Muhalif siyasetin önündeki ‘demokrasi engeli’
Erdoğan rejimi Türkiye’de siyaseti normal işliyormuş gibi göstermeye büyük özen gösterse de artık devletin işleyişini burjuva demokrasisi sınırları içinde saymak mümkün değil. Ortada ne yasama-yürütme-yargı arasında dengeli bir güç dağılımı, ne de halkların çıkarının gözetildiği ve denetleme mekanizmaları çalışan bir siyasal sistem mevcut.
Normalleştirme, normal işliyormuş gibi gösterme sürecinde sadece yargı ve kolluk kullanılmıyor. Medyanın da Cumhur İttifakının siyasal çizgisine sunduğu dolaylı katkı hayli önemli. Örneğin TELE 1 kanalının TMSF’ye devredildiği günlerde, siyasal iktidarın basındaki etkin sözcülerinden Abdulkadir Selvi, Ekrem İmamoğlu’nu casuslukla suçlayabilmek için yeterli kanıt olmadığını söyledi. Yaptığı bu aykırı(!) yorumla Selvi sanki çoğulculuğu destekleyen bir tartışma ortamı varmış, sanki iktidar yanlısı basın bağımsızmış görüntüsü vermek isteyenlere hizmet etti.
Türkiye’de artık yolsuzluk ve ‘çökme’ pratiklerinden beslenen, emekçilerin yaşam dinamiklerini altüst eden, toplumsal yapıyı yeniden şekillendiren, demokratik yaşamın temel unsurlarını ortadan kaldıran bir otoriterlik yaşanıyor. Başta yargı olmak üzere kurumsal güç kaynaklarını kural dışı uygulamalarla siyasal iktidarın hizmetine koşan, siyasal sistemde demokrasi varmış ve siyasal kurumlar olması gerektiği gibi işliyormuş gibi gösterme çabası hız kesmeden devam ediyor.
* * *
Otoriter yönetimlerin iktidarlarını korumak için demokratik kurumların içini boşaltıp, bunları diledikleri gibi kullanma örneklerine yakından bakıldığında şu beş amaç öne çıkıyor.
Sinyal Verme: Otoriter rejimler muhaliflerini rejime karşı çıkmaktan caydırmak için “Demokratik bir yönetim mevcut ama siz iktidara gelmeyi başaramıyorsunuz” algısını üretebilecekleri dönemlerde seçime giriyorlar. Düzenledikleri seçimlerin sonuçlarını maniple ederek kendilerine karşı çıkmanın boşuna olduğunu göstermek istiyorlar.
Bilgi Edinme: Otoriter yönetimler, seçim yapıp demokrat görüntüsü verirken, seçim kampanyaları sırasında halkın nabzını tutup, gereken konularda zorunlu politik tavizleri vererek rejimlerini istikrara kavuşturmayı arzu ediyorlar. Halktan uzaklıklarını böyle kapatmaya gayret ediyorlar.
Çıkar Sağlama / Himaye Etme: Her ne kadar siyasal mücadele için kurulmuş olduğu izlenimi verilse de otoriter yönetimlerin siyasal partileri üyelerine iş, ihale ve diğer ekonomik fırsatlar içeren çeşitli avantajlar sunuyor. Bu avantajlar yoluyla parti üyelerinin ve destekçilerinin sistemde pay sahibi olmaları sağlanıp, çarpıklıkları görenlerin rejime karşı çıkma olasılıkları azaltılıyor.
İzleme: Otoriter rejimlerde demokratik kurumlar ve seçimler demokrasinin sağlıklı işleyişinden çok siyasal seçkinlerle başkanın birbirinin ağırlığını tartmasına hizmet ediyor. Bir yandan yasama organları ve medya içindeki dengeler kurulurken, bir tür seçkinler arası şeffaflık sağlanıyor. Bu sınırlı şeffaflık, başkanın eylemlerini bir dereceye kadar sınırlandırdığı gibi, paylaşım mücadelesinin rejimi istikrarsızlaştıracak çatışmalara dönüşmesini de önlüyor.
Güvence Sağlama: Demokratik kurumların işleyişine saygı gösteriliyor gibi yapıldığında bu rejimlerin yatırımları kamulaştırmayacağına, iş hayatına müdahale etmeyeceğine ilişkin bir güvence sağladığı görüntüsü verilmiş oluyor. Bu tür rejimler, siyasal ve ekonomik seçkinlerin varlıklarına el koymayacağını ima eden bu görüntüyle seçkinlerin ve iş dünyasının rejime olan sadakatini koruyor.
* * *
Şimdilerde popülerliğini yitiren ‘hakikat sonrası’ (post-truth) kavramı 2016’da yılın kelimesi seçildiğinde Oxford sözlüklerinde “Kamuoyunu şekillendirmede nesnel gerçeklerin, duygulara ve kişisel inançlara yapılan çağrılardan daha az etkili olduğu durumlarla ilgili veya bunları ifade eden” bir kavram olarak tanımlanmıştı. “Hakikat Sonrası Çağ: Günümüz Dünyasında Yalancılık ve Aldatma” başlıklı kitabın yazarı Ralph Keyes de, tam olarak hakikat olmayan ama yalan da sayılmayan, “belirsiz ifadeler” dediği üçüncü ve tehlikeli bir kategoriye dikkatimizi çekmişti.
Siyasal iktidarın gerçek ve yalan, dürüstlük ve sahtekarlık, kurgusal olan ve olmayan arasındaki sınırları belirsizleştirmek için yoğun bir gayret gösterdiği içinden geçtiğimiz dönemde, hedeflerine ulaşmak için yalanlar üreten ve yayan organize bir bilgi endüstrisini deşifre etmek büyük bir önem taşıyor. Demokrasi kavramının bile baskıya alet edildiği, emekçilerin algılarına duyguları üzerinden müdahale edildiği bu zor dönemde hakikate birleşik muhalif mücadele içinde sahip çıkılması gerekiyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et