Yapay zeka çağında Das Kapital de neymiş mi!
Bundan tam 158 yıl önce… 1867 yılının 14 Eylül’ünde, Almanya’da büyük bir sosyal bilim yapıtı yayımlandı: Das Kapital’in ilk cildi.
Karl Marx’ın insanlık tarihine yön veren başyapıtıydı ve içinde yaşadığımız toplumun sırrını ortaya koyuyordu. Sadece bir sırrı açık etmekle kalmıyor aynı zamanda sistemin lanetlerinden nasıl kurtulacağımızın da bilgisini veriyordu. Bu özellikleriyle şöyle tanımlamayı da fazlasıyla hak ediyordu: Kapitalist vahşete atılmış yazılı bir bomba!
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, 19. yüzyılda yazılmış bu esere övgüler dizmenin, eserden bahsetmenin alemi var mı?
Olmaz olur mu?.. Aradan geçen 158 yıla rağmen Kapital güncelliğini hâlâ koruyor. Ve hâlâ savaşlar, salgınlar, çevre felaketleri ve göç laneti kusan bir sistemde ‘çıkış yolu’ gösteren bir rehber!
Birilerine göre ise tam tersi: Kapital artık geçmişte kaldı. Teknolojinin-dijitalleşmenin yaygınlaştığı ‘dijital kapitalizm’ çağındayız… Yapay zekaya bağlı ‘bilişsel kapitalizm’ inşa zamanlarındayız… Böyle bir dönemde ‘sanayi kapitalizmine’ geçiş dönemini analiz eden Kapital’in hükmü yok!
Sormak lazım o vakit! Hükmü olmasaydı şayet… Kapitalizmin yıkıcı doğasının ürettiği her sorunda başvuru kaynağı olur muydu? Hükmü olmasaydı hâlâ sayısız baskısı yapılır mıydı? 2008 yılındaki küresel ekonomik kriz sonrasında Kapital’in en çok okunanlar listesinde zirveye oturması tesadüf olabilir mi?
Teknolojideki büyük ilerleme… Emek üretkenliğindeki devasa artış… Ve daha pek çok gelişmeye rağmen kapitalizm refah yerine toplumsal eşitsizlik getirdi. Bir tarafta olağanüstü bir servet; diğer tarafta ise yoksulluk, sefalet!
İşte bunun ‘gizini’ çözmeye çalışanlar, bütünlüklü cevap arayanlar dönüp dönüp bakıyor Kapital’e; kapitalizmin kendisini de çöküşe götürecek ‘felaketlere’ doğru yol alacağını ortaya koyan Marx, ‘Ne demiş’ diye…
Kapital ne yaptı?
Kapitalizmin yasaları vardır; tıpkı suyun 100 derecede kaynaması, bir üçgenin iç açılarının toplamının 180 derece olması gibi... Kapital, kapitalizmin hareket yasalarını ortaya koydu; kapitalist sistem nasıl işler, nereye varır?
Fen (doğa) bilimlerindeki yasaları bulup çıkarmak nispeten ‘kolay’. Mikroskoptan, kimyasal ayıraçlardan yararlanamadığınız sosyal bilimlerde yasaları bulup çıkarmak ise hiç de kolay değil!
Öyle ya bir şeyin yasa olabilmesinin iki kuralı var: Bir, düzenli tekrarlayacak; iki, ortaya çıktığı her durumda geçerli olacak. İşte Marx, Kapital’de, sebep-sonuç ilişkisindeki sürekliliği açığa çıkarıp, geleceği isabetle tahmin etmiştir. Bugün, ‘küreselleşme’, ‘finansallaşma’ gibi kavramlarla yeni bir kapitalist biçimle karşı karşıyaymışız gibi üretilen tezler Kapital için önceden ortaya konulmuş olağan bir sonuç.
Günümüzde dünya ekonomisinin büyüklüğü 110 trilyon dolar! Ülkelerin borçlarının toplamı yaklaşık üç katı: 325 trilyon dolar. Bu tablodan yola çıkıp, ‘Parasallaşmaya bak artık yeni bir dönemdeyiz’ denilerek ortaya konan eğilimler, Kapital’de kapitalizmin hareket yasaları temelinde keskin bir öngörüyle ele alınıyor.
Dava arkadaşı, fikir danışmanı, parasal destekçisi, dostu Engels’in dediği gibi: Darwin doğanın organik gelişiminin yasasını, Marx da insan toplumunun ve tarihin gelişim yasasını keşfetti.
Nasıl yaptı, ne dedi?
Kapitalizmde üretim ihtiyaca göre değildir. Hiçbir patron, sermayedar, ‘Acaba kaç arabaya, kaç gömleğe ihtiyaç var?’ diye sorup ona göre üretim yapmaz. Aksine üretim kâr içindir! Kârın açığa çıkması için üretilenin piyasada değiş tokuşa girmesi gerekir. Örneğin metal, kauçuk, plastik, cam ve sair emek ile buluştuğu fabrikadan araba olarak çıkar, piyasada paraya dönüşür. Sermayedarın derdi piyasada değiştirilecek, kâr edilecek bir meta üretmektir. Yapılan şey meta üretiminden başka bir şey değildir.
Bu üretim biçiminde işçiler de patronları ile değiş tokuşa girer. Emek gücünü verip, karşılığında ödeme alır. Şayet bu iş eş değerler değiş tokuşu olsaydı, ortaya kârın çıkması mümkün olmazdı? Açık ki işçi kendisine verilenden çok daha fazla değer yaratıyordu, artı değer üretiyordu. ‘Sömürü’ gerçeği tam da bu noktada açığa çıkıyordu.
Meta üretimine dayalı bu sistem, meta üretim sürecinde, emeği de metalaştırıyordu. Canlı kanlı insanı insan olmaktan çıkarıp, ‘emek gücü’ yoksa hiçbir önemi olmayan varlığa dönüştürüyordu. Marx Kapital’de, bu işleyişte, ‘Kimse çalışmak zorunda değil’ denilerek ‘Her şeyin gönüllülük temelinde gerçekleştiği’ propagandasının yalandan ibaret olduğunu somut şekilde ortaya koyuyordu; üretim araçlarına sahip olanlar ile sadece emek gücüne sahip olanların değiş tokuşunun gönüllülük değil zorunluluk olduğunu…
Canlı emek artı değer üretirken, üretim araçlarının değer üretmediğini de ortaya koydu, Marx. Yani makinelerin, teçhizatın, ham madde ve ara malları, tezgahların yeni üretilen metaya fazladan hiçbir değer katmadığını anlattı. Makineleşmeyle birlikte katlanan üretimde değeri makinenin yarattığı yanılgısını sonlandırdı.
Örneğin çelik, cam, plastik, motor, vites, koltuk... Bunların değeri değişmeden yeni metaya (otomobile) aktarılır. Kullanılan cam 20 bin liralıksa, üretilen otomobilde 20 bin lira olarak değer görür; 30 bin lira olup değer yaratmaz.
Aynı şey teknoloji için de geçerlidir. Teknoloji sömürülmez, sömürüyü artırır. Acımasız kapitalist rekabet içinde teknolojinin üretimde her geçen gün çok daha yoğun kullanılacağını, bir yasa içinde anlatır Marx; buna rağmen ‘İşçi yok olacak’ demez. Makineleşme gördüğünde, bilgisayar kullanımı yaygınlaştığında, dijitalleşme geliştiğinde, her yeni ilerlemede ‘İşçi yok olacak’ diye yaygara koparanların okumaları, anlamaları gereken yer tam da burasıdır.
Şimdi de yapay zekaya aynı muamele
Tekelleşmiş dijital platformların gücüne atfen, karşımızda yeni sürüm bir tez var: “Kapitalizm yerini tekno-feodalizme bıraktı!”
Madem öyle bütün teknoloji tekellerinin ucuz emek sömürüsü için Uzak Doğu Asya’da cirit atmalarına ne demeli? Trump’ın tehdidine, yapılan yüz milyarlarca dolarlık teşvik yemlemesine ragmen Apple, Tesla Çin’den niye vazgeçemiyor?
Türkiye’deki tekstilcilerin, sanayicilerin bile ucuz emek için Mısır’a gitmelerine ne demeli? İster çip üretsin, isterse halı, patronların ucuz emeğe hücumunun bir anlamı olmalı? İktidarın yeni ilan ettiği 3 yıllık orta vadeli programda öğrenci emeğinin ve doğanın talanına altyapı hazırlamasının da…
O anlam ‘Artı değer oranını artırmak’, Kapital’de anlatıldığı gibi! Ama öze bakmak yerine hâlâ görüntü ile uğraşılıyor, görüntü üzerinden analizler yapılıyor. ‘Küreselleşme ve piyasalar her şeyi düzenleyecek’ iddiasının yerini, “Yapay zeka ve teknoloji her şeyi halledecek” iddiasına bırakması da özden uzaklaşarak analiz yapmanın sonucu.
Evet bir yanda öğrenen makineler, yapay zeka, tüm dünyayı saran internet ağları, gündelik yaşamımızın her anını kuşatan dijital kayıtlar vs... Diğer yanda savaşlar, soykırımlar, kronik işsizlik, uzun çalışma saatleri, sözüm ona bilgi çağında ‘düz dünya’ ‘teorisyenleri’… Özetle: Akıl yürüten makineler, aklını yitiren insanlık!
Marx ne demişti ta 1850 yılında… “Bütün keşiflerimiz ve ilerlememiz, maddi güçleri entelektüel bir yaşamla doldururken (Bakınız makineler bile öğrenme aşamasına geçmişken, B.F) insan yaşamını maddi bir güçle aptallaştırmaktan başka sonuç vermiyor. Kapital’e bakarsanız neden böyle olduğunu görürsünüz; üretimin parçalanmasını, üretime yabancılaşmanın sonuçlarını vs.
Yapay zekada yaşananlar da anlatılanların aktüel kanıtı! Yapay zekayı üretenler yazılım emekçileri. Onu üretenler onun üzerindeki kontrollerini, sömürü sürecinde kaybettikleri için teknoloji karşımıza egemen sınıfın denetleme, gözetleme, baskı ve sömürüyü artırma aracı olarak çıkıyor.
***
Kapitalizmin hareket yasalarını anlamadan onu dönüştüremezsiniz; kapitalizmin iç mekanizmalarını anlamak onu yıkmanın pusulasıdır da! Kapital’in yayımlanması ile birlikte sadece kapitalist toplumun hareket yasaları açığa çıkartılmadı; sadece onun doğayı, insanı, insanlığı talan eden sömürücü özü teşhir edilmedi… Aynı zamanda sömürüsüz bir dünya mücadelesi bilime dönüştürüldü.
Kapital bu kavganın muazzam cephaneliğidir. Ve elbette, kapitalizm var oldukça, kapitalizmin hareket yasalarını açıklayan Kapital, bir baş ucu yapıtı olarak, güncel bir eser olmaya devam edecektir!
Evrensel'i Takip Et