2 Kasım 2025 05:05

İşçilerin canı da değerlidir

İş cinayetlerindeki yargılamalarda, suçun kast, olası kast, bilinçli taksir veya taksirle işlenip işlenmediği tespiti ceza miktarı bakımından hayati önemdedir. Bir o kadar önem taşıyan konu da suçu işleyenlerin, hukuki deyimle faillerin tespitidir. Eğer failler doğru tespit edilip, eylemlerine uyan cezalara çarptırılırsa, cezaların caydırıcılığı tüm toplum nezdinde etkisini gösterebilir ve adalet duygusu güçlenir. Aksi durumda ise iş cinayetlerinden sorumlu olanlar ödüllendirilmiş, yeni iş cinayetlerinin, katliamların zemini güçlendirilmiş olur.

Kartalkaya’nın farkı ne?

Kartalkaya otel yangını faciasında 34’ü çocuk 78 kişi yaşamını yitirmişti. Bazı bakanlık yetkililerinin dosyası halen açık. Asıl davada geçtiğimiz cuma günü kararını açıklayan mahkeme, otel sahibi ve şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamı ile bazı sanıkların olası kastla öldürme suçunu işlediklerinin sabit olduğuna hükmetti. Mahkeme otel sahipleri dahil 11 sanığın ölen çocuklar yönünden çocuk sayısı kadar müebbet hapisle, ölen yetişkinler yönünden ise kişi sayısı kadar ayrı ayrı 24 yıl 11 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verdi.

Kararın hukuki değerlendirmesine, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri başta olmak üzere birçok sorumlunun en azından bu aşamada cezalandırılmamış olması ve benzeri meselelere yazı konumuzun dışında olduğu için girmiyoruz. Ama benzer katliamlarda verilen kararlar dikkate alındığında gerçekten farklı bir karar olduğunu söylemek de abartı olmayacaktır. Farklılığı irdelerken, Kartalkaya otel yangınında yaşamını yitirenlerin bir kısmının sosyal konumunun, sanıkların olası kastla cezalandırılmasında etkili olmadığını söyleyemeyeceğimiz açık.

Gayrettepe Katliamı bilirkişi raporu vahim

Çünkü bu cezaların açıklandığı gün Beşiktaş Gayrettepe’deki gece kulübü yangınına ilişkin İTÜ tarafından oluşturulan yedi kişilik bilirkişi heyetinin raporu dava dosyasına girdi. Bu raporu hazırlayanlar, iş yerinin yani gece kulübünün resmi sahibinin yangınla bir ilgisi olmadığından sorumsuz olduğunu iddia edebildi. Hatta rapor sahipleri, dosyadaki sanık kamu görevlilerinin sorumluluğunun idare hukukunun konusu olduğunu iddia ederek, bu sanıkların sorumluluk durumunu dahi ele almadı.

Oysa her iki katliam da yangın sonucu meydana geldi. Gayrettepe’de de Kartalkaya’da da patronlar daha çok kâr elde etmek için mevzuata aykırı davrandığı, en temel tedbirleri dahi almadığı, “olursa olsun” düşüncesiyle gerçekleşen muhtemel neticeyi kabullendiği için onlarca insanımız yaşamını yitirdi. Kartalkaya’da 78, Gayrettepe’de 29 canımız öldürüldü.

Benzer katliamlarda patronlar korundu

Katliamların benzerliğine rağmen Kartalkaya kararı ve Gayrettepe bilirkişi raporları taban tabana zıt. Sadece Gayrettepe de değil, Aladağ yurt yangınında da benzer cezasızlık pratiği işlemiş, sanıklar neredeyse ödüllendirilmişti. Hakeza Davutpaşa, Esenyurt Marmara Park, İkitelli, Hendek, Amasra, Soma ve sayamadığımız onlarca yangın ve patlama sonrası yargı süreçlerinde de aynı durum yaşandı, patronlar korundu. Kimseye olası kastla insan öldürdüğü için ceza verilmedi.

Gayrettepe’de bir adım daha atılmak isteniyor. Gece kulübünün patronu, taşeron şirket sahipleri ile belediye ve itfaiye yetkilileri tamamen cezasız bırakılmak isteniyor. Üstelik aynı raporda yangının çıkışının, yayılmasının, söndürülememesinin ve tahliye imkanı bulunmamasının açıkça mevzuata aykırı iş ve işlemler nedeniyle olduğu belirlenmesine rağmen bu yapılıyor.

Yangına ve sonuçlarına ilişkin tespitler, gece kulübü sahiplerinin, “Olursa olsun, yangın çıkıp insanlar ölürse ölsün; yeter ki tadilat bayrama yetişsin. Gece kulübü açılsın ve para kazanalım” mantığıyla hareket ettiği için bu katliamın gerçekleştiğini göstermesine rağmen patronlar korunuyor.

Milat olması için

Kartalkaya kararının milat olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı, yapılıyor. Ancak bu kararın milat olabilmesi için, ölenlerin sosyal statülerine bakılmaksızın her benzer katliam yargılamasında benzer kararların verilmesi gerekir. Aksi durum her işçiye, yaşamını yitiren her işçi yakınına, eğitim için çocuğunu yurda göndermek zorunda olan yoksullara “Yargının gizleme ihtiyacı bile duymadan, açıkça sınıfsal davrandığını” göstermiş olur.

İşçilerin canı da değerlidir, işçilerin de yaşam hakkı kıymetlidir. Bu canlara kıyan, her yıl yüzlerce işçinin canını “iş kazası” kisvesi altında alan bu sistem değişmek zorunda ve değişecek. Gerçek milat bu değişim olacak.

Ahmet Ergin

İşçilerin canı da değerlidir
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et