayılan değerler ve fikirler ile değil, aynı zamanda egemen sınıfların bir aracı olarak Demokrat Partinin değişen koşullara uyum sağlayarak, gerekirse dışarıdan üretilen fikir ve değerleri bünyesine katıp bunları kendi çıkarları ve kapitalist sistemin yapısal gereklilikleriyle uyumlu yerlere yönlendirme misyonunu belirli bir başarıyla yerine getirmesiyle, yani partinin toplumsal hareketlerin gidip öldüğü yer olma misyonuyla olanaklı. Bu süreçlerin sonucu olarak partilerin tabanları ve destekçileri farklı, ancak iki parti arasında bir buçuk parti sistemi diyecek kadar bile fark yok. Yaratılan algının ve liberallerin propagandasının aksine örneğin Trump ilk kazandığı seçimlerdeki rakibi Hillary Clinton’dan daha farklı ya da daha kötü değildi. Tıpkı son seçimlerde Biden-Harris ikilisinden çok farklı olmadığı gibi. Ya da Bush ve Obama’nın çok da farklı olmaması gibi. İki partiyi eğer emekçiler ve ezilen halklar penceresinden değerlendireceksek iki temel alan var: Emek düşmanı neoliberal ve ayrımcı politikalar; ve sömürgeci, yeni-sömürgeci savaşlar ve müdahaleler karşısındaki tutumları. Soykırımdan savaşa, göçmenlerden ırkçılığa, emek karşıtlığından milyarderlerin çıkarlarına hizmete kadar hemen her alanda Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti arasında fark yok.
Tek parti tezi yeni değil
Amerika’nın bir tek parti sistemi olduğu tezi yeni değil. Lenin daha 1912’de ABD’nin iki partili sistemini “İki burjuva partisi arasındaki görkemli ama anlamsız düellolar” şeklinde tanımlamıştı; “Halkı aldatıp hayati çıkarlarından başka yöne çeken” düellolar. Sömürge karşıtı mücadelesiyle bilinen Tanzanya’nın ilk Başkanı Julius Nyerere “ABD de aslında bir tek parti sistemi, ama tipik Amerikan savurganlığıyla aynısından iki taneye sahipler” demişti. Noam Chomsky bir röportajında “ABD’de esas itibarıyla tek parti sistemi var ve iktidardaki parti iş dünyası partisi” diye tanımlamış, Yazar Gore Vidal 1970’lerde “ABD’de tek parti var, o da mülkiyet partisi…” demiş, geçtiğimiz yıllarda David Harvey de ABD’nin görünüşte iki partili sistemi için tek bir “Wall Street partisi” demişti. Nathan J. Robinson ABD sistemi için “Savaş Partisinin iki kanadı var” derken Tom Angelhart da aynı şekilde “Gerçekte başkentte yalnızca bir parti var o da Savaş Partisi” diye vurgulamış, Korkut Boratav da Amerikan seçimlerini değerlendirirken “Savaş Partisi” vurgusu yapmıştı.
Önümüzdeki hafta kısaca bu iki partinin işçi ve siyah düşmanı kökenlerine ve ABD anayasasının köleci karakterine değinip, ABD’nin neden ve nasıl bir bir tek parti sistemi olduğunu “Para ve şirketlerin partisi” ve “Savaş Partisi” ana başlıklarında hem iç hem dış politika üzerinden tartışacağım.
Evrensel'i Takip Et