Haskiro ve savaş enkazı
11 yıllık kısacık ömründe hiç çocuk olamamış Ahmet...
Yaşayabilmek için kaçtığı ülkede, bir tekstil atölyesinde asansörle duvar arasında sıkıştı.
Suriyeli Çocuk İşçi Ahmet Direk Turan Haskiro, 11 Haziran 2024’te Adana Seyhan’daki Kocavezir Mahallesi’ndeki Kaside Giyim-Dağ Tekstil adlı atölyede, yük asansörüyle duvar arasına sıkışarak yaşamını yitirdi.
Geçen gün mahkeme kararını açıkladı: Bina sorumlusu 2 yıl, asansör bakımcısı 1 yıl 8 ay ceza aldı. Hükmün açıklanması geri bırakıldı. Yani kimse cezaevine girmeyecek.
İş cinayeti ‘asansör kazası’ sayıldı
Haskiro’nun hayatını kaybettiği Dağ Tekstil adlı atölyenin sahipleri, dava dosyasında yalnızca tanık olarak yer aldı. Mahkeme, bilirkişinin raporlarında asansörün insan taşımaya uygun olmadığı ve bakımının yapılmadığının belirtilmesine rağmen, olayı “asansör kazası” olarak değerlendirdi. Haskiro’nun atölyede çalıştığına dair tanık ifadeleri ve belgeler bulunmasına rağmen, mahkeme annenin “Ziyarete gelmişti” beyanını esas aldı. Böylece dosya çocuk işçiliği tartışılmadan bir “kaza dosyası” olarak kapatıldı.
Soruşturma sürecinde ne Çalışma Bakanlığı ne de SGK tarafından etkin bir denetim yapıldı. Dağ Tekstil’in kayıt dışı üretim yaptığı, iş yerinde iş güvenliği önlemlerinin bulunmadığı, asansörün ise yük taşımaya uygun olmayan bir sistemle çalıştığı belgelendi.
Mülteci ailelerin yoksulluğunu, çaresizliğini istismar eden patron, 500 bin lira karşılığında 11 yaşındaki Ahmet Haskiro’nun hayatını satın aldı. Ahmet Haskiro’nun yaşamını yitirdiği atölyenin bulunduğu semtte bugün dahi yüzlerce yaşıtı atölyelerde çalışmaya zorlanıyor. KSD Dağ Tekstil Ltd. Şti. Adana merkezli kurulan şirket iki yılda mülteci ve çocuk emeğine dayanarak hızlı bir şekilde büyüdü ve İstanbul Merter’de de bir yeri var. Firmanın sitesindeki bilgilere göre firmada 350’den fazla işçi çalışıyor. 5 milyon doların üzerinde cirosu olan şirketin kadın tekstil ürünlerinde kâr marjı yaklaşık yüzde 70.
OVP’ye uygun yargılama
2025’in ilk 10 ayında yaşanan iş cinayeti sayısı ise 1737’ye ulaştı. Hayatını kaybeden işçilerin 72’si çocuktu. Erdoğan-Şimşek ekonomik programı, çocuk işçilerin emeği ve kanı üzerine kurulu. İşçi düşmanı bu düzende ölümler “kaza” değil politikadır. Erdoğan ve Saray iktidarının iş cinayetlerinde; OVP’sinin hedeflerine uygun bir yargılama işleyişi ile sermayeye cezasızlık zırhı verilmiş durumda.
Suriye’de çocuk işçiliği ve savaş ekonomisi
Ahmet gibi savaş sırasında göç edemeyip de savaş bölgesinde kalan çocuklar da var. The New Arab, SIRAJ ve El País iş birliğiyle hazırlanan bir yıllık araştırma, Türkiye’nin çelik sektöründeki karanlık zinciri ortaya çıkardı. Araştırmacılar, Esad dönemine ait terk edilmiş kontrol noktalarında belgeler buldu, binlerce liman hareketini inceledi ve uydu görüntülerini analiz etti.
Sonuç çarpıcı:
Türkiye’deki demir hurdasının önemli bir kısmı Suriye savaş ekonomisinden tedarik ediliyor. Esad’ın emriyle Suriye’den çıkan hurda kamyonların yolculukları, Türkiye’deki özel hurdalıklarda son buluyor.
Üstelik bu çelik, Avrupalı markaların ürünlerinde yeniden karşımıza çıkıyor. Savaş enkazı ticarete, yıkım çeliğe dönüşüyor. Türkiye’nin hızla büyüyen çelik ticareti, Suriye ve Libya’dan gelen sömürüye ve hurda akışına dayanıyor.
The New Arab’da yayımlanan bir yıllık araştırma, sektörün karanlık yüzünü ortaya koyuyor:
• Savaş enkazı hurdaya dönüştürülüyor,
• Çocuk işçiler bu zincirin en altında,
• Denetim yok, sorumluluk yok.
Küresel çelik tedarik zincirinin bedeli
The New Arab’ın araştırmasına göre, büyük Avrupa inşaat şirketleri, Türkiye’den gelen hurda çeliğin tedarik zincirindeki insan hakları ihlallerinden haberdar. Ancak bu şirketler, “ticaretin karmaşıklığı” ve “parçalı dağıtım ağları” gerekçesiyle sorumluluk almaktan kaçınıyor.
Hurda denetimlerini yapan Türk firması Artimet ise kalite kontrollerinin yalnızca görsel inceleme düzeyinde olduğunu doğruladı.
Yani kimse bakmıyor, kimse sorgulamıyor. Savaşın enkazı çeliğe, sömürü ticarete dönüşüyor.
The New Arab’ın araştırması, Türkiye’nin çelik sektöründeki savaş bağlantılı hurda ticaretinin boyutlarını gözler önüne seriyor:
• Denetim firması Artimet, hurdanın nereden geldiğini ya da kimlerin kazandığını araştırmadıklarını itiraf ediyor.
• Türkiye’deki büyük çelik şirketleri -Diler, Kroman, Mescier, Yazıcı, Yeşilyurt- sorulara yanıt vermemiş.
• Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da açıklama yapmıyor.
• Bir çelik grubu yöneticisi, hurdanın Suriye, Lübnan, İsrail/Filistin ve Libya’dan geldiğini kabul etmiş.
Yani savaşın enkazı, Türkiye’de çeliğe; Çelik, Avrupa’da kâra dönüşüyor.
Evrensel'i Takip Et