Bugünün saraylısı 30'unda milyarder
Para, eşitsiz ilişkileri silikleştirir ve eşitsizlikleri algılamamızı zorlaştırır. Ancak yetmez. Para ve paranın gelişmiş biçimleriyle bankalar, finansal kurumlar ve borsalar ortaya çıkar. Parayı temsil eden evraklar alınır, satılır. Bütün bunlar -tıpkı para gibi- sosyal gücü temsil eder. Eğer bu kurumların sahibi, denetleyeni ya da yöneteni iseniz iktidarınız pekişir. Üretim başlatabilir, kaynakları toplayabilir, artı-değer elde edebilir, artı-değerin bir parçasını koparan faiz bazı ellerde yoğunlaşır. Finansal geliri (finansal kârın temel kaynağı endüstriyel kârdır) olanlarla, emeğiyle geçinen kesimler arasındaki eşitsizlikler büyür. Tıpkı köleleri tarafından sırtlanmış Romalı efendilerin dediği gibi, efendiler “başkalarının ayaklarıyla” yürür. Bir insan ‘beden’ olarak zikredilir. Cisimleşir. Karakterinden ve kişiliğinden kopartılır. Bir yük hayvanına indirgenir. Artık para yönetir.
Bugün gazetemiz Evrensel'de yer alan, arkadaşımız Esma Ürün imzalı haber, paranın gizleyemediğini gösteriyor. 16 yıllık kısa yaşamının sekizini sanayide geçiren ve iş cinayetinde can veren Emir, bir sınıfın bir yüzüdür.
Ya diğer yüzü?
Siyasal iktidar isterse zenginleştirir. Sermaye kişileşir. Erdoğan’ın yeğeni, bugün 30’undaki Üsame Erdoğan son yılların ‘parlayan yıldızlarından’ biri. ‘Düşük faiz, ucuz kredi’ yılı olan 2022’de kurduğu holdingle hızla zenginleşiyor. 2019’da kurulan BinBin’i, 2022’de kurulan Algoritma Donanım&Yazılım, 2022’de kurulan Meta Mobilite, 2022 sonunda kurulan Altay Enerji, 2023’te kurulan 1000 Pay, 2023 yılında satın alınan 4B Mühendislik İnşaat Enerji ve 2024’te tüm payları alınan BinBin Taksi izledi. Kısacası 5.5 yılda kurulan ya da satın almalarla ele geçirilen 8 şirket ve 2022’de kurulan çatı holding 1000 Yatırımlar...
Holding zenginleşiyor. Ama nasıl?
Söz konusu holdingin kurulduğu dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nebati, 2022’de para politikasını şu sözlerle özetliyordu: “Biz bir yol ayrımına gittik. Enflasyonla birlikte büyümeyi tercih ettik. Yoksa enflasyonu düşürmek için çok sert tedbirler alabilirdik. Yüksek faiz artışı yapardık. O zaman üretim dururdu. Kur korumalı TL’ye geçerek bir yandan doları frenledik. Diğer yandan üretimi ve büyümeyi tercih ettik. Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar. Çarklar dönüyor.”
Söz konusu şirket üretim, ihracatla ya da istihdam ile büyümüyor. Şirket esas faaliyetinden (asıl işi) bu yılın ilk 6 ayında, önceki yılın tamamında olduğu gibi zararda. Geçtiğimiz yılın tamamında esas faaliyetinden doğan zarar 137 milyon TL iken, bu yılın ilk 6 ayında esas faaliyet 78.7 milyon TL’ye çıktı. Kurulan 300 kişilik finansal ordu, finans kanalıyla kâra kaldıraç oldu. Finansal yatırımlar, -üretimsiz, istihdamsız- 5.5 milyar TL gelir yarattı. Esas faaliyetten zarar eden şirket ‘finans’ kanalıyla kârını onardı. Bu yılın ilk 6 ayında ‘saraylı’nın şirketi 3.7 milyar TL net kâr yazdı. Bu tutar, kârda bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 514 artış demek.
***
Emir ve diğeri. Biri yarıda kesilen iki hayat, paranın ve finansın gösterişli perdelerinin ardında gizlenmeye çalışılan çıplak hakikati gözlerimizin içine çiviliyor. Tıpkı Romalı efendilerin asırlardır fısıldadığı, ya da Erdoğan’ın 2008’de 1 Mayıs için dillendirdiği o sözde olduğu gibi: “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar.” Oysa bugün kıyameti yaşayanlar, artı-değerin ağırlığını sırtında taşıyan milyonlar. Onların alın teriyle yükselen servet, sadece eşitsizliği büyütmüyor; iktidarın kiminle, kimin karşısında saf tuttuğunu da bütün çıplaklığıyla ilan ediyor.
Evrensel'i Takip Et