9 Kasım 2025 06:08

Muhalif dayanışma zorunluluğu

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Geçtiğimiz perşembe günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında altı gazetecinin “Yalan bilgiyi alenen yayma, suç örgütüne yardım etme” suçlarından savunmalarının alınmasını istedi. Ondan önceki gün İmamoğlu’nun babası ve oğlu şüpheli sıfatıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ifade vermişti. Haftanın son iş gününde ise ‘bahis soruşturması’ kapsamında hakemler ve kulüp başkanları gözaltına alındı.

Bir gündem üretme fabrikası hiç durmadan çalışıyor. Bir gün önce gündeme giren gelişmeler hazmedilmeden yenileri haber bültenlerini dolduruyor. Ülkedeki açlık koşulları ve adaletsizliğe rağmen iktidarın gündemi belirleyebiliyor olması endişeyle izleniyor. Bu şartlarda muhalefetin parçalanmışlığını ve etkisizliğini anlamlandırmak için Erdoğan rejiminin siyaset gündemini değiştirme hızına, konular arasındaki sisli geçişlere ve kural haline getirdiği belirsizliği nasıl kullandığına bakmak gerekiyor.

* * *

Türkiye’de yaşanan otoriterlik ne 20. yüzyılın ortalarında ortaya çıkan totaliter faşist devletlere ne de burjuva demokrasilerine benziyor. Asıl sorun Erdoğan rejiminin bu ikisi arasındaki düzensiz salınımından kaynaklanıyor. Yargı ve yasamanın tüm yetkisini yürütmenin emrine veren bir “atak”lık attığı planlı adımlarla halkın gerçek gündemini boğuyor. Son gelişme muhalefet kurmaylarınca değerlendirilmeden yeni bir manevra ortama egemen oluyor. Otoriter siyasetin bu akış hızı içinde muhalif siyaset bırakın etkili olmayı bazen izlemeye bile yetişemiyor.

Ekonomi alanında “Fiyatın oluşamaması” ve “Fiyat algısının kaybolması” haline ilişkin açıklamalar muhalif siyasetin netleşememesini açıklamak için de kullanılabilir. Bilindiği gibi, kapitalist ekonomide fiyat piyasa koşullarında oluşur. Ekonomik hayatın düzenli seyretmediği, uzun erimli yatırımlar yerine vurkaç zihniyetinin egemen olduğu, esnafın sattığı malın yerine yenisini koyamadığı, piyasanın tekellerin ve devletin gölgesinde işlediği bir ortamda üretim ve yatırım kararları rasyonel biçimde alınmamaya başlar. Bu ortamda oluşan fiyat reel bir sonuç olmaktan çok egemenlerin çıkarına hizmet eden bir kurgu durumundadır.

Fiyatın sağlıklı bir biçimde saptanması ekonomik dinamiklere dair bilgi birikimini ve ölçme kapasitesini gerektirir. Türkiye’de son dönemde fiyatların oluşamaması, fiyat algısının kaybolması, fiyatlama yapılamaz durumda olunması istikrarsızlıkla ve kayıt dışı girdilerle ilgilidir.

Erdoğan rejiminde baskının değişik düzeyler arasındaki salınımı ve gündemin hemen her hafta başka bir noktaya taşınması tıpkı fiyatın oluşamaması durumunda olduğu gibi muhalefet stratejilerinin netleşmesi önünde bir engel olarak karşımıza çıkıyor. Siyasal muhalefetin parçalı yapısı ve her parçanın kendi öznel tercihleri nedeniyle ‘muhalefet savunma çizgisi’ zamanında belirginleşemiyor. Siyasal iktidarın sınırsız olanaklarına sahip olmayan parçalı muhalefet, yeni gündem bombardımanı altında etkisiz kalıyor.

Oysa dünya düzleminde kapitalist çürümenin ve emperyalist azgınlığın yükselişe geçtiği bu dönemde, otoriter ilkesizliğin hızla ürettiği saldırı biçimlerine karşı, aynı kıvraklığa sahip kolektif enerjiye ihtiyacımız var. Ancak parçalanmış solun parçalı karar mekanizmalarının buna karşı yanıt üretmesi mümkün değil. Bu nedenle, dayanışma aklı öne çıkarılarak, devrimci değerlerden ve birikimden vazgeçmeden, Erdoğan rejiminin büyük bir hız ve algı yönetimi eşliğinde attığı norm dışı adımlara karşı, ortak muhalif bir gündemi oluşturacak pratik hamleler yapmak gerekiyor.

Erdoğan iktidarının gerilediği bir dönemden geçiyoruz. Rıza üretemeyen iktidar, yıldırım hızıyla değiştirdiği gündem üzerinden algı yöneterek puan topluyor. Böylesi bir ortamda, meleklerin cinsiyetini tartışmak yerine hızla akan gündeme müdahil olacak pratik izleme ve müdahale grupları oluşturmak, ertelenemeyecek zorunlu bir görev olarak önümüzde duruyor.

Krizin derinliği, konunun sadece “demokrasinin eski güzel günleri”ne dönüş hedefiyle çözülebilecek bir sorun olmadığını da gösteriyor. Daha açık bir ifadeyle demokratik duyarlılıkları geri kazanmanın, demokratik kamuoyunu güçlendirmenin ve nefret siyasetini aşmanın ‘demokrasi’yi kurtarmaya yetmeyeceği bir noktadayız. Ekonomik kaynakların bölüşümündeki, doğal kaynakların talanındaki, toplumsal yeniden üretim ilişkilerinin bozulumundaki us dışılığa karşı durmak, antikapitalist ilişkiler çerçevesinde halkların demokrasisini yeniden yapılandırmak gerekiyor ve bunun için sol/sosyalist muhalefetin pratik hamlelerine ivedilikle ihtiyaç duyuluyor.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et