29 Eylül 2025 06:07

Sıfıra sıfır elde var sıfır!

Küresel ısınmayı 1.5-2 derecede sınırlamayla ilgili ortaya konan net sıfır emisyon hedefine dair her alandan çeşitli araştırmalar, öneriler yayımlanıyor. İstanbul Politikalar Merkezinin (İPM) açıkladığı yeni raporuna göre 2053 yılına kadar bina sektöründen kaynaklanan emisyonların tamamen sıfırlanması mümkün. Ancak bunun için bu işi dert edinip uygulayacak merkezi bir yapılanmaya ve 200 milyar dolarcık bir paraya ihtiyaç var!

İPM’den karbonsuzlaşma raporu

Sabancı Üniversitesi İPM eylül ayının başında yazarları arasında Doç. Dr. Bora Kat, Prof. Dr. Ebru Voyvoda, Dr. Erdinç Ersoy, Doç. Dr. Duygu Erten, Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. İlkay Dellal gibi çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri ile enerji, inşaat sektöründen yöneticilerin bulunduğu “Türkiye’nin karbonsuzlaştırma yol haritası / 2053’te net sıfıra doğru ” başlıklı raporunu açıkladı. Raporun 24 sayfalık “yönetici özeti”nde Türkiye’nin 2021 yılında Paris Anlaşması’na taraf olduğu ve sera gazı emisyonlarını 2053’te net sıfıra indirme hedefini açıkladığına dikkat çekilerek, “Ancak 2022’de güncellenen ulusal azaltım beyanında (NDC) belirlenen sera gazı emisyonlarını 2030’da referans senaryoya göre yüzde 41 azaltma hedefi bu uzun vadeli hedefle uyumlu değildir” deniliyor.

""

Fotoğraf: Duygu Erten

Duygu Erten

Bina emisyonları nasıl sıfırlanabilir?

İPM’nin raporuna konut emisyonlarının azaltılmasına ile ilgili katkıda bulunan Doç. Dr. Duygu Erten’e göre Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşabilmesi için yapacağı ilk iş fosil yakıtlardan çıkış ve enerji verimliliği tedbirlerinin alınması olmalı: ”Bu zorlu dönüşümün başarılması, Türkiye’yi iklim hedeflerine yakınlaştırmakla kalmayacak, enerji tasarrufu ile hane bütçelerine de önemli katkı sunacak. Türkiye’de binaların doğrudan emisyonları, toplam karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 14’üne neden oluyor. Tüm binalar arasında konutlar ise yüzde 76 ile emisyonların aslan payından sorumlu”.

İPM’nin raporu 2053 net sıfır hedefine uygun olarak bu emisyonları tamamen sıfırlamanın olanaklı olduğunu ileri sürüyor. Peki nasıl? “Doğru hedefler belirlenir ve gerekli yatırımlar yapılırsa bina sektörü emisyonları 2035’te yüzde 67, 2053’te ise yüzde 100 azaltılabilir”.

Nedir bu “doğru hedefler?” sorusuna, binalarda fosil yakıt kullanımını sonlandırmakla başlayıp, doğal gaz yerine elektrikli sistemlerin kullanılmasının bina sektöründeki toplam azaltımların yarısından fazlasını sağladığı gibi yanıtlar veriliyor.

‘Sihirli değnek’

Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünde yapan, sonrasında yüksek lisans ve doktora derecelerini ABD’de Rutgers Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği alanında tamamlayan Erten, “Elimde bir sihirli değnek olsa ilk yapacağım iş, kömürden çıkmak olurdu,’’ diyor. İyi ama “Siyasi, ekonomik, ekolojik ve sosyal sonuçları olan bu kararı verecek olan siyasi iktidar bu işin neresinde? Ekonomik kriz altında inim inim inleyen, en basit demokratik hakları, seçme-seçilme hakkı bile elinden alınmış yurttaşlar bu işin neresinde?” diye bakarsak durum hiç de iç açıcı görünmüyor.

Erten, tam da bu düşünceden yola çıkarak ‘‘Türkiye’de kaç hane, bu tasarruflar için gereken dönüşümü yapabilecek bütçeye sahip? Cam ve pencere değiştirmek, yalıtım yapmak, bunlar oldukça masraflı işler” diyor ve çözüm önerisini de şu şekilde ortaya koyuyor; “Bunun daha merkezi bir sistemden yapılması, kömürden doğal gaza ve son olarak elektrifikasyona geçilmesi gerek.”

""

Fotoğraf: Özer Akdemir/ Evrensel

200 milyar dolarcık lazım!

İPM’nin raporuna göre; 2053’te bina emisyonlarının sıfıra indirilmesi için yeni binaların neredeyse tamamının sıfır enerjili bina olarak inşa edilmesi, binalarda yenilenebilir enerji oranının 2050’de yüzde 30’a çıkarılması, 2000 yılından önce inşa edilmiş binaların kademeli olarak yıkılıp yenilenmesi ve binalarda enerji verimliliği iyileştirmeleri yapılması gerekiyor. Tüm bu dönüşüm için gereken para ise 200 milyar dolarcık!

Yoksulluk sınırının 89 bin 385 lira seviyesine yükseldiği, 22 bin 104 lira asgari ücret alınan ülkemizde açlık sınırının 27 bin 441 lira olduğu bir ekonomik düzende bu işi gerçekleştirmek için sihirli değnekten fazlasına ihtiyaç olduğu kesin!

Konutlarda elektrik tüketimi yüzde 25-40 azalabilir

Biz yine de iyimserliği elden bırakmayalım; “Oldukça maliyetli olan bu dönüşüm başarıldığında ise yalnızca Türkiye’yi iklim hedeflerine yaklaştırmakla kalmayacak, hane bütçesi için de yararlı olacak. Ortalama bir konutta yüzde 25 ila 40 arası tasarruf sağlanabilecek.”

Konutlarda yüzde 25-40 arasında elektrik tüketimi azaldığında elektrik alım garantileri verilen enerji üretim şirketlerinin ürettikleri fazla elektrik ne olacak peki? Şimdiye kadarki uygulamalardan gördük ki böylesi bir durumda (Ki AKP’nin elektrik tüketiminin bu derece düşmesine izin vermesi çok olası gözükmüyor) alıp çöpe attığımız elektriğin parası gene genel bütçeden karşılanacaktır.

Tüm bu dönüşümünün ön koşulunun devletin bu süreci sahiplenmesi olduğu yazıyor raporda. Bunun için de özel sektörle birlikte (Özel sektör yine yaşadı, buradan da ekmek yiyecek!), yeşil konut kredileri, yeşil mortgage (Bankalara kıyak olsun) ile birlikte kooperatiflerin ve belediyelerin önemli rol üstlenmesi gerekiyor. Söz buraya gelmişken İzmir depreminden sonra evleri yıkılan, hasar gören yurttaşların kooperatifçilik modeli ile ucuza ev sahibi yapılmasına dayanan model nedeniyle İzBB Eski Başkanı Tunç Soyer ve İzBB bürokratlarının tutuklu olarak yargılandığını da ekleyelim. Sistem, bu türden kooperatifçilik gibi kolektif üretim-tüketim modellerini pek sevmez de...

""

Fotoğraf: Özer Akdemir/ Evrensel

‘Aslında boşa konuşuyoruz’

Duygu Erten’in değerlendirmelerinden belli bölümlere bakalım; “En önemli strateji değişikliği olarak kömürden doğal gaza ve doğal gazdan elektriğe geçişle 2045’e kadar ısınmada fosil yakıtların tamamen terk edilmesini hedefledik. Bu, devletin, hükümetin, bakanlıkların koyduğu hedeflerden farklılaştığımız en önemli nokta: 2045’e kadar fosil yakıtlardan çıkıyoruz.”

Yani, devlet-hükümet bu işin içinde değil! Öyle olsa, Akbelen Ormanı’nı YK Enerji Termik Santraline kömür temini için keserler miydi? Öyle olsa on binlerce zeytin ağacının yine kömür ocağı açabilmek için sökülerek taşınması (Siz yok edilmesi olarak anlayın) için tüm tepkilere rağmen “süper talan yasası” çıkarılır mıydı?

Bilimsel rapor mu Feriştah yenge fentezisi mi?

Raporda; fosil yakıtlardan çıkış, enerji tasarrufu gibi konulardaki dünyadaki uygulamalara atıfta bulunularak Türkiye’nin de bunları örnek alabileceği temennisi dillendiriliyor. Örneğin elektrikli ısı pompası, ocaklar veya sıcak su sistemlerine geçen hanelere dünyadaki birçok ülkede yapılan geçici fatura indirimleri, fosil yakıtlardan çıkış için uygulanan hurda desteği, eski kombileri, sobaları teslim ederek, alacağınız yeni ürünlerde indirimler, devletin de vergi düzenlemelerinde bulunması, KDV, ÖTV indirimleri yapması vs... Peki bunlar, bu ekonomik programda uygulanabilecek şeyler mi? Sorunun yanıtı belli aslında.

“Elimde bir sihirli değnek olsa ilk yapacağım iş, kömürden çıkmak olurdu” diyen Erten şöyle bitiriyor cümlesini; “Kömürden çıkıncaya kadar aslında boşuna konuşuyoruz”.

AKP’nin kömürden çıkış gibi bir niyetinin olmadığı ortadayken buna benzer tüm bilimsel raporlar da ne yazık ki birer “Feriştah yenge fentezisiden” öteye gidemiyor!

Yani; “Sıfıra sıfır elde var sıfır”!

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Özer Akdemir

Sıfıra sıfır elde var sıfır!
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et