Kiev-Moskova ‘barut hattı’
İstanbul’da Rusya ile Ukrayna arasında 2 Haziran’da yapılan ikinci doğrudan görüşmeden de “barış”a dair net mesajların çıkmaması, sahada her şeyin dünyanın en güçlü ülkesi ABD’nin Lideri Trump’ın yansıttığı gibi kolay olmadığını bir kez daha gösterdi.
Seçimlerden önce savaşı birkaç hafta içinde bitireceğini vadeden Trump, şimdi “Kısa sürede barış mümkün değil” demeye başladı. Önceki gün Putin ile yaptığı 15 dakikalık telefon görüşmesinden sonra bu mesajı paylaşan Trump için demek ki konuşulacak çok fazla şey kalmamış.
Tarafların ne istediği ise doğrudan görüşmeler sayesinde artık net gibi. Batı, nasıl olacağı belli olmayan, “Ukrayna’nın kaybetmediği, Rusya’nın kazanmadığı” bir strateji üzerinde çalışıyor. Ukrayna, hiçbir şey olmamış gibi üç yıl, hatta Kırım’ın işgal edildiği 2014 öncesine dönmek istiyor. Rusya ise bugünkü mevzilerini koruyarak yeni bir sayfa açmaktan yana.
Eğer açabilirse tabii...
Zira, görüşmeden bir gün önce Ukrayna’nın Rusya içlerine düzenlediği “Örümcek Ağı operasyonu” büyük ses getirdi. Dört havaalanına silahlı hava araçlarıyla düzenlenen operasyonda, Ukrayna istihbaratının verdiği bilgiye göre, 40 kadar savaş uçağı ve füzesavar uçağı etkisiz hale getirildi. Yazılanlara bakılırsa Rus hava gücünün üçte biri devre dışı bırakılmış.
Yaklaşık bir yıldır üzerinde çalışıldığı ifade edilen “Örümcek Ağı operasyonu”nun tek başına Ukrayna İstihbarat Teşkilatı (SBU) tarafından yapılmadığı açık. Batı’nın ortak operasyonu olarak tanımlamak daha doğru olur. Rusya içinde Batı ile iş birliğine dünden hazır, azımsanmayacak bir kesimin varlığı nedeniyle benzer operasyonların bundan sonra da olma olasılığı hiç de az değil.
Öyle anlaşılıyor ki; ne zaman ve nasıl geleceği belli olmayan “barış”a varana kadar Kiev-Moskova hattı daha çok barut kokacak. Rusya’nın mevzilerini korumak, zayiatları azaltmak için sert tepki vermesi bekleniyor.
Bu tablo en çok da Trump’ın tek başına Putin ile iş tutmasına karşı çıkan Almanya, Fransa ve İngiltere’yi memnun etti. İkinci İstanbul görüşmesinde masada olmayı başaran bu üç ülke, Ukrayna’ya her türlü askeri desteği vermeye adeta yemin etmiş durumda. Bu görüşmeden iki gün sonra Brüksel’de bir araya gelen Ukrayna Bağlantı Grubu toplantısında Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umjerov, ülkesinin silah şirketlerinin Ukrayna dışında üretim yapmasını istediğini taraflara iletti. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ve İngiltere Savunma Bakanı John Healey ile yaptığı toplantının sonuçları hakkında bilgi veren Umjerow “Birlikte insansız hava araçları, füzeler, mühimmat ve diğer silahları inşa edeceğiz. Ukrayna insansız hava araçları savaş alanını değiştirdi” dedi.
T-Online’de yer alan habere göre ortak silah üretiminin konuşulduğu Bağlantı Grubuna Belçika, Estonya, İtalya, İsveç ve Türkiye de katılmak istiyor. Grup, Ukrayna’nın iletişimini güvence altına almayı, keşif yapmayı, Rus iletişimini engellemeyi ve insansız hava aracı savunmasını güçlendirmeyi amaçlıyor. “Ara bulucu” durumundaki Türkiye’nin aynı zamanda askeri olarak Ukrayna’nın tarafında olduğu biliniyor. Çok sayıda Türk SİHA’sının cephede düşürüldüğü daha önce basına yansımıştı. Buna rağmen, Rusya Türkiye ile ilişkileri sürdürmeye devam etmişti.
Ukrayna silah şirketlerinin yurt dışında silah üretmesi pek gerçekçi bir yaklaşım değil. Büyük olasılıkla Alman, Fransız, İngiliz silah tekellerinin ürünlerine Ukrayna silah şirketlerinin markası yapıştırılacak. Burada en belirleyici olan bu silahların menzilinin uzunluğu. Daha önce verilen silahların savunma amacıyla, sadece cephe hattında kullanılmasını isteyen destekçi ülkeler kullanılan silahların “Ukrayna malı” olması durumunda bu engeli doğal olarak aşmış olacaklar.
Ukrayna’nın silah üretimi, bugün Rusya tarafından işgal edilen ya da sınıra yakın bölgelerdeydi. Bu nedenle ancak ülkenin batısında fabrikalar kurularak yeniden üretime geçilebilir. Nitekim Alman silah tekeli Rheinmetall, 2023’te bir Ukrayna şirketiyle ortak fabrika açılışı yapmıştı. Fabrikanın yüzde 51’i Rheinmetall’e ait.
Savaşla iyice iştahlanan silah tekelleri ve onların lobisi durumundaki hükümetler henüz savaşın bitmesi niyetinde değil.
Öyle görünüyor ki taraflar ellerindeki barutu, ateşi daha fazla körüklemek için kullanmaya devam edecek, dolayısıyla barış ve müzakere sürecini ağırdan alacaklar. Özellikle Batı cephesinde Ukrayna’nın paylaşılması konusunda bir uzlaşmanın sağlanması durumunda süreç hız kazanabilir. Dün Beyaz Saray’da gerçekleşen Trump ile Almanya Başbakanı Merz’in görüşmesinin önemli gündem maddelerinden birisinin Ukrayna olması da bunun ifadesi. Keza, 24-25 Haziran’da Lahey’de yapılacak NATO zirvesi de bu açıdan önemli bir platform olacak.
Savaş sonrasına dair yapılan pazarlıklar uzadıkça, bölgede kan ve gözyaşı akmaya devam edecek.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et