27 Ekim 2025 15:06

Merdan Yanardağ’ı hapse götüren üç dava

AKP iktidara geldiğinden beri Merdan Yanardağ iki kez tutuklandı, bu üçüncüsü. İlki 2013’te Ergenekon Davası kapsamındaydı. O zamanlar Yurt gazetesinin başındaydı, altı ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. 2021’de BirGün gazetesinde yayımlanan “Düzenin Mafyalaşması” başlıklı yazısı nedeniyle “Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama (TCK 301)" suçlamasıyla yedi ay 15 gün ceza aldı. Tutuklanmadı çünkü kararı istinaf bozdu, yeniden yargılandı, geçen ay beraat etti. 2023 yılında Tele1’deki programında Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin hukuksuz olduğunu söylediği için 'terör örgütü propagandası' ve 'suçu ve suçluyu övme' suçlarından gözaltına alınmıştı. Aslında Yanardağ, AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun sözlerini tekrar etmişti. Tutuklandı. 100 gün cezaevinde kaldı. Bu sözleri bir yıl sonra söylese başına bir şey gelmeyecekti. Türkiye’de hukuk, işte böyle, kişilere ve zamana göre değişebiliyor.

Cuma sabahı ülke CHP’nin 2023'teki kurultayına ilişkin 'mutlak butlan” davasına kilitlenmişken gündemi yeni bir operasyon işgal etti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ve siyasi kampanyasını yürüten Necati Özkan hakkında bu sefer “casusluk” suçlamasıyla soruşturma başlatılmış, Hüseyin Gün’ün itirafçı olduğu iddia edilen bu soruşturmada yazışmalarda adı geçtiği için Tele 1’e baskın düzenlenmiş ve Merdan Yanardağ da gözaltına alınmıştı. Yanardağ şüpheli sıfatıyla Emniyet’e götürülürken, yani henüz sanık bile değilken İstanbul Başsavcılığından bir açıklama yayınlandı:

TELE1 isimli TV kanalında genel yayın yönetmeni olan ve casusluk suçundan gözaltına alınan şüpheli Merdan Yanardağ’ın söz ve eylemleriyle birçok kez suç işlediği, kanalın fiili kullanıcısı olduğu, resmi kayıtlarda oğlu Alp Yanardağ’ın şirket sahibi olarak göründüğü, bu suçlarda da TELE1 isimli TV kanalını kullandığı gerekçesiyle kanalın sahibi olan ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık Anonim Şirketi’ne, İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nce bugün verilen kararla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir.”

Metni alıntıladım, çünkü üzerinde durmakta fayda var. Başsavcılığın da belirttiği gibi Merdan Yanardağ o anda yalnızca şüpheli, üstelik “casusluk” suçundan, peki nasıl oluyor da söz ve eylemleriyle Tele 1 kanalı üzerinden “birçok kez suç işlemiş” oluyor? Casusluk suçu televizyon yayınında işlenebilir mi? Yanardağ haber programlarında kaşıyla gözüyle ya da kripto sözcüklerle istihbarat örgütlerine şifre mi vermiş? RTÜK daha önce Ayşenur Arslan’a mimikleri yüzünden ceza vermişti, ama bu sefer atfedilen suç çok ciddi ve kanıt gösterilen eylem arasında bağlantı kurulmuş değil. Dahası Yanardağ’ın savcılık ifadesi bile alınmadan kanala kayyım atanması yine cezanın baştan kesildiğini gösteriyor.

4 Şubat 2025’te şirketlere kayyım atanması konusunda yeni düzenlemeler getirilmiş, bu değişiklik epey tartışmaya yol açmıştı. Hatta Ersan Şen kendi sitesinde "Kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı kriteri önemli olmakla birlikte, uygulamada verilen kararlarla birlikte hakimlik veya mahkeme kararında bu kritere basmakalıp, yani hükümde geçen bir unsur olarak yer verildiği, somut hukuki ve fiili sebeplerin tartışılmadığı, Anayasa m.35 ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Ek 1. Protokol m.1’in güvencesi altında bulunan mülkiyet ve zilyetlik haklarının korunmadığı görülmektedir" diyerek itiraz etmişti. Bu tür itirazlar üzerine TMSF bir açıklama yayınlamış, konuya şöyle açıklık getirmişti: “Kanun değişikliği ile TMSF sadece, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt ve silah sağlama ile Terörizmin Önlenmesini Sağlama Kanunu’nda düzenlenen terörizmin finansmanı suçlarının işlendiği hususunda kuvvetli şüphe bulunması halinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 133. ve 128. maddeleri gereğince mahkeme tarafından kayyım olarak atanabilecektir.”

Kanun değişikliği sırasında itiraz edilen keyfiliğin de ötesine geçen bir uygulama söz konusu. Hukukçuların şirketlere kayyım düzenlemesi genişletilirken dikkat çektiği bir başka husus, atanacak kayyımın tarafsız, şirket çıkarlarını gözetecek kadar bilgili ve yetkin olmasının gerektiği. Tele 1’e kayyım atanmasının hemen ardından, TMSF yetkilileri binaya geliyor, o sırada devam eden ana haber bültenini durduruyor. İçerideki gazeteci arkadaşlarımızın anlattığına göre muhabirleri hafta sonu evlerine yolluyor. Kanalda cuma akşamından beri arşivden programlar yayınlanıyor. Hafta sonu ülkede pek çok şey oldu. Dahası kanalın yayın yönetmeni ile birlikte İmamoğlu ve Özkan Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. CHP Adliye önünde miting yaptı. Tele 1 bunların hiçbirini haber yapamadı. Bu mu tarafsızlık? Bir haber kanalının haber yapması engellenerek ticari çıkarları nasıl korunuyor? Tele1’in önemli gelir kalemlerinden biri olan Youtube kanalı da erişime kapandı. Bu konudaki bilgiler henüz net değil. Youtube kanalı eğer kayyım tarafından kapatılmadıysa çıkıp bir an önce açıklama yapılmalı. Çünkü şu haliyle yayınlarından duyulan rahatsızlık nedeniyle kanala çöküldüğü görüntüsü çok daha yaygın. Üstelik bunu TMSF eliyle yapmaları başka sakıncalar yaratıyor. 2001 krizi sonrası batan bankalarla birlikte aynı şirketlere ait medya kuruluşlarına el konmuş TMSF’ye devredilmişti. TMSF bunların işleyebilmeleri için olabildiğince tarafsız davrandı, yayını kapatma, yayın politikasını tamamen değiştirme gibi çabalara girmedi. Son kayyım kararlarında da TMSF yetkililerinin bazı kurumlarda çok dikkatli davrandıklarını, çalışanlara güven vermeye çabaladıklarını duyuyoruz. Belli ki Tele 1’e farklı bir uygulama var, ancak bu TMSF’nin güvenilirliğini de zedeler ve sonuçları yalnızca medya şirketleri ile sınırlı kalmaz. Dahası, geçmişte olduğu gibi bu uygulamalar dönüp dolaşıp bizzat uygulayanlara rücu eder.

Son olarak, geçen sene bu zamanlar “etki ajanlığı” adı altında bir düzenleme gündeme getirilmiş, itirazlar üzerine geri çekilmişti. Bu tür keyfi tanımlamaların, içeriği muğlak düzenlemelerin nasıl araçsallaştırılabileceğini bir kez daha görmüş olduk. İktidarın alet çantasını artık tanıyoruz. Herkesi her suça sığdıracak mezuraları, aradan istediklerini çıkartacak cımbızları var. İnandırıcılıklarını kaybettiler belki ama bu operasyonları meşruiyet karşılığı bir pazarlığa çevirmeyi hala umuyorlar belli ki. Yanardağ’ı hapse götüren üç dava iktidarın manevra alanını göstermesi açısından çok sembolik.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Ceren Sözeri

Merdan Yanardağ’ı hapse götüren üç dava
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et