29 Kasım 2025 06:03

İstismarla mücadele istismarı

Sosyal medya ve geniş dil modellerine dayalı sohbet botlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, çocukların internette uygunsuz içeriklere erişiminin nasıl engellenebileceği neredeyse tüm ülkelerde tartışma konusu haline geldi. Yaş sınırlarından “yaşa uygunluk” tanımlarına, engelleme yöntemlerinden denetim mekanizmalarına kadar uzanan bu geniş tartışmanın yanıtları, her ülkede iktidarların ideolojik tercihlerine göre şekilleniyor. Son olarak çarşamba günü Avrupa Parlamentosu, sosyal medya ve yapay zeka tabanlı sohbet botlarına erişim için 16 yaşını asgari zorunluluk olarak belirleyen bir karar aldı. Yasal bağlayıcılığı olmayan ancak parlamentonun yönelimini gösteren karara göre, 13-16 yaş arası erişim ebeveynlerin iznine bırakılıyor. 483 lehte, 86 çekimser ve 92 aleyhte oyla alınan karara Çekya, Polonya, İtalya ve Hollanda karşı çıktı.

Çocukları internetin tehlikelerinden korumak, neredeyse hiçbir yetişkin için tartışma gerektirmeyecek bir öncelik gibi görünüyor. Sosyal medyadaki tehlikeli kişilerden intihara yönlendiren sohbet botlarına kadar dev bir risk alanı var önümüzde. Asli derdi kâr olan şirketlere bu konuda güvenemeyeceğimiz de açık. Dolayısıyla yasal düzenlemeler ilk bakışta mantıklı gelebilir. Ancak çocukların korunması gerekçesiyle yapılan pek çok düzenlemenin altını eşelediğimizde farklı bir tablo ortaya çıkıyor: Çocukları koruma bahanesiyle dev bir gözetim ve sansür mekanizması kurmaya çalışan iktidarlar. Avrupa Parlamentosunun yeni kararı da bunlardan biri.

Meselenin ilk ayağı yaş belirleme sorunu. Bu konuda çocukların ve yetişkinlerin kişisel bilgilerini riske atmayan işlevsel bir yöntem yok. Beyana dayalı bildirim işe yaramıyor. Kamera ile yüz tanıma gibi biyometrik yöntemlerin hata oranları yüksek ve biyometrik verileri riske atıyor. Kredi kartı ile doğrulama hem atlatması kolay hem de kart bilgilerinin pek çok platformla paylaşılması anlamına geliyor. Yasal kimliklerle profil eşleştirme ise en tehlikeli seçenek: Hem anonimlik hakkını tahrip edecek hem de devasa bir fişleme ve gözetim mekanizmasına yol açabilecek.

İkinci sorun, “Çocukların korunması” gerekçesiyle çevrimiçi yazışmaların izlenebilmesi talebi. Kararın son halinden çıkarılmış olsa da bu konu ısrarla gündeme getiriliyor. Bu talep, internette verilerimizin gizliliğini ve güvenliğini sağlayan şifreleme mekanizmalarının zayıflatılması ya da arka kapılar konması anlamına geliyor. Söz konusu şifreleme mekanizmaları hepimizin çevrimiçi verilerinin korunması açısından kritik. Kişisel verilerin ve iletişimin gizliliği tartışmalarını bir kenara bırakalım, bu mekanizmaları güvenlik güçlerinin kolay erişimi için zayıflatmak, aynı zamanda suçluların da kolay erişimi için zayıflatmak demek. Gizli arka kapıların suçlular tarafından kullanılmasının ise uzun bir tarihi var zaten.

Tüm bunlardan daha önemlisi, bu tür çabaların pratikte çocukları daha fazla tehlikeye atacak olması. Ülkemizde yakın zamanda Roblox’un yasaklanmasının ardından gözlemlediğimiz gibi, yasaklama kararları işe yaramıyor. Çocuklar farklı yöntemlerle ya Roblox’a erişmeyi başardı ya da daha küçük ve daha kontrolsüz benzer platformlara kaydı. 16 yaş altına herhangi bir uygulama yasaklandığında da sonuç farklı olmayacak. Bir kesim, güvenilirlikleri tartışmalı VPN’lere verilerini vererek uygulamalara ulaşacak. Diğer bir kesim ise internetin daha karanlık köşelerindeki küçük, kontrolsüz uygulamalara yönelecek. Kimlik doğrulamasından kaçınmak isteyen her türden suçlunun da bu karanlık platformlara akın edeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

AP’nin bu kararı çeşitli ülkeler tarafından benimsenip yasalaştırılsa bile çocuklar korunamayacak. Ama zaten asıl mesele bu değil. Bu öylesine etkili bir bahane ki, hem endişeli ebeveynleri saflarına katmaya yarıyor hem de olası itirazları “Çocukların korunması” argümanıyla savuşturmayı mümkün kılıyor. Pratikte ise ortaya çıkan şey, iktidarlara sunulan dev bir gözetim ve sansür mekanizması.

 

İsmail Gökhan Bayram

İstismarla mücadele istismarı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et