26 Kasım 2025 06:10

Kartepe - Uzunbey’de planlama suçu ile ekolojik felakete çağrı

Kocaeli’nin Kartepe ilçesi Uzunbey bölgesinde özel bir şirket için tasarlanan çelikhane-haddehane projesi, çevre bilimi, şehir planlama hukuku ve kamu yararı ilkeleri açısından son yılların en problemli girişimlerinden biri tezgahlanıyor. Planlanan dev çelikhane ve haddehane projesi, artık sadece bir sanayi yatırımı değil; çevresel kırılganlık, hukuki tartışmalar ve toplumsal tepkinin birbirine karıştığı bir kent suçu örneğine dönüşmüş durumda. Ve bu proje, kamuoyuna yansıyan tüm detaylarıyla, “Bölgenin geleceği kim için planlanıyor?” sorusunu her geçen gün daha yüksek sesle sorduruyor. Projenin kalbinde, Cumhurbaşkanlığı kararıyla verilen “özel endüstri bölgesi” statüsü yer alıyor. Normalde böyle bir statü, geniş kamu yararı taşıyan, teknoloji üreten, yüksek katma değerli ve çevresel açıdan sürdürülebilir yatırımlar için kullanılır. Oysa Kartepe’deki durum bambaşka.

Bu proje, yalnızca yer seçimi açısından değil, aynı zamanda hukuki süreçlerin işletilme biçimi ve çevresel risklerin sistematik olarak küçümsenmesi nedeniyle akademik literatürde “çevresel adaletsizlik” olarak tanımlanan durumun tipik bir örneği olacak. Çelik üretimi ve haddeleme faaliyetleri (HEII) olarak tanımlanır ve yüksek kirletici potansiyeline sahip ağır sanayi vasfına girer. Bu tür tesislerde yapılacak yerin belirlenmesinde, yerleşim alanlarına mesafesi, tarımsal üretim yoğunluğu, yer altı su hassasiyeti, meteorolojik koşulları ve ekosistem dayanıklılığı aranır. İzmit Körfezi havzası sık sık inversiyon yaşayan, kirleticilerin çökmeye eğilimli olduğu kapalı bir meteorolojik yapıya sahiptir. Ağır metal partikülleri ve NOx-SO₂ birikimi, halihazırda sanayi yükünü taşıyan havzada ek bir kirletici baskı oluşturacaktır. Kartepe çevresi, bölge belediyelerinin içme suyu beslenme alanlarının önemli bir kısmını barındırır. Ağır metal kontaminasyonu, özellikle cüruf depolama alanları ve toz birikimleri yoluyla yer altı suyu için geri döndürülemez tehlike yaratır. Bölgedeki toprak sınıfları, tarımsal potansiyeli yüksek, geçirgen yapıda, kirleticilerin hızla taşınmasına elverişlidir. Bu nedenle, ağır sanayi atıkları toprağa geçtiğinde etkisi geniş bir alana yayılacaktır. Bu veriler ışığında, Kartepe-Uzunbey’in çelikhane gibi ağır bir sanayi tesisi için bilimsel olarak en uygunsuz alanlardan biri olduğu açıktır. Çevresel etkileri açısından, projenin savunucularının sıkça dile getirdiği “modern filtreler”, “emisyon kontrolü” gibi söylemler, ağır sanayi literatüründe yanıltıcı güvenlik söylemleri olarak değerlendirilir. Çelik üretimi tesislerinde PM2.5 kirleticisi kaçınılmazdır ve bu partiküller filtre sistemlerinden dahi “kaçak emisyon” olarak sızar.

PM2.5, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “kanserojen sınıf 1 kirletici” olarak tanımlanır. Arj ocakları, hadde tozları toksisiteli metaller içerir. Bu metaller toprağa, suya ve solunum yoluyla doğrudan insana taşınır. Atık sular konusunda da çelik proses atık suyu, yağ, metal oksit ve asit içerir. Arıtma tesislerinin kesintisiz ve hatasız çalışması varsayımıyla yapılan ÇED değerlendirmeleri bilimsel gerçekliklerle uyumlu değildir, çünkü dünya üzerindeki hiçbir ağır sanayi tesisinde arıtma sistemlerinin yılda yüzde 100 performansla çalıştığı örnek yoktur. Çevre trafik ve gürültü açısından, 24 saat çalışan hadde hatlarının yüksek frekanslı mekanik gürültüsü, yakın mesafede yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür.Ayrıca yüzlerce günlük kamyon hareketi, bölgedeki trafik, hava kalitesi ve güvenlik risklerini katlar. Kartepe’nin kırsalıyla kent merkezi arasındaki tüm aksı kilitleyecek ağır vasıta akışı olacaktır. Kısacası: Bu tesis, bölge ekosistemine kontrollü değil, kaçınılmaz ve sürekli bir kirletici yük bindirecektir. Bu projede planlama hukuku ötelenmiş, yok sayılmıştır. En tartışmalı noktalardan biri, projenin bulunduğu alanın “özel endüstri bölgesi” ilan edilme biçimidir. Bu statü: Yerel yönetimlerin planlama yetkisini devre dışı bırakır. Normalde ağır sanayi için zorunlu olan mesafe - çevresel koşul kriterlerini askıya alır. Kamu yararı yerine özel şirket yararını önceleyen bir hukuki yapı oluşturur. Bu nedenle proje, şehircilik ilkeleri ve planlama hukuku açısından açık bir mevzuat sapması içermektedir. Teoride, özel endüstri bölgesi ilanı “ülke ekonomisine stratejik katkı” kriterine dayanmalıdır.Ancak Kartepe örneğinde bu kriterin hiçbir akademik, ekonomik veya çevresel temeli yoktur. Çevresel adaletsizlik olarak tanımlayacağımız bu uygulamada; Halkın katılım süreci göstermelik kalmıştır. Toplantılar sağlıklı ortamda yürütülmemiş, halkın itiraz gerekçeleri etkili değerlendirilmemiştir. Yerel halk, muhtarlar, çevre örgütleri, meslek odaları… Hepsi aylarca itiraz etti.ÇED toplantıları tartışmalı geçti, önceki ÇED onayı mahkemece iptal edildi, rapor revize edilip yeniden onaylandı. Ama dikkat çeken nokta şu: Her şey, halkın değil, yatırımcının ihtiyaçlarına göre şekillenmiş görünüyor. Planlamanın ruhuna tamamen aykırı bir durum bu. Bir kentin geleceğini belirleyen sanayi yatırımları, o kentte yaşayanların yaşam standartlarını düşürüyorsa; o yatırım kamu yararı taşımaz.

Kartepe’ye kurulmak istenen Çelikhane, Bir ‘kalkınma projesi’ değildir. Ekolojik tahrip ve planlama suçudur. Bilimsel değerlendirmenin, hukuki ilkelerin ve kamu yararı anlayışının aynı anda ihlal edildiği bu proje, Kartepe’nin geleceğini tehdit eden bir çevre felaketinin altyapısını oluşturmaktadır. Bu proje ile kentin hava kalitesi bozulacak, su kaynakları kirlenecek, toprak verimliliği düşecek, yerleşim güvenliği kalmayacak, toplumsal sağlık bozulacak ve planlama bütünlüğü de tamamen ortadan kalkmış olacaktır. Uzunbey’de çelikhane ısrarı: Bir bölgenin sessizce tüketilişi olacaktır. Ve eğer kamu yararı gerçekten gözetilmiyorsa, bu yatırım ‘kalkınma’ değil, geleceği ipotek altına alan bir çevre felaketinin başlangıcıdır.

Osman Güdü

Kartepe - Uzunbey’de planlama suçu ile ekolojik felakete çağrı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et