19 Ekim 2025 06:07

Bu yazıyı daha korkutucu bir tonda yazmamı ister misiniz?

Basın örgütleri son yıllarda gazetecilere yönelik fiziksel saldırıların arttığı uyarısı yapıyorlardı. Cezasızlık bunu cesaretlendiriyordu. Gazeteci Hakan Tosun, evinin yakınlarında saldırıya uğradı, kaldırıldığı hastanede kimliğinin tespit edilemediğini biliyoruz çünkü ailesine ancak 27 saat sonra haber verildi. Tosun hayatını kaybetti, ünlülere yapıldığı gibi sabahın beşinde kapılarına jandarma gelmedi, failler telefonla karakola çağırıldı, gözaltına alınıp tutuklandı. Yakında bulunan kameranın görüntülerinin faillerin yakınları tarafından alınıp temizlendiği iddiası var. Her çevre mücadelesine kamerasıyla koşan bir gazeteci, şehrin göbeğinde dövülerek öldürüldü. Hatırlarsanız Evrensel gazetesi İzmir Bürosu 13 Ağustos’ta bir gece yarısı kurşunlanmıştı, içeride haber yetiştirmeye çalışan bir gazetecinin olmaması tesadüftü. Fail yakalanmamış, gelip kendisi teslim olmuş, sarhoş olduğunu iddia etmişti.

Ülkenin sokak çetelerine teslim olduğu, internetten üç otuz paraya kiralık katil bulunabildiği bu günlerde sorularımıza cevap arayan yine gazeteciler. Halk TV muhabiri Umut Taştan, Hakan Tosun’un katlini araştırırken tehdit edildi, Timur Soykan program arkadaşları Şule Aydın ve Murat Ağırel’in “motosikletli suç örgütleri azmettirilerek” bir saldırı düzenleneceği ihbarını aldığını duyurdu. Daltonlar, Casperlar, Redkitler… Çocukluk günlerimizin sevimli kahramanları çete adlarına dönüşürken iktidar cenahında iç kavgaların sermayeye çöküşle sonuçlanmasının ceremesini yine gazeteciler çekiyor.

Ekol TV’nin 300 gazeteciyi işten çıkaracağı duyuldu. Flash TV 150 gazeteciyi işten çıkardı, kanalı Eşref Keleş’in sahibi olduğu Öz Er-Ka İnşaat’ın satın aldığı haber oldu. Ne TMSF’nin sitesinde ne RTÜK’ün duyurularında bilgi var. Kaça aldığını bilmiyoruz. Flash TV, ağustos ayında 84 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkarılmıştı. Eşref Keleş’in kim olduğunu araştıran gazeteciler AKP’den milletvekili adayı olmasının yanı sıra 2018’de manken Aslı Baş’ın şaibeli şekilde öldüğü (villanın sahibi Ahmet Bayer ile oğulları Hakan Sadi ve Volkan Bayer hakkında verilen beraat kararları geçen ağustos Yargıtay tarafından bozuldu) villayı 2018 yılında 15 milyon dolara satın aldığı bilgisini buldular. 15 milyon dolar bugün 627 milyon TL ediyor, 2018 Haziran’da (villa mayıs ayında satılmıştı) 69 milyon TL ediyordu. Flash TV, iyi ihtimalle 100 milyon TL’ye satılmış olsa medyaya neden girdiğini henüz bilmediğimiz Eşref Keleş kanalı yaklaşık 2,4 milyon dolara almış görünüyor. İstanbul’un mutena bir semtinde 3+1 mütevazı bir daire parasına. TMSF’nin sitesinde yine el konulan Ekotürk TV’nin satış ilanı var, muhammen bedel 23 milyon TL. Size bana büyük görünebilir ama sermayedar için bunlar çerez parası. Üstelik satın alıp içerideki tüm çalışanları kovabiliyor. Flash TV’ye el koyan devlet yani TMSF 150 çalışanı işten çıkarabiliyorsa sermayenin elini kim tutacak?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. Maddesi (ki Basın İş Kanunu da kıyasla uygulanır) toplu işçi çıkarmayı önleyecek bir düzenlemedir) medyaya gelince uygulanmıyor. İsmail Saymaz’ın haberine göre Demirören Medya Hürriyet'te çalışanların yüzde 35'ini çıkarıp kalanını Ataşehir’de bir ofise yerleştirecekmiş. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan ses var mı? Yok. Yarın başka kanallar da böyle satılacak. Biz, sahipleri kimdir, medyaya neden girdiler bilemeyeceğiz. Çünkü RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin açılış açılış gezip ailenin önemini anlatmakla meşgul, “Her düzenleme adımımızın merkezinde aile var” diyor. Gazetecilerin aileleri ise işsiz kalmayı geçtik can korkusuyla cebelleşiyor.

Yeni Şafak gazetesi iki hafta önce Silivri’de meydana gelen deprem haberini ChatGPT’ye yazdırıp kopyalarken kendini ele verdi.  Haberin ortasında “İstersen bu haberi daha korkutucu, uyarı odaklı ya da daha bilgilendirici, sakin bir tonda da yeniden düzenleyebilirim. Hangisini istersin?” yazıyordu. İktidar ve sermayesi gazetecilerden tam böyle bir performans bekliyor. Hatta belki gazetecilerin hepsini kovup yalnızca yapay zekaya yazdıracakları bir medya düzeni hayal ediyor. Hakan Tosun’un yaptığı haberleri yapay zekâ yapamaz, yapamayacak. Furkan Karabay, internetsiz, dört duvar arasında cezaevinden haber yapmaya devam ediyor. Gazeteciler can güvenliğinden, iş güvencesinden yoksun sokaklarda çalışıyor. Yapay zekanın gazeteciliğe katkısını ve risklerini başka bir bağlamda konuşmak tartışmak gerek elbette, ancak diğer yandan hiçbir yapay zekâ modelinin cevap veremediği soruları sormaya devam etmemiz gerekiyor: Hakan Tosun’a ne oldu? Kamu adına soru soran, sorunların peşine düşen gazetecileri kim koruyacak?

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Ceren Sözeri

Bu yazıyı daha korkutucu bir tonda yazmamı ister misiniz?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et