Rant gökdelenlerinin gölgesindeki son yeşil alanda imar rantı değişikliği
İstanbul’a ihanet ettik diyenlerin bir ihaneti de Kadıköy, Erenköy Mahallesi, Bağdat Caddesi, 1098 ada, 2 parsel üzerindeki “İl Tarım ve Orman Hayvancılık Müdürlüğü” kullanımındaki yere ait 21 bin 440.5 m2’lik arazide yapılan plan değişikliği ile yaşanıyor.
Bölgede yapı yüksekliklerini adeta delercesine yapılmış olan 4 adet rant kulesinin tartışmaları daha bitmemişken, imar rantının en yüksek alanlarından biri olan bu parsel için daha önce de bu tür bir plan tadilatı teklifi hazırlanmış, mimarlar odasının açtığı dava ile plan iptal edilmişti. Aradan çok yıl geçmeden rantçılar yine işbaşında.
İ.B.B Meclisinin 13.02.2009 tarih, 103 sayılı kararı ile kabul gören planlar, 15.06.2005 tarihinde yapılan tadilatta “meskun alanlar” lejantında kalmaktadır. 9.3.2005 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli planlarda kısmen yönetim merkezleri, kısmen ilk öğretim tesisleri alanında, kısmen de yol alanında kalmaktadır. Bulunduğu konum olarak, Kadıköy İskelesine 6.5 km, D-100 Karayolu’na 3.5 km, sahil yoluna 900 mt. ve parselin 1.2 km. yanından geçen Marmaray hattı ile her türlü rantın en güzel sağlanacağı imkanlara da sahiptir. Bölgedeki son kentsel dönüşüm bahanesi ile fiziki yapılaşmanın arttırdığı yoğunluk açısından da değerlendirildiğinde bölgede deprem toplanma alanlarının ve yeşil alanların gereksinimi de kaçınılmazken, bu alanda yüksek yoğunluklu yapılara imkan sağlayacak değişiklik önerilmektedir.
Mevcut durumda, parsel üzerinde 1 adet 3 katlı hizmet binası, 3 adet 2 katlı ek bina ve prefabrik küçük yapılar yer almaktadır. Ayrıca parsel içinde 32 farklı türden tam 272 adet yoğun ağaç dokusu da bulunmaktadır.
Ekran görüntüsü:HGM Atlas
Bağdat Caddesi’nin son nefes alanı olan bu parsel üzerinde yapılması düşünülen plan değişikliği için 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların askı süresi de başlamış durumda. 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde plan raporlarında yazılanlara göre 272 yoğun ağaç dokusu korunacaktır. Denilmektedir. Yeni plan önerisi ve verilen kat ile emsal katsayısı hesabından yola çıktığımızda, bu alanlardaki yeşil dokunun korunmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Korumayı ağaçları taşıma olarak düşünmüşlerse de bunun ağaçların fiziki durumu, yaşı ve değerlendirmeler sonucu taşımanın da çözüm olmayacağı bir gerçektir. Plan teklifinde kamu hizmet alanı yapılaşma şartları olarak zeminde parsel alanının yüzde 35’i kadar yerleşim imkanı sağlayacak ve yapı emsalinin de 2.07 olarak 6 katta yapılanması öngörülmüştür. Emsal alanlarına girmeyen diğer alanlar da işin içine girince, burada yapılacak yapı alanı 60 bin m2’lere çıkacaktır. Parselde şu anda kullanılan yapıların toplam alanı 20 bin m2’ler civarındadır ve yapı yükseklikleri de 3 katı geçmeyen yapılardır. Bu plan değişikliğinin gerekçesi olarak da, mevcut yapıların depremselliği açısından değerlendirilerek olası bir depremde yıkılacağı öngörülmektedir. Bu manada hazırlanan rapor ve görüşlerin iktidarın ekmeğine yağ sürecek kararlar alanlar tarafından hazırlandığı da tahmin edilmektedir. Bu plan raporunda da özellikle gündeme getirilmiştir. Aynı raporda yapının resmi kurum olarak tanımlanmış olmasına rağmen, net açık bir tanım konulmamıştır. Bağdat Caddesi’nin imar rantı olarak sağlayacağı değerlere bakıldığında, bu yapılacak yeni yapıların çok net bir şekilde ticaret + konut ile ranta kurban edileceği de bellidir.
Konu ile ilgili çevre inisiyatiflerinin alanda yaptığı basın açıklamaları, halkın hiçbir surette bu değişikliği onaylamadığı ve bu rantın karşısında olduğu da bilinmektedir. Bu askı süresi içinde itiraz ile ilgili toplanmış imzalar ve tepkiler bir taraftan devam ederken mimarlar odası başta olmak üzere TMMOB’ye bağlı diğer meslek odalarının da bu plan tadilatının takipçisi olduğu bilinmektedir.
İstanbul’a ihanetin ne dünü ne bugünü ne de yarını bitmiyor. İktidar giderayak kent yağmasında kalan ne varsa acımasızca talanlarına devam ediyor. Plan tadilatı ile ilgili gündemde olan bu alanın hemen arkasında yapılmış olan gökdelenler, bölgedeki rantın, hırsın, kent yağmasının en bariz gerçeği olarak karşımızda dururken, bu yağmalara karşı topyekûn direnmenin de zamanı gelmedi mi?
Evrensel'i Takip Et