15 Eylül 2025 23:25

Bugün görülen ve o karmaşık ‘mutlak butlan davası’ ismiyle tanınmış dava 24 Ekim’e ertelendi. Ankara’daki mahkeme, CHP'nin 4-5 Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025'teki 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptaline ilişkin başvuruyu görüşüyordu. Böylelikle dördüncü duruşmada da karar çıkmadığı gibi mevcut yönetim için ‘tedbir’ talebi de reddedildi. Bu, Özgür Özel ve yönetiminin görevden alınarak yerine bir çağrı (kayyım) heyeti atanacağına (hatta bu heyetin başına da Kemal Kılıçdaroğlu’nun geleceğine) dair beklentilerin de gerçekleşmemesi anlamına geliyordu.

Kararın açıklanmasından hemen sonra yaygın ve haklı olarak şu yorum yapıldı: Aslında hukuken bu davanın reddi gerekiyordu. Ama mevcut siyasal gerilim ve iktidarın CHP üzerindeki yargı basıncı düşünüldüğünde bu da hiç yoktan iyidir.

Bu iyimser değerlendirmenin yanında bir de, görece kötümser olan şu değerlendirme yer aldı sıklıkla: Kurultay iptali davası yaklaşık 40 gün daha bir kılıç gibi CHP’nin ve CHP’lilerin tepesinde sallanacak, iç çekişme ve tartışmalara sebep olmaya devam edecek. Zaten iktidar bu davaların sonuçlarından ziyade süreçlerinden yararlanıyor.

Mademki saray iktidarı siyaset üzerinde bir yargı kılıcı sallıyor, bir mahkeme kararının politik anlamları üzerine fikir yürütmek de kaçınılmaz hale geliyor.

Yukarıdaki iki yaygın görüşün de haklı yanları var.

Hukukçuların ısrarla belirttiği üzere ideal olan davanın reddiydi. Ama CHP İstanbul kongresinin iptali ve il yönetimine kayyım atanıp bunun bir polis ordusuyla binaya konuşlandırılmasında görülen “kararlılık”, kurultayı iptal ederek parti genel merkezine de kayyım atanmasına varamadı.

Diğer yandan, eski genel başkan ve bazı partililer ile mevcut CHP yönetimi arasında vuku bulmuş olan sert çatışmanın, 24 Ekim’deki 6. duruşmaya kadar akmaya devam edebileceği bir mecra açık bırakılmış oldu.

Fakat söylemek gerekir ki CHP içi çatışma ve bölünme konusunda iktidar -muhtemelen- hedeflediği derinlikte bir kesiğe yol açamadı. Gerek bu konuda CHP içinden çıkan karşıt aktörlerin kötü performansı, gerekse CHP’ye yönelik yargı kuşatmasının, partideki usulsüzlüklerden değil de iktidarın siyasal ihtiyaçlarından kaynaklandığı kanaatinin AKP çevrelerinde bile yaygın olması ‘işlevli bir bölünme’yi engelledi. Hatta, mevcut yönetimin etrafında bir haklılık-meşruluk çemberi yaratarak CHP’li olmayanları bile rejimin siyasal operasyonuna karşı -örneğin meydanlarda- birleştirdi.

Hukuki değerlendirmeler bir yana, bu durum, operasyonun siyasal yanının aksadığını, astarı yüzünden pahalı bir maliyete yol açmakta olduğunu gösteriyor. Kararın açıklanacağı 15 Eylül günü yayınlanan AKP çizgisindeki gazetelerde mutlak butlan kararının çıkması yönünde bir telkin görülürken, MHP’nin gazetesi Türkgün’de çok daha serin bir dil kullanılması ve erteleme ihtimalinin ilk seçenek olarak aktarılması da dikkat çekiciydi. Bu elbette AKP ile MHP arasında yıllardır Godot’yu bekler gibi beklenen çatışmanın işareti bile değil. Fakat aynı gün Türkgün başyazarı Yıldıray Çiçek’in, Bahçeli’nin uyarılarından yola çıkarak yazdığı yazıyı da anmak gerekir. Yazı şu başlığı taşıyor: “Yeni bir paralel yapının izleri” uyarısı. Çiçek, “Devlet yapısı içinde hiç kimse kendi saplantıları, takıntıları yahut birilerinin hücresel hesapları uğruna ülkenin milli kadro genetiğini değiştirmeye kalkışmamalıdır” diyor. Ordu, Emniyet ve istihbaratı açıkça anıyor. Bu kurumlarda Türkgün’ün ‘milli kadro’ diyerek tanımladığı MHP kadrolarının tasfiye edildiğine dair bugüne dek dile getirilmiş en açık ifade bu.

Ve tüm bu hukuki, politik çerçevenin üstüne işin bir de mali boyutunu koymak gerekir. Erteleme kararının ardından, Borsa İstanbul hızla yükseldi ve yüzde 5,5’a varan prime ulaştı. Bu yükselişin, aksi yöndeki bir kararın ayna görüntüsü olduğu değerlendirilebilir. Maliye Nazırı Şimşek, biriken rezervler sayesinde ‘siyasi şoklara’ dayanıklı olduklarını (yani siyasi operasyonları fonladıklarını) söylemiş olsa da, faiz indirimindeki para politikasını sarsacak bir politik etkenden kaçınmış olabilecekleri de bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Ülke ekonomisini Erdoğan-Şimşek programıyla yöneten iktidarın bu yordamına uygun olarak, CHP kurultayına ilişkin karar da siyasal ve ekonomik ihtiyaçlar ile riskleri birlikte gözeten bir Erdoğan-Şimşek kararı izlenimi uyandırıyor. Çekilmiş ama patlatılmamış tabanca, 24 Ekim’e kadar namlu indiriyor.

Hakkı Özdal

Erdoğan-Şimşek kararı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et