16 Kasım 2025 06:05

Kokunun hafızası ve görünürlüğü

Toplumsal alanda çoğu zaman fark edilmeyen kokunun, mevcut bir durumun görünürlüğünü artırma konusunda açıklayıcı bir işlevi var. Koku, insanların ve diğer canlıların çevreleriyle etkileşimlerinde önemli bir rol oynayan temel bir duyu.

Hem biyolojik hem de psikolojik açıdan ele alındığında, koku canlıların hayatta kalmasını destekleyen ve evrimsel süreçleri şekillendiren bir mekanizma olarak karşımıza çıkıyor. Kokular, tehditlerden korunma ve beslenme gibi temel ihtiyaçların karşılanmasında kritik bir işleve sahip.

“Yani şu parfüm o kadar güzel kokuyor ki… Ben neden aynı kokmak zorundayım alt sınıftan biriyle sırf muadili çıktı diye. Zaten bizim bu parfümleri kullanmamızın sebebi “fakirlerle” aynı kokmamak.”

Bu sözler geçtiğimiz gün sosyal medyada viral olan bir videodan.

Piyasacı akıl, koku dendiğinde aklımıza ilk olarak parfümü getirecek şekilde bilinçlerimizi ustalıkla biçimlendiriyor. Tüketimin parıltılı vitrini, kokuyu bir meta, bir prestij nesnesi, satın alınabilir bir imaj olarak paketler. Oysa koku, bundan çok daha derindir; bireysel değil kolektiftir. Sokakların, işçilerin, göçlerin, yoksulların, direnişlerin; yani toplumun gerçek damarlarının taşıdığı bir hafıza. Silinemez, unutturulamaz, üzerinde parfüm kokusu gezdirilerek kapatılamaz. Dilovası’da da sınıf mücadelesinde unutmayacağımız bir koku var artık.

Kimyasal sisin içinde büyük bir acı

Bir şişe parfümün hoş kokusu, gerçekte ağır bir çürümenin üstüne serpilmiş ince bir örtüyü kaldırırken, Kocaeli Dilovası’da 3’ü çocuk 6 kadına, devlet ve sermaye eliyle kurulan bir “ölüm tuzağı”nı ortaya çıkarmıştı.

Vitrinlerde “lüks” diye sunulan, şişesi 10 bin liradan satılan fason dolum o koku, üretim hattında yanarken birbirine sarılarak ölüme giden kız çocuklarının çığlığına karışarak, Saray iktidarının yoksulluğu gizlemeye çalıştığı kimyasal sisin içinde büyük bir acıyla görünür oldu. Tesisin, yıllardır hiçbir güvenlik denetiminden geçmeden, ruhsatsız ve koruma önlemleri olmaksızın faaliyet yürüttüğü açığa çıktı. Facianın ardından ortaya çıkan bulgular, binada yangın merdiveni, acil çıkış kapısı ve hatta yangın söndürme tüpü bile olmadığını gösteriyor. Tek çıkış kapısı alevler nedeniyle kullanılamaz hale gelince işçiler içeride mahsur kaldılar; itfaiye ekipleri, cansız bedenlere ulaşabilmek için kapıyı forkliftle kırmak zorunda kaldı. Havalandırma sistemi de zaten yoktu.

Çocuk işçiliği için değil parfüm sektörü için

Bu tablo yalnızca tekil bir ihmal değil, devletin çocuk işçiliği ile ilgili genel bakışına işaret ediyor. Bunun bir diğer örneği, geçen mayıs ayında Isparta Valiliğinin yayımladığı duyuruya yansıdı.

Mevsimlik tarım işçileriyle yapılan denetimlerde çocukların gül toplama işinde çalıştırıldığı tespit edilmiş; ancak duyuruda çocuk işçiliğine yönelik yasaklama gerekçesi, çocukların korunması değil, gül yağı ihracatının tehlikeye girmemesi şeklinde ifade edilmişti. Devlet, kendi sosyal politika yükümlülükleri gereği çocukları korumakla yükümlü olduğu için değil tedarik zincirlerinin dış baskıları nedeniyle parfüm sektörünün önemli ham maddesi olan gül yağının ihracatı tehlikeye düşmemesi için bir duyuruyu yayımlıyor.

Parfüm sektöründeki çocuk işçilikle mücadele için özellikle gül toplamadaki mevsimlik tarım işçilerine insan onuruna yakışır yaşam ve çalışma koşullarının sağlanmasını ve denetimlerin yalnızca tespiti değil, önleyici ve kalıcı çözümler üreten bir politika çerçevesiyle yürütülmesi gerekir.

Yasemin kokusu hafif sömürü ağır

BBC’nin 2024’te Mısır’daki yasemin tarlalarında çektiği görüntüler, küresel kozmetik sektörünün uzun süredir üstünü örttüğü bir gerçeği yeniden görünür kılmıştı. 20 binin üzerinde çocuk işçinin, gece 3’te uykudan uyandırılarak yasemin tarlalarında parfüm sektöründeki en büyük iki markanın üretim bütçelerini sınırlı tutması nedeniyle çok düşük ücretlere çalıştırıldığı ortaya çıkarılmıştı. Mısırlı işçiler de zaten çok düşük para aldıkları için çocuklarını da çalıştırmak zorunda kaldıklarını anlatmıştı. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde “doğal”, “etik” ve “sürdürülebilir” imajların ardında çoğu zaman güvencesizlik ve çocuk emeğinin yer aldığını gösteriyor.

Bir yanda parfüm şişelerinde temsil edilen lüks ve prestij; diğer yanda görünmez emekçiler, güvencesiz çalışma koşulları, yoksulluk ve çocuk işçiliği. Sevilen kokular hafiftir, ama ardındaki sömürü ağırdır. Ve bu ağırlık, parlatılmış vitrinden çok, kolektif hafızanın derinliğinde yer eder.

Deniz İpek

Kokunun hafızası ve görünürlüğü
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et