Vitrini değiştirmek AKP’yi kurtarır mı?
Kameralardan gözlerini kaçırır vaziyette Cumhurbaşkanı’na şükranlarını sunarak alındı görevden Fahrettin Altun. Neden alındığına dair türlü spekülasyon dolaşıyor ancak sebebi gayet basit: Başarısız bir bürokrattı.
Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmeden önce başbakanlığa bağlı Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) diye bir kurum vardı. Hem iktidarın faaliyetlerini duyurur hem yabancı basını kontrol eder hem de gazetecilere basın kartı dağıtırdı. Ama basın kartı kararları içinde TGS, TGC’nin de bulunduğu bir komisyon tarafından verilirdi. Görünürde bir sorun yok gibiydi ta ki 2015’te Komisyon’un aldığı kararlar uygulanmamaya başlayana kadar. TGC ve TGS Komisyon’dan çekildi. BYEGM kendisini tamamen propaganda işine verdi. Bir yandan deneyimli gazetecilerin sürekli basın kartlarını iptal ediyor diğer yandan “Zeytin Dalı Harekâtı’na Karşı Terör Örgütü Mensupları ve Yandaşları Tarafından Sosyal Medyada Yürütülen Dezenformasyon Faaliyetleri” gibi raporlar yayınlıyordu. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişten sonra ilk seçim sonrası (manidar şekilde sansürün kaldırılışının yıldönümü olan 24 Temmuz’da) BYEGM’nin yerini İletişim Başkanlığı aldı. Basın Kartı Yönetmeliği çoktan değiştirilmişti. Zaten bütün kurumlar KHK’larla birer birer kapanıyordu, ilk etapta İletişim Başkanlığı da, başına atanan Fahrettin Altun da çok dikkat çekmedi. Akademisyendi, TRT’de programlar yapmıştı, Sabah gazetesinde köşe yazıyordu. 15 Temmuz sonrası devletin sakıncalı bulup kapattığı bir üniversitenin kurucuları arasındaydı, ardından SETA’ya geçti. O dönem yakın çalışma arkadaşlarından İsmail Çağlar “Türk Medyasında Terörün Ele Alınışı” diye hiçbir bilimsel yönteme dayanmayan rapor hazırlıyor, Evrensel dahil pek çok gazete “devlet karşıtı pozisyon”la fişleniyordu. Çağlar’ı belki “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı gazetecileri ayrıca tek tek fişlediği raporuyla da hatırlarsınız. 2021 yılında Altun’a yakın ekip SETA’dan ayrıldı. 2021 önemli bir yıl çünkü İletişim Başkanı propaganda görevini kendi lehine kullanmaya başladığı için içeriden itirazlar yükselmeye başladı. Bir yandan Basın Kartı Yönetmeliği’ni değiştirip kendisini neredeyse her üyeyi atayacak yetkilerle donatırken, Başkanlığın sitesi de onun fotoğrafları ve açıklamalarıyla doluydu. Macron’u basına baskı uyguladığı için kınıyor, 2022’de yayınlanan videoda kendisi 10, Erdoğan beş kez görünüyordu. Evine yaptırdığı ek yapılarla ve evlerine giren dört maaşla haber olmaya başladı. Görevden alınacağı konuşulurken sansüre “dezenformasyonla mücadele” kılıfı bulup bir merkez bile kurdu. İşin ilginç tarafı aynı dönemde sahibinin kim olduğu bilinmeyen, yalnızca sosyal medyada görünen çok sayıda künyesiz, haber sitesi görünümlü hesap peydah oldu. Zaten 2020 yılında Twitter'ın 7 bin 340 hesabı “manipülasyon yaptıkları” gerekçesiyle kapatmasına da Altun çok sert tepki göstermişti. Manşetlerin, iktidar medyasında dahi, kendisinden habersiz atılamadığı, Ankara’nın göbeğindeki koca binada yüzlerce çalışanıyla ne iş yaptığı bilinmeden, hiç hesap vermeden iktidarının tadını çıkartırken hesap döndü dolaştı ona kesildi. Eskiden AKP anketlerde düşük çıktığında “Anketlere neden güvenmemek gerektiği”ne dair notlar yayınlardı. Şimdi artık onlar da kurtarmıyor. Altun elindeki tüm kartları oynadı.
Evlerine dört maaş girdiği eleştirilerine karşı eşi Fatmanur Altun bir yazı yazmış, uluslararası şirketlerde “onlarca kat fazla” gelir elde edebilecekken “devlet hizmetine talip olarak büyük fedakârlık gösterdiklerini” söylemişti. Şirketlerden pek talep gelmemiş olacak ki Fahrettin Altun “Türkiye İletişim Modeli”ni çantasına koyup çoğumuzun varlığından haberdar olmadığı bir kuruma hüzünlü bir geçiş yaptı.
Altun’un yerine SETA’dan Dışişleri Bakan Yardımcılığı’na yükselen Burhanettin Duran geçti. Duran yıllarca NTV’de program yorumcusu oldu. İnsanların biraz daha aşina olduğu bir sima. Daha analitik bir bakışı var ve iktidara mesafeli gazetecilerle de iletişim kurabiliyor. Duran iletişim uzmanı değil dolayısıyla bu konularda SETA’nın özellikle de Nebi Miş’in daha aktif olması mümkün. İlk etapta Altun’un bıraktığı enkazı doğrultmak için, uluslararası alana yoğunlaşılacak, bir yandan adına “Terörsüz Türkiye” dedikleri süreç cilalanırken diğer yandan içerideki baskıların azaldığı izlenimi verilecek büyük ihtimal. Dışişleri ekibine daha yakın çalışacak. Ama içerisi de pek sütliman sayılmaz, siyaset gerildikçe Duran da sertleşecek, hem de doğrudan, eskiyi aratacak denli sertleşecek. Çünkü başka çaresi yok. Batan bir gemiyi propagandayla kurtarmak da bu işten eller kirlenmeden kurtulmak da mümkün değil.
Çoğumuzun içinden geçen temenniyle bitirelim. Olur da gün gelir devran döner, bizi ‘kaos unsuru’ olarak görenler nedamet getirirse, bu sefer yaptıkları unutulmasın; ola ki “karşı mahalleyi bilen muhalif” diye itibar görmesin.
Evrensel'i Takip Et