29 Kasım 2025 06:05

Koşuyolu Muhtarlığında ortak bir yaşam inşası

21 Kasım 2025 Cuma akşamı Koşuyolu Mahalle Evi’nde gerçekleşen “radikal kent hakkı” içerikli “Koşuyolu Mahalle Buluşmaları” etkinliğinden söz etmek paylaşmak istiyorum bugün.

 Koşuyolu Mahalle Muhtarlığı ve Nükhet Eren Yaratıcı Yazarlık Atölyesi işbirliğiyle gerçekleşen buluşmanın daveti şöyleydi;

Kent, giderek daha az ortak, daha çok özel alana bölünüyor. Kamusal mekânlar sessizleşiyor, sokakların dili değişiyor. Ağaçların, evlerin, insanların hikâyesi aynı hızla siliniyor.

Radikal kent hakkı kavramı üzerinden dayanışmayı, mekânın hafızasını ve kente sahip çıkmanın yaratıcı biçimlerini konuşacağız.

*

Koşuyolu mahalle halkına bu sözleri yazdıran şey, İstanbul’un çoğu köklü semti gibi, Koşuyolu’nun da hızlı dönüşümü, değerlerinin yitimi ve bu sürece karşı bu değerleri üretenlerin yaşatma çabası.

Öte yandan Koşuyolu yurttaşlarının kentsel mücadele yanında, ortak bir yaşam inşa etmeye dair kurucu iddiaları da var. Şöyle ki, deprem gibi etkisi güçlü doğal olaylar, pandemi gibi insanları eve kapatan salgınlar, gitgide zorlaşan kamusal alan kullanımı vb. İstanbulluların üzerine çöken ve insanları bireysel hareket etmeye yönlendiren sistemsel sorunlara karşı, birlikte hareket etmeyi, dayanışmayı, müşterekler üretmeyi deneyen ve bunun için yoğun emek veren bir topluluğun kuvvetli bir deneyime sahipler.

Yazının görselinde yer alan, Koşuyolu Muhtarlığı ve Mahalle Yaşam Dayanışma Derneği (MAYADER) tarafından hazırlanan “Mahalleni tanı, komşunu tanı, afet planı yap”, afette ilk 72 saat (3 gün) olarak tanımlanan ve altın saatler olarak işaret edilen bu zaman dilimindeki eylemliliğe odaklanan broşür bu deneyimlerden bir tanesi. 

Etkisi kuvvetli bir doğa olayının yarattığı tahribat karşısında, sağlık, itfaiye, arama kurtarma ekipleri gibi birimlerin herkese erişememe sorununa karşı, ilk 72 saate hazırlıklı olmak amacıyla, en küçük yaşam birimimiz olan binadan mahalleye, toplanma alanı, bilgi/iletişim, ilk yardım/ilaç, su, gıda, elektrik teminleri için neler yapabileceğini, nasıl örgütlenebileceğini gösteren bu çalışmanın yaygınlaşması, tatbik edilmesi sadece yaşamı korumayacak. Aynı zamanda gündelik hayat ilişkilerini dönüştürecek, dayanışma duygusunu yayacak, yeni bir mahalle kültürünü inşa edecek ve daha birçok toplumsal kazanıma zemin olacak...

Kent hakkı üzerine buradaki ilk yazıda söz ettiğim şu notlar Koşuyolu’nda hayat buluyor;

Kent hakkı mücadelesi devrimci bir eylem olarak anti-kapitalist bir içerik taşıyor. Bu nedenle de teorik olarak radikal olması yetmiyor, sahadaki somut mücadeleler ile birlikte yürütülüyor. Mekânı demokratikleştirmeye yönelik her türlü eylem mevcut ilişkileri dönüştürmek için de bir imkândır. Bu nedenle başka bir dünyayı hayal etmek, başka bir mekânı tahayyül etmekten de geçer…

Örneğin Koşuyolu’nu “yükselen değil, korunması gereken değer” olarak ifade eden, diğer bir deyişle kentin dönüşüm değil, kullanım değerini önceleyen, 30 Ekim 2025 tarihli Validebağ Savunması Instagram hesabı paylaşımı bizlere, mahallelinin nasıl bir kentte yaşamak istediğini gösteriyor.

Diğer yandan Koşuyolu’nda bu son ticarileşme hamlelerinin yapı ölçeğine de yansıması, esasen daha geniş ölçekli müdahalelerden tetiklenen sorunlar nedeniyle olduğunu da biliyoruz.

1973’te Boğaziçi Köprüsü’nün kullanıma açılması, Koşuyolu çevresinde bir imar hareketliliğine neden oluyor. 1997’de imar planı revize ediliyor. 2016’da Avrasya Tüneli’nin kullanıma açılmasına kadar geçen süreçte, başta Fikirtepe yığını olmak üzere, E-5 çevresinde yoğun bir kentsel dönüşüm yaşanıyor. Bölgenin hava fotoğrafları, üst ölçekten, yapılı çevrenin nasıl dönüştüğünü gayet açık gösteriyor.

Bu üst ölçek dönüşüm, elbette yapı ölçeğinde de sürüyor. Koşuyolu’nda 1946’dan sonra inşa edilen Emlak Bankası Evleri, İşçi Evleri, Yapı Kredi Sandığı Evleri, Tersane Evleri, Belediye Evleri gibi sınıfsal olarak adil bir ortam tesis eden, bir toplu yaşam kültürü oluşturan, planlama ve mimari açıdan nitelikleri olan konutlar da dönüşüyor.

Söz konusu dönüşümü inceleyen çeşitli akademik çalışmalar olduğu gibi, ben burada özellikle “Koşuyolu Hatırası” kitabına değinmek istiyorum. Nükhet Eren ve Nermin Ketenci tarafından hazırlanan ve 2023 yılında yayımlanan kitap, yaşayanlarının dilinden sözlü tarih yoluyla mahalle sokaklarını bizlere aktarıyor.

Aktarımlar; bir yaşam kültürünün nasıl oluştuğunu, ne şekilde dönüştüğünü ve yeniden nasıl kurulmaya çalışıldığını gösteriyor. Anlatımların ardından gelen TMMOB Mimarlar Odası’nda Sami Yılmaztürk anısına yapılan 27 Nisan 2019 tarihli toplantı notları dahil olmak üzere, çalışmanın bütünlüğü bizlere, bir yaşam alanının sınıfsallığını da çarpıcı bir şekilde ifade ediyor.

Sözün özü, kentin imkânlarından eşit ve adil bir şekilde faydalanmanın ötesinde, kent hakkını sınıfsal bir hak olarak inşa etme çabası, Koşuyolu’ndan Validebağ’a yıllardır sürüyor.

Bu uzun yolculukta örgütlenmeler de dönüşüyor, kendi yapabilirliklerini arttırmak, güçlendirmek, sözü büyütmek, yanyana gelişleri sağlamak üzere türlü yollar deniyor, bozuyor, yapıyor, yeniden deniyor ve bir yoldaşlık içtihatı inşa ediyor…

*

Koşuyolu mahalle buluşmasında, ülkenin çoğu yeri gibi Validebağ ve mahallenin yaşam hakkı mücadelesini de kayda geçiren sevgili dostumuz Hakan Tosun’u da andık.

Dilerseniz Hakan Tosun’un video kayıtlarını yüklediği Youtube hesabında, burada ifade etmeye çalıştığım hak mücadelesi ve daha da ötesine geçen bir yaşam hakkı inşasını izleyebilirsiniz.

Hepimize ilham olsun…  

T. Gül Köksal

Koşuyolu Muhtarlığında ortak bir yaşam inşası
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et