Tümden gel...
Filistin için tüm dünya halkları ayaklandı.
Fas’ın Raja Casablanca taraftarlarının doldurduğu stattan on binlerce ağızdan yükselen gür sesli marş bakın ne diyordu:
“Ey Sevgili Filistin,
Araplar nerede onlar uyuyor.
Ey güzel ülke diren.
Allah sizi kardeşlerinizin düşmanlığından ve aç gözlü Yahudilerin zulmünden korusun.
Gazze bizden uzak olsan da seni yalnız bırakmayacağız.
Ah Rafah ve Ramallah
Ümmetimiz çok hasta.
Sorunlardan ve hükümetlerin yolsuzluklarından o kadar bıktılar ki
Arap büyük zorluklarla yaşıyor, gelecek karanlık görünüyor.
Rajawi (Raja taraftarı) duyamadığınız ezilen halkın sesidir.
Neler olduğunu biliyoruz.
Asla boyun eğmeyecek kartallarınız...”
Sumud Filosu’ndan İrlandalı Aktör Liam Cunningham, Filistinli Fatma’nın kendi cenazesinde söylenmesini istediği şarkıdan bahsettiği videoyu izletip diyordu ki:
“Peki biz nasıl bir dünyaya sürüklendik? Nasıl bir insanlık çukuruna düştük ki daha 5-6 yaşındaki melek gibi çocuklar kendi cenazelerini planlıyor. Çocuklarımız ve torunlarımız bu korkunç döneme nasıl bakacaklar? Dönüp bize ‘Buna nasıl izin verdiniz?’ dediklerinde gözlerinin içine nasıl bakacağız? Bir çocuğun ya da herhangi bir insanın böyle bir duruma düşürülmesi dehşet verici. Dört gün önce Fatma öldürüldü. İsrail tarafından katledildi. Ve artık birisi onun cansız bedeni üzerinde o şarkıyı söyleyecek. İşte bu yüzden buradayım, işte bu yüzden bu filonun önemi var. Batılı hükümetler, bu teknelerin böyle bir yolculuğa çıkmasına gerek bırakmamalıydı. Bu filonun gerçekleşiyor olması gösteriyor ki dünya uluslararası hukuku ve insancıl hukuku korumakta başarısız olmuştur. Ve bu dönem insanlık tarihimizin en utanç verici dönemlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.”
Dünya halkları tüm dünyanın utancı olacak soykırımı durdurmak üzere, kendi ülkelerinde ve dünyanın genelinde, faşizme, savaşa, ayrımcılığa karşı bayrak açıp birleşiyor. Ekseriyetle hükümetlerine rağmen, hükümetlerinin kürsü konuşmalarından ibaret tepkilerine rağmen insanlık onuru için bir araya geliyorlar. İktidarları karar almaya zorluyorlar.
Filistin’e kuş uçuşu ile bile 12 bin km uzaklıktaki Meksika’da Zocalo Meydanı’nda yüz binler ayakta.
İtalyanlar üst üste genel greve gidiyor, iktidarlarına nefes aldırmadan. Filistin nezdinde ülkelerindeki faşist rejime karşı direniyor ve Meloni’yi sıkıştırıyorlar. Tüm ulaşımı, okulları, AVM’leri, hava trafiğini durduruyorlar. İl il sokaklara on binlerce, yüz binlerce dökülüyorlar. Her şehrin sokakları Leyla Halid resimlerinden özgür Filistin sloganlarına yazılamalarla dolu, evlerin camlarından Filistin bayrakları sarkıyor.
İtalyan Liman İşçisi Riccardo Rudino, Sumud Filosu yola çıkmadan önce yaptığı konuşmada “Eğer gemilerimizle ve arkadaşlarımızla sadece 20 dakikalığına bile bağlantıyı kaybedersek bütün Avrupa’yı durdururuz. Tüm Cenova şehriyle birlikte! Her yıl bu bölgeden 13-14 bin konteyner gidiyor. Artık bir çivi bile gitmeyecek. Uluslararası bir grev başlatacağız. Yolları kapatacağız, okulları kapatacağız, her şeyi kapatacağız. Gençlerimizi, kızlarımızı tek bir çizik olmadan geri vermeliler. Ve halkın halka sunduğu bütün mallar son sandığa kadar yerine ulaşmalı. Gelip konuşup çözebileceklerini sanmasınlar. Bu defa başka” diyordu.
“İşçiler blöf yapmaz”ı dünyaya gösterdiler. Sumud’a İsrail müdahalesi sonrası tüm İtalya durdu.
Yunanistan Pire Limanı meşaleler ışığında alev alev. Gemilere geçit yok!
Belçika ayakta, Almanya sokakta, Fransa işçileri Avrupa’nın hava trafiğini durduruyor. İsviçre, Avustralya, Avusturya, İsveç, Hollanda, Danimarka, Portekiz, Polonya, Estonya, Tunus ve neredeyse aklınıza gelen gelmeyen demokrasiyle yönetilen her ülke teyakkuzda. 2 milyon nüfuslu Slovenya savaş suçlusu Netanyahu’nun ülkelerine girişini yasaklayan ilk ülke oldu. Amerika’da subaylar “Bu bir soykırım ve buna ortak olmayacağız” dedikleri için tutuklanıyor.
İtalya’da faşist yönetim mecliste Filistin bayrağını yasaklayınca muhalefet vekilleri baştan aşağı beyaz, siyah, yeşil ve kırmızı giyinerek dev bir bayrak oluşturdular.
İspanya dünyaya rest çekti, İsrail’in olduğu yerde artık İspanyollar olmayacak. 9 maddelik yaptırımları oldukça sert ama İspanya Başbakanı Sanchez diyor ki:
“İsrail’in Gazze’de yaptıkları bir savunma değildir, savunmasız bir halkı yok etmektir. İspanya olarak tek başımıza İsrail’in saldırılarını durduramayız. Atom bombamız, uçak gemilerimiz, büyük petrol yataklarımız yok ama bu İsrail’i durdurmayı denemeyi bırakacağımız anlamına gelmiyor.”
Ekonomi Bakanı Diaz ise “Bunun için hükümetteyiz. Ülkemiz, soykırımı durdurmak için daha fazlasını yapmalıydı.” diyerek her ekonomik riski göğüsleyeceklerini açıkladı.
Kolombiya nere Gazze nere arası on binlerce kilometre. İki vatandaşları Sumud Filosu’nda İsrail tarafından alıkonuldu. Çıktı Cumhurbaşkanı Petro, “Bu Netanyahu tarafından işlenen bir başka uluslararası suç anlamına gelir. İsrail ile serbest ticaret anlaşması derhal feshedilecektir. Kolombiya’daki tüm İsrail diplomatik heyeti sınır dışı edilecektir.” açıklaması yaptı. Ne kıymetli herkese kendi vatandaşı. Bizim suratımıza değersizliğimiz haykırılıyor onca yıldır.
Arap yarımadası ancak kınıyor, ağustos sonu toplanan İslam İşbirliği Teşkilatından çıkan karara baktığınızda toplamı İspanya’nın 9 maddesi kadar anında işlevli yaptırım etmiyor. Havadan gıda atınca vazife savdı sayıyor. Bilirsiniz hayır hasenatseverler ancak insanca yaşam hakkı savunusuyla sadaka arasında uçurum vardır
Görev savıyorlar, dünya sermayesine ortak olmuş Katar, BAE, Suudiler, İran, Irak ve niceleri...
Dostlar alışverişte görsün hesabı.
Mersin Limanından İsrail’e gemiler kalkıyor, Türkiye menşeli firmaların İsrail’le sözleşmeleri devam ediyor. İktidar hamasi sözler sarf ededursun, herhangi bir yaptırım uygulamışlığımız yok.
Vazife savılıyor.
Şimdi gelelim dost acı söyler kısmına.
Evet belediye başkanları tutuklu, her kesimden binlerce insan tutuklu, korkunç bir baskının, ekonomik buhranın ve demokrasi adına tüm umudu kaybetmenin eşiğindeyiz. Ancak dünya insanlık onuru kavgasındayken bizim kendi derdimiz peşinde bir yandan Filistin için vazife savmamız bize yakışmıyor.
Bir eylem planı ki üç yüz kişi orada sokağa çıkıyor bin kişi şurada beş yüz de orada. Saatler farklı, metropollerde eylem konumları bile farklı. (Ha bu arada Filistin eyleminde tutuklanan gençler perşembe günü tahliye edildi. Yeni gözaltılar sürüyor. Düşünün bu ülkede iki yıldır Filistin halkının özgürlüğünü savunan kaç kişi tutuklandı? Neden? Az kişiydiler çünkü.)
Sendikalar eylem çağrısı yapıyor. Dünya gösteriyor ki yürüyüşü, eylemi halk yapar, sendika ise hayatı durdurur. Üretimden gelen güç daha nereye kadar cepte tutulur? Üyesi az olabilir, gücü kısıtlı olabilir. Ama sendika çağrıyı yapar, tüm halka, odalara, üniversitelere, plazalara yapar. Hayatı durdurmadık, durduramadık. Herkes yaptı biz yapamadık. Biz şurada burada slogan atıp dağılıyoruz. Kendi iktidarımızı hiç tanımazmış gibi, bininciye aynı yöntemle farklı bir sonuç bekliyoruz. Biz böyle dağınık dağınık, nasıl varacağız tüme?
İnsanlık onuru adına bir araya gelebilme şansını yakalasaydık, tümden gelip belki biz de kazanabilirdik, Filistin için İsrail’e yaptırım uygulatabilmek ilk zaferimiz olurdu.
Özgür Gazze, savaşın durması, insanlığımızın kazanması, bizim için de özgür bir ülkenin kapısını açardı.
Mersin Limanı orada duruyor. Ve biz bunu tweet atıyoruz...
Akrep gibiyiz kardeşim, vazife savarak kendimizi zehirliyoruz.
Soykırıma karşı dahi bir araya gelmeyi başaramayanları kendi içlerinde ayırıp yönetmek her iktidar için çok kolay olmalı...
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et