30 Ağustos 2025 06:05

Kayıp aranıyor!

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Evimin balkonundan görünen, karşı binanın ön tarafında kocaman bir ağaç var. Ne ağacı çok dikkat etmedim, ama hep kuşlara yuva olan bir ağaç. Bu kuşlar da daha çok karga. Çoğunluğu kara, bazıları üzeri beyazlı yani alacakargalar. Zaman zaman ben onlara ekmek kırıntıları, yiyecek veririm, onlar da bir iki defa bana kırılmamış ceviz getirdi. Böyle de bir muhabbetimizin olduğu kargalar…

Önceki gün balkona çıktığımda bir gariplik gördüm. Baktım bizim kargalar aşağıda bir şeye bakıp bakıp gülüyorlar! ‘Hayırdır’ dedim. ‘Bu kargalar neye bakıp böyle gülüyorlar! Balkondan gözükmüyor, merak bu ya dışarı çıkıp, kargaların neye baktığını görmek istedim. Bir de ne göreyim, bir gazete sayfası ve üzerinde kocaman bir fotoğraf; Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, fotoğrafın hemen altında da “bağımsız Türk yargısı”, “Yargı bağımsızdır”, “Bağımsız yargımızın sonucunu bekleyelim” … diye uzayan sözleri… Bunu görünce, “Kargalar bile güler” deyimi geldi aklıma. Dönüp sözlükte taradım, “söylenenin doğru olmadığını, yalan, yanlış olduğunu anlatan bir ifade” ile tanımlanıyor. Hatta AKP’li Hüseyin Çelik’in, Fetö’nün devlete sızmasına ilişkin eleştirilere bu deyim üzerinden yanıtını da gördüm: “cemaat devlete sızmış, buna kargalar bile güler…"

***

Elbette bu bir ironi... Ama ben yapmıyorum bu ironiyi. “Yargı bağımsız”, “bağımsız yargının sonucunu bekleyin” diyenler yapıyor. İşte bu nedenle bu söze “kargalar bile güler” deniyor, bizim kargalar da gerçekten gülüyor!

Yargının bağımsız olmadığına, iktidarın elinde “Demokles’in kılıcı” gibi kullanıldığına dair o kadar çok örnek var ki… Alın size içeride olan siyasiler, belediye başkanları, gazeteciler, gençler, sanatçılar… Bir belediye başkanı “yolsuzluk vb” iddiasıyla hemen evi basılarak gözaltına alınıp, tutuklanıyor ama iddialara ilişkin somut delil yok, iddianame aylar geçmesine rağmen yok. Ama örneğin aynı iddiaların olduğu, ancak belgeleriyle kanıtlanan Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, bırakın gözaltına alınıp, yargılanmayı teşvik bile veriliyor, çünkü artık o da AKP’li. İşte bu kadar ‘bağımsız’ yargımız! Birkaç örnekle ne kadar ‘bağımsız’ anlatmaya çalışayım…

***

Rojin Kabaiş 27 Eylül 2024 tarihinde Van'da kaybolmuş ve 18 gün sonra cansız bedeni Van Gölü kıyısında bulunmuştu. Otopsi raporuna göre ölüm nedeni "boğulma".  Baba Nizamettin Kabaiş, otopsi raporunda, kızının cesedinde iki erkeğe ait DNA örnekleri bulduğunu söyleyip, kızının intihar etmediğini, öldürüldüğünü anlatmaya çalışıyor yüreği, gücü yettiğince. Hızlı, adil, bağımsız yargımız o zamandan bu yana ne yaptı? DEM Parti Hakkâri Milletvekili Abdullah Zeydan, bu şüpheli ölümü yeniden gündeme getirip, “Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü halen aydınlatılmadı. Soruşturmadaki gizlilik kararı, sürecin şeffaf ve kamuoyunu ikna edici bir şekilde yürütülmemesi, iki farklı erkeğe ait DNA bulunmasına rağmen ilerleme kaydedilmemesi halkın vicdanında mahkûm olmuştur. Adaletin yerini bulması, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi başta Rojin Kabaiş ve şüpheli bir şekilde yaşamını yitirenlere karşı herkesin borcudur. Bu şüpheli ölüm tüm boyutlarıyla aydınlatılıncaya kadar #RojinKabaişİçinAdalet demeye devam edeceğiz.” mesajını paylaştı.

***

11 yaşındaki Rabia Naz Vatan, 12 Nisan 2018’de Giresun’un Eynesil ilçesindeki evlerinin önünde yaralı halde bulundu ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Dosyasına gizlilik kararı verildi, “evinin balkonundan düştü, bulunduğu yere sürüklenerek geldi” denildi. Polisler tarafından dövülerek öldürülen meslektaşımız Metin Göktepe için de ‘duvardan düştü’ denildiği gibi… Otopsi raporunda ise ölüm nedeni yüksekten düşme değil, "bedensel travmaya bağlı kemik kırıkları ile birlikte iç organ yaralanması" olarak geçti. Rabia’nın babası da “adalet” arayışında. Bu arayışında 38 gün hapis de yatan baba Şaban Vatan hapisten çıktıktan sonra yaptığı paylaşımda: “Söz konusu yaşamına dair hayatının tüm anlamı, canından can evladın ise onun için her şeyi göze almaktır baba olmak. 7,5 yıl içinde katilleri yargılamak yerine sürekli olarak susturmak için bana dava açtılar, beni yargıladılar, akıl hastanesine yatırmaya kalkıştılar, 12 saat nezarete attılar, para cezaları uyguladılar, pandemi dönemi 1 gün hapse attılar ve en son 1 yıl 8 ay hapis cezası vererek 38 gün cezaevinde tutsak ettirdiler. Günlerini saydığım 38 günün her günü o ört basçılara lanet okudum, yetebildiğim kadar #RabiaNazİçinAdalet diyerek. Bana yaşattığınız umurumda değil! ‘Rabia Nazımızın Adaletini Sağlatın’ dedim. Sadece ADALET İSTEDİM, ADALET...” dedi ve kızına seslendi: “Sen Üzülme Güzel Kızım. Vicdanlı Herkes Senin Ailen Ve Senin Adaletin İçin Yıllardır Sesin...O Cani Katiller Hak Ettiği Cezayı Alana Kadar Asla Pes Etmeyeceğim, söz Güzel Kızıım ❤”

***Gazi Üniversitesi öğrencisi, motokurye olarak çalışan Samet Özgül, 5 Kasım 2022’de Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip boğazından bıçaklanarak katledildi. Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı, baş failin 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Samet’in kardeşi Berna Özgül, “Adalet bakanına her gün mail atıp bu muydu adalet?” diye soruyor ve “Samet Özgül için ses olalım! #SametÖzgülİçinAdalet. Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!” diye sesleniyor. Samet için 2022’den beri adalet yok!

***

Murat Oğraş, 9 Eylül 2011 yılında 16 yaşındaki oğlu Burak Oğraş’ın, staj yaptığı Antalya Rixos Otelde öldürüldüğünü ve katillerin 14 yıldır toplum içinde gezmeye devam ettiğini söylüyor. Baba Murat Oğraş, “#BurakİçinAdaletİstiyoruz” diyor ve ekliyor: “Oğlum Burak staj yaparken RİXOS Otelde 16 yaşında KATLEDİLDİ, Katilleri Belli olduğu halde, Ülkede olmayan ADALET ve Hukuk nedeni ile Katiller 13 yıldır Toplum içinde geziyorlar ❗❗❗” Burak Oğraş’ın ölümünün üzerinden 14 yıl geçti, ama ailenin, babanın “Adalet” arayışı sürüyor. Baba Oğraş, “oğlum öldürüldü. Cinayeti, failleri Kriminal Raporunda ispatlanmasına ve görgü tanığına rağmen faili meçhul büroda bekletilip, örtbas ediliyor” diye feryat ediyor.

***

Çorlu Tren Kazası… 362 yolcusu ve altı personeli ile 8 Temmuz 2018’de Çorlu’da raydan çıkarak devrilen, 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirmesine, 328 kişinin yaralanmasına yol açan ‘kaza’. Orada ölenlerden biri de Oğuz Arda Sel idi. 9 yaşındaki Arda’nın annesi Mısra Öz, yıllardır “adalet” mücadelesi veriyor. Sosyal medyadan oğlunun ölümünün gün sayısını ve fotoğrafını vererek, “Bu çocuğun adı #OğuzArdaSel❗ 8 Temmuz #CorluTrenKatliamında öldürüldü! Bugün 2603 gün oldu. Adaleti tam sağlanamadı! Adını da yüzünü de iyi EZBERLE!” diyor ve Adalet Bakanlığını, TCDD’yi, Cumhurbaşkanını, bakanlıkları, kurumları etiketleyerek paylaşım yapıyor.

Sayı o kadar çok ki… Faili meçhule bırakılan, “adalet” aradıkları için yakınları gözaltına alınan, tutuklanan… Dersim’de 5 Ocak 2020’de şüpheli bir şekilde kaybolan Gülistan Doku’dan hâlâ haber yok! Aile, kadın örgütleri, herkes soruyor: “Gülistan Doku nerede?” diye… Tüm bu aileler, toplum soruyor, “Adalet nerede?” …

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et