13 Kasım 2025 05:24

Almanya’da yılın profesörü seçilen Prof. Onur Güntürkün: Yeni büyük bir gelişmenin başındayız

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Almanya’da 2025 yılının profesörü seçilen Biyopsikoloji Uzmanı Onur Güntürkün, yapay zekanın insanlık tarihinde yeni bir eşiği temsil ettiğini belirtiyor. “Beyin bir adale gibidir” diyen Güntürkün, zihinsel sağlığın sürekli öğrenmeyle mümkün olduğunu vurguluyor: “Emeklilikten sonra değil, meraktan sonra çöküş başlıyor.”

Bochum Ruhr Üniversitesi Biyopsikoloji Bölümü başkanı olan ve Almanya’da 2025 yılının profesörü seçilen Onur Güntürkün ile beyin, düşünce, yapay zeka ve siyaseti konuştuk.

Biyopsikoloji Profesörü Onur Güntürkün, yapay zeka alanında büyük bir gelişmenin başında olduğumuzu söyledi, bu gelişmeyi buhar makinesi ile elektromekanik sistemlerinin keşfine benzetti.

Öncelikle ödül için tekrar kutlarım. Senin için ne ifade ediyor bu ödül?

Çok sevindim tabii ki. Çünkü şimdiye kadar bilimsel çalışmalarım için bir hayli ödül almıştım. Her defasında tabii ki çok sevindim. Bu şimdi öğrencilerle ilişkilerim için verilen bir ödül. Derslerimin kalitesini takdir ediyor ve aynı zamanda öğrencilerle ilişkilerimde onların geleceğini düşünecek bir şekilde çok inisiyatifler gösterdiğimi ve onlara yol açtığımı ifade ediyor. Hakikaten ben sırf bilim adamı değilim, öğretmenim de. O yüzden öğretmen olarak da bir ödül almış olmam, tabii ki çok güzel bir şey.

""

Prof. Onur Güntürkün | Fotoğraf: Bochum Ruhr Üniversitesi

‘Yaptığım işin çok iyi olmasını istiyorum’

Çok yoğunca çalışıyorsun ve bitmez bir azmin var seni tanıdığımdan bu yana. Nedir bu enerjinin, azmin kaynağı?

Yaptığım işi çok seviyorum, en çok istediğim meslekte çalışıyorum. Bilim adamıyım, aynı zamanda hayatı seviyorum. Çok arkadaşım var, evliyim, çocuklarım var, torunum var, çevrem çok geniş. O yüzden bu hayatın tadını tümüyle çıkarmaya bakıyorum. Bilim adamı olmak benim için en güzel meslek seçeneğiydi. Biraz mükemmeliyetçiyim bu konuda, yaptığım işin hakikaten çok iyi olmasını istiyorum.

67 yaşındayım. Bugün bir hesapladım, tam 45 sene önce bilim adamı oldum. Doktora öğrencisi olarak başladım. 45 senedir hiçbir sene tatillerimi tümüyle almadım. Belki en çok yarısını aldım. Biraz yorulmaya başladığımı hissediyorum, yavaş yavaş. Biraz değiştirmek istiyorum hayatımı.

‘Temel mekanizmalarda büyük ilerlemeler kaydettik’

Beynin çalışma biçimini, düşüncenin ve dilin oluşumunu anlamada biyopsikoloji, nörönbilim hangi e aşamada bulunuyor?

Biliyorsun, “Bir bardak yarı dolu mu, yarı boş mu?” deyimi var. Çok ilerledik mi? Evet, çok ilerledik, her gün yeni buluşlar var. Sonuna vardık mı? Hayır, daha çok uzaktayız, artık görüş açına bağlı. Ben doktora öğrencisi olarak çalıştığım zaman, şimdi bildiklerimi düşünemezdim bile. O kadar çok keşifler oldu bu süreç içinde. Ve hakikaten derin bir şekilde mekanizmaları anlamaya başladık. Ama şimdi bana sorarsan, şizofreninin terapisini bulabilecek miyiz?

‘Yakın zamanda düşünceleri okuma tehlikesi yok’

Beynin, düşünmenin sırrı bir gün çözüldüğünde, bunun ne gibi olumlu, olumsuz sonuçları olur? Düşüncelerimiz bir gün tümüyle okunabilecek mi?

Düşüncelerimiz okunursa özgürlüğümüzü de kaybedeceğiz sonuçta. En büyük korku bu tabii. Şimdi bizim istediğimiz, özgürlüğümüzü kaybetmeyelim ama her şeyi o şekilde anlayalım ki hasta insanlara yardımcı olabilirim. Bence bunu başarabiliriz. Şu andaki bildiklerimize göre bir beynin düşündüğünü okuyabilmek için “brain computer interface” dediğimiz bilgisayar ile beyin arasında bağlantı kurmamız lazım, mesela görüntüleme sistemleriyle. Şu anda sana bir araba resmi gösteriyorum. Arabaya bakıyorsun, şu anda senin beyninde değişik aktiviteler var. Başka bir araba veriyoruz, başka bir araba daha veriyoruz, devamlı arabalar gösteriyoruz sana. Her defasında senin beynindeki aktivite biraz değişik oluyor, ama yine de birbirlerine benziyor çünkü hepsi araba. Şimdi bilgisayar bu senin beynindeki aktivitelerini ölçebiliyor. Ama bu neye bağlı? Yunus senin bu oyunda bizimle birlikte oynaman gerekiyor. Yani sen arabalara bakacaksın ve isteyeceksin ki, biz senin beyin akımlarını ölçebilelim. Biz sana desek ki, “İstanbul’u düşün.” İstanbul’u düşünmek, binbir değişik düşünceleri yaratabilir, ama önemli değil. Ve sen biliyorsun ki, biz senin düşündüklerini okumak istiyoruz. O zaman sen niçin bizimle birlikte çalışasın? Biz sana “İstanbul’u düşün” deriz, ama sen evdeki ne bileyim, maydanozu düşünürsün. Biz bilemeyiz senin İstanbul’u düşünüp düşünmediğini. Bireyin bireysel düşünce kısmını okuyabilmek için o bireyin antrenman şeklinde bilgisayarla birlikte çalışması gerekiyor. Ve bunu kolay kolay yapamıyoruz. Birinci zorluk bu. İkinci zorluk ne sen ne de ben tüm düşündüklerimizi biliyoruz. Şu anda tabii ki bir şeyler düşünüyoruz. Bilincimizle düşündüklerimizi biliyoruz, anlatabiliyoruz. Ama o düşüncelerimizin altında, bilinçaltında binbir başka şeyler de geçiyor. Ama onlar da senin sinyallerine ortak oluyor ki, onları sen istesen bile anlatamazsın.

O yüzden özgürlüğümüzü kolay kolay kaybetmeyeceğiz diye düşünüyorum. Biz ikimiz ölümümüzden 50 sene sonra tekrar buluşursak, sen bana bu soruyu tekrar sorarsan, kim bilir cevap ne olur bilemiyorum. Yani yakın zamanda düşünceleri okuma tehlikesi yok. Ne yazık ki, hayır, kolay kolay bulamıyoruz. Aslında temel mekanizmalarda çok büyük ilerlemeler kaydettik. Sinaptik yapısı nedir? Bir şeyi hatırlamak nasıl oluşuyor beyinde? Bunları belli bir ölçüde açıklayabiliyoruz. Ama beyni hasta bir insana nasıl yardımcı olabiliriz? Bu konuda fazla ilerlememiz olmadı. Bu uzun sürecek bir iş.

‘Yapay zeka fakir fukaranın işini yok etmez’

Güncel konu yapay zekaya gelelim. Çok tartışılan bir konu, buna karşı ciddi uyarılar var, insanlığın sonunu getirebilir gibi. Senin düşüncen nedir bu konuda?

Şu anda hepimizin bir düşüncesi var ama hepsi yanlış olabilir. Yani bir sıfır noktasındayız. Yepyeni bir gelişimin ortasındayız. Ben korkmuyorum, çünkü bu sistemlerin bir kısmını tanıyorum. Ve bu korku yaratıcı konuşmalar yapan insanların da aslında bunu beceremeyeceklerini biliyorum. 10 sene sonra Elon Musk hepimize 10 bin dolara bize bir robot satacak, o bizim evimizi temizleyecek, yemeğimizi hazırlayacak falan filan. Bütün bunlar saçma sapan şeyler.

Yapay zeka konusunda da söylenenlerin birçoğundan pek o kadar korkmuyorum, ama yüzde yüz bir şey var ki, yeni büyük bir gelişimin tam başlangıcındayız. Buhar makinesinin, elektromekanik sistemlerin gelişiminde olduğu gibi. Yapay zekanın başlangıcında olduğumuz için hiçbirimiz ne olacağını bilemiyoruz ve tabii bir ikilem içinde kalıyoruz. Bir taraftan bize çok kolaylıklar getiriyor, bir taraftan bizi korkutuyor.

Ama bir şey söyleyebiliriz ki, ilk defa yapay zeka, fakir fukaranın değil de senin benim gibi insanların işlerini yok edebilir. Yani çöpçünün işini yok etmez. Ne bileyim, akademik insanların işlerinin bir kısmını yok edebilir. Aslında kimsenin kaybetmesini istemiyoruz tabii ki. Açıkçası çok şey değişecek, ama nasıl değişeceğini şu anda hiçbirimiz bilmiyoruz...

‘Beynimiz adale gibidir, devamlı spor yapması gerekiyor’

Bir beyin araştırmacısı olarak, beyin sağlığımızı korumak, geliştirmek için senin özel tavsiyelerin var mı?

Benim özel tavsiyem, devamlı kendinizi mental açıdan zorlayın. Özellikle her şey için ilgi duyun, yeni ülkelere gidin, yeni diller öğrenin. Birdenbire, ne bileyim, fizik için ilgi duyun. Müzeleri ziyaret edin, tanımadığınız insanlarla çalışın, beyninizi öğrenmeye zorlayın. O yüzden ben hiçbir zaman emekli olmak istemiyorum. Emekli olduktan sonra bir çöküş başlıyor, çünkü birdenbire zorluklar ortadan çıkıyor. Uzun kahvaltı, uzun bir çay sefası, uzun bir gazete okuma sefası, sonra şimdi öğle vakti yemeği yiyelim, ardından biraz uyuyalım. Bunlar bizim beynimizin gerilemesine sebep oluyor. Beynimiz adale gibi bir şeydir, aslında devamlı spor yapması gerekiyor.

‘Türkiye’de demokratik çoğunluk bu sistemi istemiyor’

Sen siyasi konularda da tavır alan bir bilim insanısın. Türkiye şu anda özellikle siyasi olarak çok kötü bir dönemden geçiyor. Senin de bu durumdan kaygılı olduğunu sanıyorum.

Hepimiz aynı şekilde kaygılıyız, hukuk devleti yok edildi diyebiliriz, otokratik bir sisteme doğru ilerliyoruz. Şunu da söylemek lazım ki, Türkiye’deki insanlardan gurur duymamız lazım. Çünkü 20 seneden beri uzun bir süreç içinde devamlı direniyorlar. Boğaziçi Üniversitesi, bütün üniversiteler, değişik bireyler, kurumlar hâlâ direniyor. Bu, Türkiye’nin kültürüne biraz bağlı bence. Türkiye’deki insanlar hiçbir zaman hükümetlerine güvenmemiştir. “Ya bu adamın bir art niyeti vardır. Bu bana bunu böyle anlatıyor ama aslında istediği şu” yaklaşımı hep insanların kafasında var olmuştur. O yüzden ben eninde optimistim. Türkiye’de hakikaten temelde laik demokratik bir çoğunluğun olduğuna inanıyorum. Ve bu çoğunluk başka bir sistemi kabul etmek istemiyor. Türkiye’de bence Kemalist devrim o kadar köklü bir değişim yarattı. Sevdiğimiz ve sevmediğimiz yönleriyle demokratik bir temel anlayış bıraktı. Ona güveniyorum açıkçası.

‘AfD’yi seçenlerin büyük bir kısmı faşist değil’

Son olarak Almanya ve Avrupa’da ırkçı partilerin yükselmesine tabii hepimiz tanık oluyoruz. Almanya’da AfD ikinci büyük parti oldu. Bu durum seni ne kadar kaygılandırıyor?

Beni çok kaygılandırıyor. İnanıyorum ki, AfD’yi seçenlerin büyük bir kısmı faşist değil ama o partiyi seçiyorlar. Ve unutmayalım ki Nazileri seçenlerin büyük bir kısmı da aslında Nazi değildi ama Nazilerin bir çözüm olabileceğini düşünen insanlardı.

Arjantin’e baktığımız zaman, o insanlar bir değişim istiyor. Eski partilerin, Peronist partilerin çözüm getiremeyeceklerine inanıyorlar. Düşünüyorlar ki, bu sistemi doğru dürüst bir çalkalayalım, altüst edelim. O zaman belki kurtuluruz. Bazen o çalkantının sonunda bir dikta sistemi getireceğini unutabiliyorlar. Bu konuda fazla pesimist değilim ama o kadar iyimser de değilim açıkçası.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et