20 Kasım 2025 06:08

‘Yol haritası’ rotası sermayeye çıkıyor

Türkiye’nin ‘yol haritası’nda 2026 rotası belli oldu.

Ulaştırma Bakanlığının bütçesi böyle takdim ediliyor; deniz, kara ve hava yollarına gönderme ile…

Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da, TBMM Bütçe Komisyonunda dünkü sunumunda, göndermeyi kuvvetlendirircesine  sıraladı:

Hızlı tren ağı inşaatına devam.

Demir yolu ağımızı geliştirmeye devam.

Duble yol yapmaya devam.

Sahi bu yollar nereye çıkıyor?

İşte bu soruya yanıltıcı cevap veriliyor; ‘kalkınmaya’, ‘vatandaşa hizmete’ vs. deniliyor ama acaba öyle mi?

Bir soru daha var!

Bakan diyor ki… “Türkiye genelinde 2 bin 3 şantiyemizde 103 bini aşkın çalışanımızla gece gündüz demeden çalışmaktayız”.

Peki bütçede hakikaten gece gündüz çalışan 100 bin işçinin hakkı ve talebi var mı?

***

Bakanlığın rotasına bakınca yapılabilecek ilk tespit şu: Ulaştırma Bakanlığı, Sanayi ve Enerji Bakanlığının hedeflerine uygun bir rota çıkarmış.

Sanayi ve Enerji Bakanlığı sermayenin, patronların hedefleriyle uyumlu bir rota belirlemişti.

Hatırlayalım.

Özellikle AKP ile ‘kader birliği’ etmiş MÜSİAD çatısı altındaki sermayenin uzun zamandır bir talebi var: “Anadolu’nun çekim merkezi haline getirilmesi devlet politikası olmalı”.

Çekim merkezi’ gibi cümleler işin süsü! İstenen üretimin Anadolu’ya yayılması… Ve endüstri bölgeleri ile Anadolu’nun küresel fabrika olma işlevinin genişletilmesi! Devletin de altyapı ile, arsa tahsisi ile bol maddi teşvik ile bu sürece destek vermesi.

Talebe bakınca sanki sermaye “Anadolu’nun kalkınması” gibi ulvi bir amaç taşıyor algısı oluşuyor.

Oysa dert başka…

O dert ifade ettikleri gerekçede gizli… “Kentlerde artık arsa pahalı, kiralar uçuk, işçilik maliyetli.

İşçiler kentlerde açlıkla karşı karşıya ama haramiler ‘maliyetli’ diyor. İstiyorlar ki devlet onlara arsa versin, organize sanayi bölgeleri (OSB) kursun, ‘bölgesel asgari ücret’ ve benzeri uygulamalarla ucuz emek kaynağı yaratsın.

Nitekim Sanayi Bakanlığının Anadolu’yu OSB’lerle donatacak planları hazır!

Lakin OSB’lerde, depolarda, antrepolarda çalışacak ucuz emek havzalarının yaratılması gerekli. Devletin tüm kurumları dört koldan çalışıyor. ‘Meslek edindirme’ adı altında öğrenci emeğinin sömürüsünün önünü, MESEM vb. uygulamalarla açan Milli Eğitim Bakanlığı da hazırlık içerisinde; kentlerdeki yoksul çocuklarına, sanayi havzalarında, taşımalı, yatılı meslek eğitim okulları açmak gibi!

Ulaştırma da bu hummalı hazırlığa katılmış. Lojistik hizmetlerinin geliştirilmesi... Kombine taşımacılık programları... Serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını sağlamayı hedeflemek… Bütçe sunumunda yer alan benzeri ifadelerin tümü sermayeye, ucuz emek havzalarına yol döşemekle ilgili.

Bir de Enerji Bakanlığının hedefini hatırlayalım!

Bakanlığın internet sitesinde bir sekme var; ‘Neden Türkiye’ye yatırım yapmalı?’ başlığını taşıyan. Orada hazırlanmış bir ‘maden yatırım rehberi’ bulunuyor. Yer altı kaynakları Türkiye haritası üzerinde tek tek işaretlenmiş; altın nerede, bakır nerede, gümüş nerede, ne kadar rezerv var, nasıl ulaşılır… Hepsi yazılmış.

Hedef belli: Ülkenin yer altı zenginliklerini yatırım kataloğu olarak sunup, yabancı tekellere ‘gel gel’  yapmak.

Kataloğuna, “Ortalama yaş 33, genç, dinamik, verimli iş gücü” yazan bakanlık işçileri de madenlerle birlikte pazarlıyor! EMEP Milletvekili Sevda Karaca’nın komisyona haykırdığı gibi bu, “Bol, ucuz, itiraz etmeyen işçilerimiz var. Gelin sömürün” demek!

Ulaştırma Bakanlığının rotası bununla da uyumlu. “Yol yapım çalışmalarında temel hassasiyetlerden biri de ana limanların kara yolu ve demir yolu bağlantılarının kurulması” olarak belirlenmesi, söz konusu uyumun göstergesi.

Anadolu coğrafyası, dünyaya bağlanan, ticaret ve tedarik ağlarının ortasında dev bir küresel fabrikaya dönüşecekse yollar önemli. Büyük limanların OSB, lojistik merkez, maden ve büyük işletmelere demir yoluyla bağlanması da kritik. Çünkü ucuz emek sömürüsü ile üretilenin, en ucuz taşıma kanalı raylı sistemle limanlara taşınması, sermaye için elzem!

‘İhracatın artırılması’, ‘Nakliyat ve sevkiyat maliyetlerinin düşürülmesi’ gibi kavramlarla Ulaştırma Bakanlığı sürece altyapı hazırlıyor.

***

Sermaye grupları kendilerine göre çekiştiriyor.

Örneğin MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Mehmet Sait Kayan, Ulaştırma Bakanlığının 2026 bütçesinden beklentisini duyurdu: “Mersin büyüyor, üretiyor, ihracat yapıyor. 2026 yılı bütçesinin Mersin’in omuzladığı ekonomik yükle uyumlu olmasını istiyoruz.”

Bakanlığın bugüne kadar yaptıklarını yeterli görmüyor, bay başkan.

Oysa Bakanlık övünerek Çukurova Havalimanını açtı; 800 hektarlık tarım arazisini yok ederek, Adana Şakirpaşa Havalimanını yolculara kapatarak.   

Mersin-Adana-Gaziantep hızlı tren hattı çalışmalarını hızlandırdı. Akdeniz Sahil Yolu, OSB bağlantı yolları, konteyner limanı genişletmeleri vs. icraatları hayata geçirdi!

Yük taşımacılığını hızlandırmak, liman-kara yolu-demir yolu-OSB entegrasyonunu güçlendirmek, ticari lojistik akışını hızlandırmak içindi tüm bunlar.

Bakanlığın icraatları tam olarak MÜSİAD’ın talepleri yönünde! MÜSİAD Mersin Şb. başkanı yine de talepkar:

Mersin ihracatını artırdı yatırımı artırın; limanlarımız yoğunlaştı yolları bize göre yapın; OSB büyüdü bağlantı yolunu hızlandırın; ihracat rekor kırdı bütçeden daha çok pay verin.

İşte Bakanlığın şu vurguları hep bu iştaha yönelik: “Demir yolu ve kara yolu yatırımları, liman bağlantıları, yük koridorları, ulusal/uluslararası lojistik ağları…”

İşçiye yok, müteahhide çok

İktidar, büyük projelerle övünürken, ülkenin altyapısını güçlendiren asıl güç karayolları işçilerini süründürüyor.

2023 genel seçimleri öncesi iktidar sözcüleri kadro sözü vermesine rağmen, Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan taşeron işçiler kadroya alınmadı.

Bakım-onarım, karla mücadelede çalışan taşeron işçiler zor ve ağır koşulda çalıştığı halde maaşı genelde asgari ücret! Gece ve hafta sonları çalıştırılmalarına rağmen fazla mesai parası alamıyorlar.

Toplu sözleşmeden yoksulluk sınırının altında bir ücrete dayatmasıyla çıkan demir yolu işçileri mağdur.

Yıllık ikramiyenin 120 gün olması…

Günlük yemek yardımı net en az 600 TL…

Fazla mesai yapılan günlerde ikinci yemek ücreti ödenmesi…

Gece çalışmalarında yapılan çalışmaların yüzde 35 zamlı olması…

Daha pek çok talep var, duyan yok. Ulaştırma bakanı, ‘Gece gündüz çalışıyorlar’ dediği bu işçileri, emekçileri görmezden geliyor. Ama iş müteahhide gelince değişiyor.

Cebimizden beş kuruş çıkmayacak’ denilerek yapılan yollar ve tünel için Karayollarına 101 milyar TL aktarılacak.

Memura ve işçiye verilirse enflasyon olur, müteahhide verirsen sevap’ mantığı devrede!

Kıyaklar bununla da sınırlı değil!

 İstanbul’a yapılan üçüncü köprü örneğinde olduğu gibi, müteahhidin tüm talepleri ‘tak’ diye dikkate alınıp, ‘şak’ diye yapılıyor.

Yatırım tutarı 2.5 milyar olacaktı, 3.5 milyara çıktı; işletim süresi doldu, uzatıldı.

Oysa ‘personel gideri’ bunların yanında devede kulak!

2026 bütçesinde ‘personel giderleri’ 4.5 milyar TL ve Sosyal Güvenlik Kurumlarına devlet primi giderleri 728 milyon TL.

Toplam 525 milyar TL’lik Bakanlık bütçesinin 100’de 1’inden bile düşük.

Özet niyetine!

Ortada bir kalkınma hamlesi yok.

Bazı fabrikalar Anadolu’dan göçüyor, bazısı teşvikini alıp bir müddet sonra çekiliyor yenileri de bir plan dahilinde yapılmıyor.

Anadolu yer altıyla birlikte yağmalanıyor, emek gücü sömürülüyor. Üretimin ve sömürünün eş zamanlı yayıldığı lojistik damarlar, bakanlıkların büyük katkılarıyla, sermayeye kan pompalıyor.

Bülent Falakaoğlu

‘Yol haritası’ rotası sermayeye çıkıyor
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et