17 Kasım 2025 06:16

Reis mi hukuktur, hukuk mu reistir?

Devletin ne kadar çok tanımı yapıldı dünden bugüne. Platon’dan Poulantzas’a, oradan günümüz tartışmalarına yüzlerce perspektif sunmak mümkün. Hukuk/adalet ve devlet ilişkisini bir nefeste özetleyecek, tarihin imbiğinden süzülüp gelen herkesi tatmin edecek tek bir tanım bulmaksa neredeyse imkânsız. Olsun, “Devlet, hukuktur.” diyelim bu yazıda da.  Sonuçta devlet hem kural koyan hem de o kuralların uygulanmasını güvenceleyen aygıt olduğu için, hukukla arasındaki bağı tartışmak neredeyse siyaset düşüncesinin kendisini tartışmaktır.

Yasama, adı üzerinde, yasaları koyar; düzenlediği mevzunun yolunu çizer, uyulmadığında müeyyidesinin ne olacağını belirler. Yürütme, kâğıt üzerindeki yasaları hayata geçirir; onları yürütür, icra eder. Modern zamanlardan beri dilimize öyle pelesenk olsa da yargı -basitçe- “Trias politica’nın (güçler ayrılığının) üç unsurundan biridir.” deyip geçilemez. Diğerlerinden daha üstün değil ama onlardan daha nüfuzlu, daha eyvallahsız, daha cübbesi düğmesizdir. Çünkü, yasayı Resmî Gazete’ye yazmak (yasama) bir iş, işleri çekip çevirmek (yürütme) bir iş ama işleri çekip çevirenlerin yaptıklarının Resmî Gazete’de yazılanlara birebir uygun olmasını sağlamak epey, epey bir iştir.  Çünkü herkes bilir ki, “Adldir mucibi salah” (toplumsal düzenin ve iyiliğin sebebi adalettir). Her ne kadar “Mâlı cem' iden reâyâ” (devleti finanse eden, vergileri veren yurttaş) olsa da eni sonu “reâyâyı pâdişâh-ı âlem-penâha mutî iden” (yurttaşı Reis’in icraatlarına itaatkâr kılan) şey, adalettir. “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” diye boşa dememişler.

Sadece Doğu’nun, bir kısmını yukarıda paylaştığım Daire-i Adalet’in de değil, Batı’nın rex lex (kral yasadır) lex rex (yasa kraldır) ayrımında da aynı lezzet vardır. “Quod principi placuit, legis habet vigorem” (hükümdarın iradesi yasadır) derseniz yargıya da adalete de ihtiyaç yok demiş olursunuz. Yargı, rule of law (hukukun üstünlüğü) ve due process (her ne kadar kavramı tam olarak çekip çeviremese de buna hakkaniyete uygun usul diyelim) varsa gerçek anlamda yargıdır. “Kral yasa ise” diyor Locke, meşruiyet de yoktur ki bir tiranlık ona direnmeyi meşru hâle getirir.

Kanun hukuk mudur?

Yasanın kendisi olan (olduğu düşünülen) kralın iradesi, “Yaptım oldu!”su da eni sonu bir kural, kaide; bir kanun. Rex lex anlayışındaki bir karara harfiyen uyulması da hukuka uygunluk olmuyor. Kanun, iktidarın formel iradesidir; hukuk ise bu iradenin adalet duygusuyla uyumlu olup olmadığına dair toplumsal bir mutabakata, kanaate dayanır. İşte bundandır ki hak, hukuk, adalet düşüncesi kanundan her zaman daha geniştir.

Meşruiyet de hukuk ve adalete ilişkin toplumsal kanaatlerden kopuk değildir. Meşruiyet, iktidarın yönetme hakkına olan inanç ise rıza, bu inancın kaynağı ve dayanağıdır ve bunun o ülkede kralın yasa değil yasanın kral olduğu düşüncesinden kopuk olduğunu düşünemeyiz: Devletin mi başa geleceği, kuzgunun mu leşe çökeceği de yasanın krallaşmasıyla -adaletin tesisi düşüncesiyle- at başı gidiyor.

İmamoğlu İddianamesi: Kralın yasası mı yasanın krallığı mı?

Bianet’in haberine göre, KONDA araştırma şirketi, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve ardından başlayan protesto gösterilerini takiben 24-25 Mart 2025 tarihlerinde Aracılı Paneli üzerinden yaptığı araştırma sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın bu bölümündeki İmamoğlu’nun lisans diplomasının iptali ve yolsuzluk iddiaları, tutuklama ve protesto gösterilerine yönelik toplumsal tepkileri ve CHP ön seçimine katılım bulgularına göreyse, toplumun yüzde 44’ü Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptalini, üçte birinden fazlası hakkındaki yolsuzluk iddialarını, yüzde 43'ü tutuklanmasını yanlış buluyor. Toplumun yüzde 73'ü protesto gösterilerini haklı bulurken seçmenlerin yüzde 18'inin de CHP ön seçimine katılarak İmamoğlu'nun adaylığını onaylamış olduğu anlaşılıyor. 

Özgecan Özgenç’in aynı konuda Medyascope’da yayınlanan haberine göre AKP seçmeninin yüzde 16’sı İmamoğlu’nun casus olduğuna da inanmıyor. Bu konuda muhalif kesimin kanaatlerinin tam tersi istikamette olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Her ne olursa olsun ilginç olan, henüz İmamoğlu’nun “casusluğu” (!) ile ilgili iddiaları bile bilmezken, toplumun, bilindik kamplara bölünmüş olması. Hukukî, adlî bir konuda kanaat oluşturmak için toplumun hukuka (bir iddianameye) ihtiyaç duymaması da ayrı bir sorun. Hukukun üstünlüğü (rule of law) ile hukukun iktidar tarafından araçsallaştırılması (rule by law) arasındaki fark, bir iddianamenin sadece metin olarak değil, nasıl ve hangi bağlamda üretildiğiyle de ilgilidir. Rule by law’da yasa, iktidarın amaçlarını tahkim eden bir araca dönüşür; rule of law’da ise iktidar o yasanın sınırları içinde kalmak zorundadır

Bir kamuoyu araştırma şirketinin verilerinin ortaya koyduğu kanaat o iddianamenin/yasanın Reis/kralın emriyle servis edildiğini kanıtlamaya yeter mi? Elbette yetmez. Ancak toplumun yarıya yakını bunun öyle olduğunu düşünüyorsa bu, ortada bir sorun olduğunu bize söyler mi? Elbette söyler. Hirschl’in[1] tarif ettiği “siyasetin yargısallaşması”, yani politik kararların giderek mahkemeler eliyle verilmesi, toplumun hukuka duyduğu güveni kuvvetlendirmiyor; tersine, siyasal kutuplaşmanın yeni bir zeminini oluşturuyor. Toplumun yarıya yakın kısmı iddianameyi görmeden kanaatini oluşturuyorsa, bu durum hukuka değil gruplar arası kimliklere dayalı bir meşruiyet üretiminin işlediğini gösteriyor.

Devletin mi başa geçeceği kuzgunun mu leşe çökeceği arasındaki o ince çizgi, bugün sadece hukukun değil meşruiyetin de kaderini belirliyor. Bir ülkede yasa mı kraldır, kral mı yasa; bunu belirleyen şey ne cübbesi düğmesiz bir yargı ne de tek başına bir Resmî Gazete maddesidir. Bunu belirleyen, toplumun adalet duygusudur. Adalet yara aldığında, yasalar meşruiyet de üretemezler. Çünkü meşruiyet, yasanın varlığıyla değil, o yasanın adaletle kurduğu bağ ölçüsünde güç kazanır. Bugün tartıştığımız iddianame tam da bu sınavın aynasıdır.

Dayanışmayla, dostça ve hoşça kalın…

[1] Hirschl, Ran, Towards Juristocracy: The Origins and Consequences of the New Constitutionalism. Harvard University Press, 2004.

Mete Kaan Kaynar

Reis mi hukuktur, hukuk mu reistir?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et