Ücretler eriyor, kârlar artıyor
2025 yılının ilk dokuz ayında ekonomide yaşanan gelişmeler ülke ekonomisinde yaşanan çelişkilerin giderek belirginleştiğini gösterdi. Bir yanda emeğiyle geçinen milyonların aldığı ücretlerin erimesi, diğer yanda şirketlerin ve bankaların kârlarının katlanarak artması.
Enflasyonun ateşi TÜİK’e rağmen bir türlü sönmüyor, hayat pahalılığı dayanılmaz hale geldi. Üstelik emekçinin sırtındaki vergi yükü giderek ağırlaşıyor. 2026 bütçesi ise bu dengesizliği gidermek yerine adeta kalıcılaştırmaya hazırlanıyor. Asgari ücretli, işçi, memur ve emekli ciddi anlamda yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıya ve nüfusun büyük bölümü boğazına kadar borca batmış durumda.
DİSK-AR’ın ekim 2025 “ücret kayıpları izleme raporu”na göre, yılın ilk dokuz ayında işçi ücretlerindeki toplam kayıp 1 trilyon 328 milyar lirayı aşmış. Bunun 789 milyar lirası enflasyon, 539 milyar lirası ise vergi ve kesintilerden kaynaklanıyor. Ortalama bir işçinin cebinden 79 bin 353 lira resmen buharlaşmış.
Ocak ayında net asgari ücret 22 bin 104 lira olarak açıklanmıştı; ancak Eylül itibarıyla bu ücretin reel değeri 16 bin 483 liraya geriledi. Yani dokuz ayda 5 bin 621 liralık ciddi bir kayıp var. Tek başına bu veri bile milyonlarca emekçinin derin bir yoksulluk sarmalına girdiğini gösteriyor.
Emekçinin sırtındaki vergi yükü ise her yıl giderek ağırlaşıyor. Yine DİSK-AR verileri, asgari ücretin yaklaşık yüzde 41’inin vergi ve yasal kesintilere gittiğini gösteriyor. Vergi adaletsizliği öylesine derin ki, düşük gelirliler maaşlarından her kuruşun vergisini öderken, büyük şirketler ve finans kuruluşları vergi istisnaları ve çeşitli muafiyetlerle korunmaya devam ediyor. Kurumlar vergisindeki indirimler, KDV istisnaları ve “yatırım teşvikleri” sayesinde, sermaye fazla risk almadan yüksek kazanç elde ediyor.
2025’in ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 4.8 büyüdüğü açıklandı. Ancak bu büyüme yine emekçiye yansımadı. TÜİK verilerine göre iş gücü ödemelerinin milli gelirdeki payı yüzde 38.4 iken, sermayenin payı yüzde 40.2’ye yükseldi. Net işletme artığı olarak ifade edilen kâr gelirleri, geçen yıla göre yüzde 46 oranında arttı. Özetle ekonomi görünürde büyüyor ama bu büyüme emeğe değil, patronlara yarıyor.
Her dönemin kazananları bu dönemde de aynı: bankalar ve büyük şirketler. Bankacılık sektörü, 2025’in ilk yarısında 422 milyar 459 milyon lira net kâr açıkladı. En büyük on banka, toplamda 305 milyar lirayı kasasına koydu. Halka açık 557 şirketin toplam net kârı, uzun süredir artmayan dolar bazında bile arttı. Bankalar yüksek faiz gelirleriyle sürekli rekorlar kırıyor. Sermaye, enflasyonu ve kriz ortamını fırsata çevirmekten geri durmuyor. Erdoğan ve Şimşek her fırsatta “2026’dan itibaren rahatlama olacak” iddiasında bulunsa da karşımızdaki tablo tam tersini söylüyor.
2025’in ilk dokuz ayı, uzun süredir kendini tekrar eden temel bir ekonomik gerçeği yeniden teyit etti: Ücretler erimeye, kârlar artmaya devam ediyor. Bu durum sadece bir istatistik gerçeği değil, aynı zamanda emekle sermaye arasındaki dengesizliğin de en somut ifadesi.
Türkiye’de emekçiler, her gün biraz daha borçlanırken; sermaye, her gün biraz daha zenginleşiyor. Milyonlarca emekçinin her sabah işe giderken sadece geçim derdini değil, aynı zamanda hayatta kalma mücadelesini düşündüğü koşullarda “Ekonomi iyiye gidiyor” masallarına artık kimse inanmıyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et