19 Kasım 2025 06:02

Çocuk kurban etmeyle ilişkilendirilir… Kadim bir tanrıdır Moloch… Vakti zamanında Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki çeşitli kültürlerde tapınanı çoktur… Genellikle boğa başlı bir figür olarak tasvir edilir… Çocukların kurban edilmesini içeren ritüeller, çocuklar onun uzattığı ellere yatırılarak gerçekleştirilir ve çocukların bir ateşte öldürülmesi ile sonuçlanır… Moloch'a tapınma, kuraklık veya kıtlık gibi kriz zamanlarında tarımsal verimliliği artırdığına inanılan bereket ritüellerinin bir parçasıdır…

Verimliliği artırmak için kurban verme anlayışı tarifsiz ve tarihsiz görünüyor…

19. yüzyılda yaşayan şair Letita Elizabeth Landon’un “The Factory-Fabrika” şiirinde bir kez daha çıkar karşımıza Moloch… Bu büyük ama kısa ömürlü kadın şair, Viktorya dönemi fabrikalarındaki baskıcı çalışma koşullarını ve çocuk işçilerin yaşadıklarını güçlü bir şekilde kınar ünlü şiirinde… Uygulamaları eski Moloch kurban etme geleneğiyle karşılaştırarak, endüstriyel toplumun da aynı derecede barbar olduğunu öne sürer. Serbest ve kısmi bir çeviriyle…

'Bu lanetli bir şeydir!'

O kasabanın üzerinde bir gölge var, / Karanlık, cenaze örtüsü gibi bir kefen: / Bu, hızla inen fırtına değil, / Bu, bir yaz bulutu değil…

… Sabah rüzgârıyla yükselir / Alçak, yakaran bir çığlık, / Binlerce çocuk kaderine terk edilmiş / Hastalanmaya ve ölmeye!

Moloch'un kurbanını okuduk, / Adını duyunca midemiz bulandı, / Ve bebeklerin ağlamalarını duyuyor gibiyiz— / Yine de aynı şeyi yapıyoruz;

Ve daha kötüsü—putperest sunağı / Sadece anlık bir acı veriyordu, / Ama biz yıllar veriyoruz, —putumuz Kâr, / Canlı bir mezar talep ediyor!...

… Şu çocuğa bakın, başı eğik, / Dizleri ağrıyla bükülmüş; / Perişan, yatağından mırıldanıyor, / "Ah, izin verin tekrar uyuyayım!"

Ne yazık! Zamanı geldi, annenin gözleri / Kederle başka yöne dönüyor; / Ne yazık! Zamanı geldi, çocuk kalkmalı, / Oysa henüz gün doğmadı.

… Ve o küçük eller yorgunlukla / Alışılmış görevlerini yerine getirir; / Oysa her gün, o solgun grupların arasından bazıları, / Boyun büker, hastalanır, erir ve ölür.

Tanrım! Bir çocuğu düşünmek / ki çocukluk günleri yok, / Ne tasasız oyun, ne çılgın şakalar, / Ne dua ve övgü sözleri!

Güçleri gelmeden önce çalışmak mı, / Aç kalmak mı, -birçok İngiliz evini / Tek, uzun ve yaşayan bir mezara / Dönüştüren kader bu mudur?

Landon, şiirinde çocukları sömürülürken Britanya'nın büyük ve özgür bir ulus olduğu fikrine meydan okur…

Allen Ginsberg’in 1956 tarihli “Howl-Feryat” başlıklı şiirinde bu kez çocukların çığlıklarının sebebi, yaşanan yıkımın nedenidir Moloch…

Moloch! Yalnızlık! Pislik! Çirkinlik! Kül kutuları ve ulaşılamaz dolarlar! Merdiven altlarında çığlık atan çocuklar! Ordularda hıçkıran oğlanlar!... İnsanların ağır yargılayıcısı Moloch!

Moloch anlaşılmaz hapishane!... Zihni saf makine olan Moloch! Kanı akan para olan Moloch! Parmakları on ordu olan Moloch!

Göğsü yamyam bir dinamo olan Moloch! Kulağı tüten bir mezar olan Moloch! Gözleri bin kör pencere olan Moloch! Gökdelenleri uzun caddelerde sonsuz Yehova’lar gibi duran Moloch! Sis içinde hayal kuran ve öten fabrikalar Moloch! Şehirleri taçlandıran baca ve antenler Moloch!

Sevgisi sonsuz petrol ve taş olan Moloch! Ruhu elektrik ve bankalar olan Moloch! Moloch! Robot apartmanlar! görünmez banliyöler! iskelet hazineler! kör sermayeler! şeytani endüstriler! hayalet uluslar! …

Ginsberg’in bu oldukça serbest bir şekilde Türkçeleştirilen kuvvetli şiiri yaşadığımız dünyanın büyük bir eleştirisidir aynı zamanda. Paranın belirleyici güç olduğu sistemin, militarizmin, baskıcı devlet aygıtının, bireyselliği ezen, ruhsuz ve standartlaşmış kentsel yaşamın, insanın doğal coşkusunu engelleyen, aşırı mantıkçı, duygusuz ve mekanikleşmiş bir zihniyetin edebi bir eleştirisi…

Ginsberg’in Moloch’u açık ki kapitalist üretim tarzının tanrısıdır… Kapitalizmin ucuz emek, düşük maliyet, rekabet edebilirlik, yüksek kâr talepleri ile ete kemiğe bürünen, beden kazanan modern tanrısı Moloch bir kez daha çocuklarımızı kurban istiyor…

İSİG Meclisi raporlarına bakın. Sayı olarak bahsetmenin mahcubiyetiyle ifade etmek gerekir ki, 2013-2025 yılları döneminde en az 770 çocuk işçi hayatını kaybetti… 2024-2025 öğretim yılında ise en az 72 çocuk çalışırken hayatını kaybetmiş durumda. Nilgün Güngör’ün çok yeni yazısındaki ifadeleriyle, “İSİG’in ulaşabildiği verilere göre ölen çocukların 7’si kız. 20 çocuk (14 işçi ve 6 çiftçi) tarım sektöründe, 19 çocuk sanayi sektöründe, 17 çocuk inşaatlarda ve 16 çocuk da hizmet sektöründe iş cinayetlerine kurban gitti.” Rapor aynı zamanda ölümlerin sanayiye kaymakta olduğuna işaret ediyor. Bunun temel nedeni ise MESEM gibi işçileştirme süreçleri yanı sıra Türkiye’nin 81 şehrindeki OSB’ler. Buralarda asgari ücretin bile altında bir ücretle, çoğunlukla sigortasız, sendikasız ve uzun saatler boyunca yoğun bir şekilde çalıştırılan, hakkını aramayı bile bilmeyen çocuklar.

Moloch’un ellerine yatırılmış kaderlerini bekliyorlar…   

Hayır! Moloch’a bir tane çocuğumuzu daha kurban vermeyelim…

Moloch! Yalnızlık! Pislik! Çirkinlik!...

Koray R. Yılmaz

Çocuklara ağıt…
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et