Kırımların kardeşliği, harabe manzaraları
İsimlendirmekle başlıyor her şey. Feministler 1970'lerdeki tartışmalardan doğarak “kadın kırımı” kavramını kullanmaya başladığında, en iyi ihtimalle mübalağayı mücadele yöntemi olarak seçtikleri düşünüldü. Oysaki bu müdahale, var olan “adların” kadınlara yönelik çok türlü şiddeti tarif etmeye gücünün yetmeyişindendi; dil hakikatin içerdiği mübalağayı karşılayamıyordu. Bizatihi kadın olmanın hem gerçek hem temsili anlamıyla “yaşatmama” gerekçesine döndüğü yerde, faili de cinsiyetlendirmek, bir düzenek olarak erkekliği ifşa etmek gerekliydi. Sermaye, sonra polisinden medyasına, eğitimden hukuk sistemine devlet, bu kırım üzerine inşa edilmiş sistem işaret edilmeliydi. Adı kondu: Kadın kırımı/femicide.
*
Savaşlar, dünya savaşları daha önce de kentleri yerle bir etti. Fakat 1990'ların başında sözlüklerdeki kelimelerin yetmediği bir an oldu. Yüce Avrupa'nın ortasında aleni bir insan kırımı yaşanırken, sanki bir daha ayağa kalkamasın diye Saraybosna kenti bilhassa geçmişinden vuruluyordu. Olur da sağ kalanlar ufalanmış köprüleri, düz edilmiş müzeleriyle mahvedilmiş şehri ayağa kaldıramazsa, muktedirler kendilerini işte o zaman galip sayacaklardı. Bunun adı kentkırımdı/urbicide. Sadece taşıyla betonuyla değil, tüm hafızasıyla, toplumsal kolonları ve kirişleriyle bir kenti yok etme arzusuydu ortadaki.
Kapitalizm savaş ve endüstrisiyle kan değiştirerek dirilebiliyordu. 20. yüzyıldan 21'incisine sarkarken kılıklar değiştirse de hepten kentlere taşınan savaş, sermayenin de biriktiği, sermayelerin de kapıştığı mekan olarak kentlerin kırımıyla birlikte değerlendirildiğinde sarihleşebilirdi.
*
Ozon gazı deliği, küresel ısınma, iklim krizi silsilesiyle başka türlü zahiri olan gezegendeki insan hasarı, politik bir müdahaleye, yeni bir isimlendirmeye ihtiyaç duydu: Ekokırım. Doğanın, ekosistemin rant elde etmek için hoyratça ve gizlemeksizin yok edilmesinin fiiliydi bu. Canlı ve cansızlarıyla kozmik bir sistemin sade bir unsuru olmayı reddeden insanı olduğu yerde sarsmak, düşüncenin dünyasında da bir tashih gerekliydi.
*
Çoktan insansız bir kent harabesinin fotoğrafla zapt edilmesi yetmemiş, önüne kırık tuğlalardan bir yıkıntı dekoru serpiştirilmiş. Somut madde, bu sahnede olmuş bitmişi tam anlatmazsa diye insan boyu harflerle öne KENTKIRIM yazılmış.
Hareketlendirilen yahut yeniden mizansenlendirilen eski fotoğraflarda nostaljik bir neşe ve olmayan insanlardan türetilmiş videolarda yenilik heyecanı değil, safi mide sancısı duyanlardan olarak elbette bu fotoğrafa kuşkuyla baktım. Yapay zekâyla üretilmişse fazlaca didaktik komutlar ve aşırı dolaysız politik mesaj yüzünden burun kıvırdım. Düpedüz gerçek çıkması şaşakalmaya yeterdi, bir de resmi kanallardan vakarla paylaşılmıştı.
*
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın AKP Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Medeniyetimizde Şehir ve Mekân” temalı Şehircilik Zirvesi'nde, aynı esnada açılan “Kentkırım” sergisi vesilesiyle çektirdiği bu fotoğraf bir iletişim kazası olarak nitelendirildi. Ya da haklı çağrışımlarla kurtarma çalışmalarından enkaz etiğine, sonra yeniden inşa sürecine uzanarak 6 Şubat depremi hatırlandı. Şimdi yok edilmiş o caddenin önünde, o yazının tam arkasında dikilen kişide sadece azamet ve liderlik görmek, ancak parti rozetleriyle mühürlenmiş gözlerle mümkün olabilir.
Tam metni yayınlandığından hakimiz, Erdoğan'ın “Ev yaparken sırtını dağa, yüzünü bağa ver” atasözünü dahi andığı konuşması yapay ya da organik zekâya Türk, İslam kaynaklarından ev ve şehir temalı alıntılar dizisi ısmarlamakla oluşturulmuşa benziyor. Aynı torbaya “Yöneticisi olduğu belediyeyi arpalık olarak gören zihniyet, şehirlerimizin göz göre göre çürümesine, çökmesine, çoraklaşmasına seyirci kalıyor” diyerek ana muhalefet elindeki belediyelerin “Fetret Devri”nden bahis eklemek de gayet AKP işi. Gazze'de soykırımla başa baş yürüdüğü aşikar kentkırımın fotoğraflarla sergilenmesi ise hadiseye bir tutam Filistin duyarlılığı katmanın olduğu kadar, Gazze'yi yeniden -düz inşaat manasında- inşa edecek lider imajının da iletişimi olmalı.
*
Savaşla yıkılan kentlerin yeniden nasıl inşa edildiği, kimlerin itelendiği, nasıl bir hayat mekânına niyetlenildiği de kentkırıma dahil. Trump muhtemelen Gazze'nin yerine haritada ilk kez baktıktan sonraki ilk basın toplantısında “phenomenal location” tabirini kullanmıştı; emlakçı diline sadık tercümeyle “fenomen bir lokasyon”! Zaten bir müddet sonra da Gazze'nin bir tatil beldesine dönüştürüldüğü o tüyler ürpertici yapay zeka videosu geldi.
*
AKP Osmaniye Milletvekili Derya Yanık, Instagram'da Kentkırım sergisini gezerken kendisini gösteren bir fotoğraf paylaşmış. Yorum kısmında üç çocuğuyla ortada kalmış kentinden biri yana yakıla prefabrik ev istiyor.
*
Kentkırım, aynı zamanda ekokırımdır, aynı zamanda hafıza kırımı, kültür kırımı olduğu gibi. Kentkırım çoğu defa bir sınıf kırımıyla gelir.
Kadınların ve de erkeklerin, gençlerin, hele çocukların üretim zayiatı gibi görüldüğü, patronların kâr uğruna diri diri işçi gömdüğü; hayvanın, bitkinin ve cümle doğanın bu haris dünya hırsına kurban edildiği bu manzarada harabe görenlerdeniz. Faillerin kendini açık etmekte beis görmemesi de manzaraya dahil.
Evrensel'i Takip Et