Yapay zekânızı woke mu yoksa faşist mi istersiniz?
ABD Başkanı Trump’ın 23 Temmuz 2025’te imzaladığı birbiriyle bağlantılı üç kararnameden birinin başlığı, “Federal Hükümette Woke Yapay Zekânın (YZ) Önlenmesi” idi.[1]
Böylece, başkanlık koltuğuna oturur oturmaz kullandığı “Woke YZ” ifadesi resmiyet kazanmış oldu.
Zaten mevcut hükümete de bu yakışırdı. Kabinenin büyük kısmı kürtaj karşıtı. İklim değişikliği söylemini ABD karşıtı bir komplo olarak görüyor. Bir kısmı UFO’ları gerçek sanıyor. Bakalım daha ne kararnameler göreceğiz?
“Woke YZ” iddiası da daha geniş bir politik konseptin bileşeni. Trump ve ekibine göre cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve ırkçılık karşıtı önlemler bir ideolojik saplantı haline geldi. Adaleti sağlama iddiasıyla yeni adaletsizliklere yol açtı. Bu yaklaşımda, mesela ırkçılık gibi bir sorun yoktur, çünkü zaten, açıkça söyleyemese de beyazlar üstündür. Daha az suç işlerler. Daha eğitimlidirler, daha zengindirler ve daha fazla ücret almaları normaldir. “Serbest” bir toplumda (siz bunu piyasa diye okuyun) kimi eşitsizlikler varsa da bunlar normaldir.
Böylece, kölelik, cinsiyet ayrımcılığı, ırkçılık gibi kapitalizm öncesi de etkili olan ama kapitalizm ve sömürgecilikle yeniden ve yeni biçimlerde üretilen toplumsal eşitsizlikler doğallaştırılır. Bu eşitsizlikler “doğal” ise… Yani seküler bir bakışla doğal olan buysa ya da teizm çerçevesinde tanrı böyle uygun görmüşse, yapacak bir şey olmadığı gibi sorun da yoktur.
Kadın, LGBTİ+, ekoloji, siyah vb. toplumsal hareketlerce sağlanmış -ve kimileri çarpıtılmış, piyasa diline tercüme edilmiş (woke washing)- kısmi kazanımları ve “müdahaleleri” reddeden bu mantık, piyasacı bir müdahalesizliği savunarak sağcı ve gerici bir “özgürlük” söyleminin zeminini oluşturuyor. Irkçılık karşıtlığı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve iklim krizine karşı mücadele “ideolojik önyargı”, “toplumsal mühendislik” ve “politik doğruculuk” olarak kodlanıyor.
Trump’ın ideolojik olmayan yapay zekâ çağrısı
Kararnamede Woke YZ ile iddia edilen şey özetle şu: Yapay zekâ modellerine “ideolojik önyargılar” dahil edildiğinde, bu modellerin çıktılarının kalitesi ve doğruluğu bozuluyor. Bunun en yaygın ve yıkıcı örneği “çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık” (ÇEK) olarak adlandırılan ideoloji. YZ bağlamında bu ilkeler, ırk veya cinsiyetle ilgili gerçek bilgilerin çarpıtılmasına, transseksüellik, kesişimsellik ve sistemik ırkçılık gibi kavramların sisteme dahil edilmesine neden oluyor. Bu da gerçeğe bağlılığı ortadan kaldırdığı gibi güvenilir YZ için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. Üretken yapay zekâ modellerinde üretilen bazı resimlerde çoğulculuk adına Nazi subaylarının bir kısmının Asyalı olarak gösterilmesi gibi hatalar bu iddiaların dayanağı olarak gösteriliyor.
Temel iddialar bunlar ve Trump bu konuda ciddi. Bir yapay zekâ oturumunda, “Amerikan halkı, YZ modellerinde woke Marksist çılgınlık istemiyor” demişti. Ona göre yapay zekâ “ideolojik önyargılardan arındırılmış olmalı ve nesnel gerçeği aramak üzere tasarlanmalı”.
Trump’ın “nesnel gerçek” ile kastettiği ırkçı, cinsiyet ayrımcı ve iklim değişikliğini önemsemeyen görüşlerin ağırlık kazanması.
Elbette, Trump’ın anti-ideolojik çıkışının kendisi başlı başına ideolojik bir kampanya.
Ancak, bunun ideolojik içeriği, sadece kendi görüşünü “tarafsız” olarak sunmasıyla ilgili değil. Yapay zekâ ve genel olarak teknolojiyi toplumsal ilişki ve çelişkilerden soyutlayan, onu anti-ideolojik, nesnel, nötr, değerlerden bağımsızlık kurgulayan ve çağdaş egemen ideolojinin temel sütunlarından biri olan tekno-fetişizmle bağlantılı.
Bu teknolojist yaklaşıma göre ChatGPT, Gemini, Grok gibi yapay zekâ modellerine “ideolojik önyargı” ve “politik doğruculuk” ile müdahale edilmediği sürece, ideolojisiz ve pirüpak nesnel gerçekliği yansıtırlar.
Önyargı üretme makinesi
Ancak, eğer bir yerde ideolojinin olmadığı ileri sürülüyorsa, orada dev bir ideolojik yığınak vardır ve etkileri gizlenmek isteniyordur.
Yapay zekâ modellerinin hem üretimi hem de sonuçları baştan sona ideolojiktir. Önyargılardan bağımsızlık bir yana bu modeller adeta önyargı üretme makinesidir.
Çünkü, ilk olarak, üretken yapay zekâ modellerinde veri kaynağı, belirli ideolojilere ve çıkarlara sahip insanların dijital ortamlarda ifade edilmiş görüşleri, makaleleri, kitapları, sohbetleri, tartışmaları, sosyal medya paylaşımları ve bir bütün olarak dijital dünyadaki devasa veri yığınıdır (big data). Bu kaynaklar zaten belli kültürel, politik, ideolojik bakış açılarını içinde barındırır.
İkincisi, bu modellerin kendi iradeleri ya da niyetleri yoktur. Verdikleri yanıtlar olasılıksal olarak bir sonraki kelimeyi tahmin eden istatistiksel modellere dayanır. Ortaya çıkan sonuç, veri yığınındaki genel örüntüyü, yani egemen görüş ve fikirleri yansıtır.
Üçüncüsü, modellere girilen komutlar/promptlar cevabı/sonucu yönlendirir. Model, bir süre sonra sorunun rengine ve yaklaşımına uygun cevaplar vermeye eğilim gösterebilir.
Dördüncüsü, modeli geliştiren şirketler, cevaplar için “güvenlik”, “doğruluk” ve “zararlı içerik” filtreleri uygular. Bu filtreler, hangi konularda nasıl cevap verileceğini belirlerken kaçınılmaz olarak ideolojik değer yargılarına yaslanır.
Yani, üretken yapay zekâ algoritmalarının temel mantığı dijital veri yığınındaki örüntülerin istatiksel yöntemlerle tespit edilmesi ve buna uygun cevap üretilmesine dayanıyor. Veriler, verilerdeki örüntüleri tespit eden algoritma, tercih edilen ya da edilmeyen filtrelerin tamamı ideolojik olarak yüklü olduğundan cevapların ideolojilerden bağımsız olması mümkün değil.
Üretimi, kullanımı, özne ve bilgi ilişkisi açısından başka boyutları bir kenara bıraktığımızda, burada belirttiğimiz dört başlık bile yapay zekâ modellerinin ideolojik niteliğini gösteriyor.
Trump ise bu dört boyuttan dördüncüsüne, o da bir ölçüde, karşı çıkıyor. Ona göre modellerden cinsiyet eşitliği, iklim değişikliği, ırkçılık karşıtlığı içeren filtrelerini kaldırmalı, böylece dünya genelinde yükselen sağcı, muhafazakâr ve faşist görüşlerin önü açılmalıdır. Ama yine de bazı filtreler kaçınılmaz. Mesela ABD’nin iktisadi ve teknolojik hakimiyetini tehdit eden Çin karşısında liberal batı değerleri esas alınmalı, Çin’in yapay zekâ modeli DeepSeek’in aksine Çin övgülerine yer verilmemelidir.
Musk’ın faşist ve ‘ideolojisiz’ Grok’u
Woke YZ diye bir şey varsa, ondan şikayetçi olan bir diğer isim multi-milyarder Elon Musk. Sahibi olduğu yapay zekâ şirketi xAI’ın ürünü Grok’un “woke” cevaplarından sıkıldığını sık sık belirten Musk, onu “maksimum düzeyde” “gerçeği arayan” bir yapay zekâ olarak yeniden tasarlama iddiasını dile getirmişti.
Kısa bir süre önce kullanıma giren Grok 4, “woke” filtrelerden arındırılmış ve böylece sözde “nesnel gerçekliğe” yaklaşmıştı! Ancak kullanımdan kaldırılan filtreler Grok’u adeta “Beyaz üstünlükçü komplo teorilerini art arda sıralayan küfürbaz bir zevzeğe”[2], bir tür Nazi subayına dönüştürdü.
Kullanıcılardan gelen tepkiler sonrasında xAI geri adım attı ve Grok 4’ün filtrelerini güncelledi.
Ama bu süreçte ilginç bir şey daha dikkat çekti. “Maksimum düzeyde gerçeği arayan” Grok’un tartışmalı konularda Musk’ın paylaşımlarını incelediği ve buna uygun bir duruş sergilediği ortaya çıktı. Böylece dünya çapında kullanılan bir yapay zekâ modelinin Filistin meselesi gibi konularda Musk’ın kimi deli saçması olan görüşlerini temel aldığı anlaşıldı.
Böylece Trump ve Musk için nesnel gerçekliğin ne olduğu da bir kez daha görülmüş oldu.
İşin kötüsü, Trump’ın kararnamesinde, Federal Hükümetin sadece “woke YZ” ile mücadele eden şirketlerle sözleşmeler yapacağını ifade ediliyor. Bu zorlamaların zaten mevcut olan ayrımcılık biçimlerini derinleştireceği, örneğin işe alım algoritmalarındaki ırkçı ve cinsiyetçi seçimleri güçlendireceği, suçları belirli gruplarla özdeşleştireceği, zaten zayıf olan iklim kriziyle ilgili ekolojik duyarlılıkları silikleştireceği söylenebilir.
Özetle yapay zekâ modelleri ve sonuçları ideolojiktir; nesnel gerçeği yoktur. Yanlış bilgi ve halüsinasyon sorununun yanı sıra onun ideolojisi, üretildiği ülkelerdeki devletlerin (ABD ya da Çin) ve şirketlerin (OpenAI, xAI, Microsoft) çıkarlarını yansıtmaya eğilimlidir. Onun hangi ideoloji (liberal woke washing, muhafazakarlık ya da neofaşizm) ile şekillendiği, gerçeğe ve emeğe yakın bir “ideoloji” ile buluşup buluşamayacağı mülkiyet ve güç ilişkilerinden bağımsız değildir.
Bu nedenle yapay zekâ teknolojileri giderek elektrik ya da internet gibi genel bir altyapı bileşenine dönüştükçe, kamusallaştırılması tartışmaları da daha güçlü bir biçimde gündeme gelmektedir.
Dipnotlar:
Evrensel'i Takip Et