Saray iktidarı halkın sağlığına zararlı
Almanya’dan tatil için İstanbul’a gelen ve İstanbul’un Fatih ilçesinde bir otelde konaklayan aile; anne, baba ve iki çocuk olmak üzere dört kişi, mide bulantısı ve kusma şikayetiyle hastaneye kaldırılmış, yapılan müdahalelere rağmen tamamı hayatını kaybetmişti. Soruşturma ön otopsi raporlarına göre ölüm sebebi “Oteldeki ortamdan kaynaklı kimyasal madde zehirlenmesi” olarak öncelikli değerlendirildi; gıda kaynaklı olasılığın daha düşük olduğu bildirildi. İlaçlama firmasının yetkisiz çalıştığı, otelin havalandırma sisteminin yetersiz olduğu ve ilaçlama sonrası odanın kapılarının bantla kapatıldığı gibi bulgular soruşturma sürecinde yer aldı.
Alüminyum fosfit asla meskun mahalde kullanılmaz
İlaçlamayı yapan şirketler halk sağlığı alanında 2005’te yürürlüğe giren bir yönetmelikle denetleniyor. Ve kullanılacak ürünlerin Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması gerekiyor. Fakat şirketler ve ilaçlar denetlenmiyor. İstanbul’un tarihi atmosferi içinde sıradan bir tatil planı yapan Böcek ailesinin dört ferdinin ölümü, Türkiye’nin sağlıkta dönüşümün ve halk sağlığının da ne kadar görmezden gelindiği bir tabloya dönüştü. Olay yeri sıradan bir otel odasıydı; fakat kontrolsüzce ve meskun mahalde kullanılması yasak alüminyum fosfit 4 kişilik aileyi yok ederken Saray iktidarının halk sağlığına olan zararını gözler önüne serdi. Bu kimyasal, tarlalarda zararlı canlıları öldürmek için kullanılan, faydası kadar tehlikesi de yüksek bir tarımsal fumigant. Yanlış ortamda, yanlış dozda, yanlış koşullarda insan için ölümcül bir zehir, oteldeki tahtakurusu için tablet şeklinde bırakılmış gaz sızıntısıyla otelde kalan aileyi zehirlemiş. Alüminyum fosfit, dünya genelinde en sık ölümle sonuçlanan pestisitlerden biridir. Çünkü etkisi hızlı, kokusu hafif (Fark edilmesi zordur), gaz formu kapalı alanlarda birikir, tersine çevrilebilecek bir panzehri de yoktur. Bu nedenle zehirle mücadelede temel ilke, asla insanların bulunduğu alanda kullanılmaması, kullanıldığında ise alanın tamamen boşaltılıp profesyonelce havalandırılmasıdır.
Koruyucu sağlık hizmetlerinin piyasalaşması
Aşılama, içme suyunun ve yiyeceklerin denetlenmesi, ana-çocuk sağlığı, hastalık tarama programları, önleyici sağlık tedbirleri, atıkların denetimi, hayvan hastalıklarının denetimi, hava ve su kirliliği gibi hastalık riski taşıyan çevre şartlarının kontrolü gibi faaliyetler koruyucu sağlık hizmetleri alanına giriyor. Genellikle çevresel kirlilik, baca gazları, atmosfere salınan kimyasal, radyolojik vs. atık ve etkilerden oluşan salgın, bulaşıcı hastalıklar, verem, kanser vb. gibi etkileri azaltmak için aşılama, temizleme, arıtma, karantina işlemleri… Kamu adına yürütülen iş yeri, fabrika açma ve çevresel etki değerlendirmeleri izinleri kapitalistlerin işine gelecek şekilde tamamen işlevsiz hale getirildi. Koruyucu sağlık hizmetlerinin artık çok az bir kısmı devlet kurumları tarafından üstlenilirken, özel ve kurum kapsamına giren alanlarda ise sermaye sahiplerine bırakıldı. Bulaşıcı hastalık uygulamalarında tüm dünyada kabul edilen portör muayenesi 2014 yılında zorunlu olmaktan çıkarıldı. Portör muayenesi (taşıyıcılık muayenesi), özellikle gıda üretimi, toplu yemek hizmetleri, su ve temizlik işleri, okul ve kreş gibi çocuklarla temas içeren alanlarda çalışan kişilerin; toplum sağlığını riske atmamak için bulaşıcı hastalıklar yönünden değerlendirilmesi için vardı. 2004 yılında birinci basamak koruyucu sağlık hizmetleri “sağlık ocağı sistemi” hekimlerin örgütleri, sağlık emekçilerinin örgütleri ve toplumun itirazına rağmen lağvedilmiş “aile hekimliği” sistemi ile piyasaya açılmıştı.
Halk sağlığı çökerse…
Böcek ailesinin ölümü, yalnızca bir otelde yaşanan kontrolsüzlük değil; halk sağlığı yönetiminin, koruyucu hekimliğin ve zehirle mücadele sisteminin birlikte çöktüğü bir andır. Halk sağlığıyla ilgili kararlar meslek örgütleri, üniversiteler ve sağlık emekçilerinin örgütlerinden ziyade Saray iktidarının beklentilerine ve özelleştirilme sonrası sağlık sektörü tekellerine göre şekillenince, salgınlarda veriler saklanır, salgın yönetimi şeffaflığını kaybeder, riskli durumlarda iletişim gecikir, halkın güveni zedelenir, politik tercihler tıbbi protokollerin önüne geçer. Halk sağlığı çökerse çocuklar hastalanır, toplum güvensiz ortamlarda yaşar, iş yerleri toksikleşir meslek hastalığı işçi sınıfının gizlenen salgın hastalığı olur, şehirler zehir depolarına dönüşür, toplum sağlık sistemine güvenini yitirir.
Evrensel'i Takip Et