Selimiye Camii’inde miras üretimi
Özellikle son iki haftadır değindiğim, ancak “kent hakkı” odaklı bu sayfanın ana derdi olan mekân üretim sorunsalına, bu kez, koruma camiasında güncel bir tartışma açan Selimiye Camii üzerinden değineceğim.
Yazının görselinde yer alan ve tartışmaya konu olan tezyinat/süslemenin (kalemişi, hat, yazı, madalyon vb.) restorasyon süreci, bu görseli aldığım Arkeofili.com isimli web sitesinde detaylı bir şekilde özetleniyor.
Ayrıca Tarihsel Çevre ve Yapı Korumacıları Derneği, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi -ICOMOS- Türkiye, ÇEKÜL Vakfı, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’ne sunulan bilim heyeti raporu, Hattatların ortak imzalı açıklamaları, Açık Radyo’nun “Kültürel Miras ve Koruma, Kim İçin, Ne İçin” programı, Anka Haber Ajansı, Yeni Akit…. vb. mecraların haberleri ya da bireysel olarak süreci tartışan kişilerin de konuyla ilgili paylaşımları var.
Burada konuyu kısaca açarsak;
UNESCO Dünya Miras Listesi’ne evrensel bir değer olarak kabul edilmiş olan Selimiye Camii’nin bir süredir devam eden restorasyon çalışmaları, yapının kubbesindeki tezyinata nasıl müdahale edileceği konusunda bir tartışma açtı.
Tartışmanın iki tarafı var gibi gözüküyor. Bir taraf Batılı kabul görmüş tüzüklere dayanarak, diğer taraf da İslamî/Türkçü bir yaklaşımla süslemelere müdahaleyi tartışıyor.
Fakat tartışma sadece böylesi bir “teknik” içerik taşımıyor -kaldı ki bu da tekniği yönlendiren düşün dünyasının izlerini barındırdığı için salt teknik değil.
Tartışmalar aynı zamanda koruma kurulları (bölge kurulu/üst kurul vb. mekanizmalarıyla), izin süreçleri, ilgili bakanlığın tutumu, yukarıdan gelen talimatlar, atanmış bilim kurulları, bu heyetlerin oluşumu, uzmanlıkların pozisyonu, uluslararası kabul görmüş tüzüklerin içeriği… vb. gibi bir dolu farklı sorunsalı da ortaya serdi.
*
Öncelikle bu tür yıllarca yaşamış anıtsal/simgesel yapılara farklı zamanlarla farklı ekler, değişiklikler, süslemeler vb. yapılabilir. Ve koruma kuramın kadim tartışmalarından birisi de, zaman içinde yapılan bu değişikliklere yönelik müdahalelerin nasıl olacağıdır.
Bu müdahalelere, kimler, hangi dayanaklarla, nasıl karar verecekler soruları da sadece bu yapı için değil, Türkiye ve dünyadaki çok eser için canlı bir mevzudur.
Müdahaleler Selimiye Camii örneğinde olduğu gibi, yapının bezemelerinde olabilir, bazen yapının bütününde, hatta kimi zaman yapının yeniden inşasına varacak denli büyük ölçeğe taşınan bir tartışma konusu da olabiliyor.
Bu konular çoğunlukla uzman denilen belli alanlarda eğitim almış kişiler arasında -ben de bu kişilerden biriyim- tartışılır. Ancak görece teknik bir konu muamelesi gören bu konular, -yazının örneğinde de olduğu gibi- esasen bir düşünce biçiminin ve bu düşünceye bağlı pratik yönelimlerin bir tezahürüdür.
“Uzmanlar” arasında konuşulan konular da, dilimlenmiş sahanın yarattığı bir çatışma olarak, “mimar-mühendis, duayen hoca/hocaların hocası-yeni mezun, akademisyen-alaylı, restorasyon eğitimi almış-almamış vb.” uzmanların birbirlerinin bilirkişiliklerini sorguladığı bir yöne de kayabilir.
*
İki haftadır açmaya çalıştığım resmi miras ve eleştirel miras çalışmaları bu yaklaşımları konu ediyor. İkisi de miras üretim pratiğinin türlü veçhelerini mesele ederken, belli ideolojik yaklaşımları uyguluyor.
Halihazırda Selimiye Camii’nin tezyinatı üzerinden süregiden tartışmanın kendisi de, esasen bir miras üretim pratiğidir.
Bir tarafta Batı / Avrupa merkezli kuramsal yaklaşımların katmanlı bir yapıya yönelik koruma müdahalesini tartışmaya açılırken, diğer tarafta İslamî ve yer yer Türkçülük görüşleri doğrultusunda konuya yaklaşımla, koruma kuramı konu ediliyor.
Bu iki görüşün çatışması da, yukarıda söz ettiğim karar vericilik pozisyonlarını ve bunların politikliğini gayet açıkça serimliyor.
*
Öte yandan resmi miras söylemi, bu yapı dışındaki bazı örneklerde bir müzakere yoluyla, eleştirel Batı söylemi ve icracılarıyla işbirliği kurabiliyor da.
Bu coğrafyadan bazı örneklere bakarsak, Hasankeyf, Diyarbakır, Ayasofya, Kız Kulesi, Antakya, Haydarpaşa/Sirkeci Garları… gibi yapı/yerleşimlerin her birinin başına gelen müdahale süreçlerini ince ince açarsak, mevcut koruma icrasının yarattığı çatışmalara yaklaşımın, bugünlere nasıl vardığını da anlamamız daha açık hale gelebilir.
Gelecek haftalarda da açmaya devam etmeyi düşündüğüm miras üretim konusuna, bizleri bu örnekteki gibi, Batılı/modernist, post-modernist, İslami… vb. yaklaşımların değer üretimindeki çelişki-çatışmalara, ayrıca bu çatışmaları yaratan organlardan talep siyasetine indirgemeyecek, başka bir paradigmanın mekânsallığı ile devam etmek üzere…
Evrensel'i Takip Et