16 Mayıs 2025 06:01

Kanımca Trabzonspor teknik direktörü Fatih Tekke, bir basketbol play-off eşleşmesi tadında üst üste oynanan iki maçtan ilkinin Türkiye Kupası finali, ikincisinin ise Süper Lig karşılaşması olmasını isterdi. Tersi oldu ve Galatasaray futbolda en zor işlerden birini başararak Trabzonspor’u üst üste oynanan iki maçta da yenmeyi başardı.

Tekke niçin ilk maçın kupa finali olmasını isterdi? Şundan; Trabzonspor her ne kadar Türkiye Kupası’nda finale çıkmış olsa da haftada üç maç yapmaya alışkın bir futbolcu grubuna sahip değil. Derinlik anlamında sınırlı bir güce sahip. Nitekim bu nedenle üst üste oynanan iki maçta da sakat verdiler. İlk maçta Enis Destan’ı kaybettiler, ikinci maçın ilk yarısının sonlarına doğru da Arseniy Batagov’u.

Özellikle Batagov’un sakatlığı Trabzonspor için çok yıkıcı oldu, çünkü sakatlanana kadar Victor Osimhen’e karşı bariz bir üstünlük kurmayı başarmıştı, tıpkı bir önceki maçta olduğu gibi. Sakatlanıp çıkınca Osimhen’i tutmak Stefan Saviç ve Okay Yokuşlu’ya kaldı. Sonuç malum, başaramadılar. Osimhen yıldızlaştı.

Elindeki sınırlı kadroyla iki maçta da elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan Fatih Tekke ilk eşleşmede beşli savunma hattını ve Galatasaray’ı sahanın her yerinde bire bir karşılamayı tercih etti. İkinci eşleşmede ise Galatasaray’ı topa daha çok sahip olarak yenmeyi amaçladı. İki maçta da amacına ulaşamadı Tekke. (Bunun verdiği üzüntü maç sonunda yüzünden okunuyordu.)

Buruk’un planı

Buna karşın dünkü maçta şunu bir kez daha gördük ki her iki maç için Okan Buruk’un tek ana planı vardı. Bu plan Galatasaray’ın göreli üç üstünlüğüne işaret ediyordu:

  • Duran toplar
  • Set hücumları
  • Hızlı geçiş hücumları.

Galatasaray her iki maçı da bu üstünlükleri sayesinde kazandı. İlk maçta kilidi açan gol duran toptan geldi. İkincisinde ise kilit hızlı geçiş ile ön alan baskınının birlikteliğiyle açıldı. Bu açılışları set ve hızlı geçiş hücumları üzerinden üretilen goller izledi.

Bu analizi iki paradigma etrafında ele alacığım. İlk paradigmam antrenman ve maç arasındaki nedensellik ilişkisi üzerinde yoğunlaşacak. İkinci paradigmamı ise Trabzonspor’un hücumlarının Galatasaray’ın gelecek sezonki muhtemel UEFA Şampiyonlar Ligi serüvenine yolladığı mesajlar oluşturacak.

Antrenmanın yansımaları

Bu hafta Galatasaray’ın basına açık antrenmanını internet üzerinden izledim. Klasik topla rondo ısınmasından sonra Galatasaray dar alanda bir hücum ve savunma egzersizi yaptı. Bu egzersizde iki takım (yeşil yelekliler ve kırmızı yelekliler) vardı, bir de beyaz yelekli dört futbolcu: Abdülkerim Bardakcı, Yunus Akgün, Mario Lemina ve Osimhen. Beyaz yelek giyen bu dört futbolcu top hangi takıma geçerse o takımın oyuncusu gibi oynuyordu. (Bu dört futbolcunun Galatasaray’ın ana hücum-savunma omurgasının kilit isimleri olduğu hemen dikkat çekmiştir.)

Her iki takım da top diğerindeyken rakibine amansız baskı yapıyor, topu kazandıktan sonra da büyük bir hızla paslaşarak sahanın diğer bölümüne gitmeye çalışıyordu. Söylemeye gerek yok ki bu egzersiz tüm futbolcuların ön alan baskısına adaptasyonunu artıran ve rakibin ön alan baskısına rağmen takım halinde hızla geçiş hücumu yapmayı öğreten bir egzersiz.

Şimdi dünkü maçtan bu antrenmanın yansıması olduğunu düşündüğüm üç hücum örneği vermek istiyorum. (Yanlış anlaşılmak istemem. Galatasaray’ın dünkü maçı Pazartesi günü yaptığı bu egzersiz sayesinde kazandığını söylemek istemiyorum. Söylemek istediğim açık: Galatasaray oyununu bu tip egzersizleri sürekli yaparak geliştiriyor.)

  Dakika 1,12. Roland Sallai Galatasaray yarı sahasının ortasından taç atışı kullanarak oyunu hareketlendiriyor. (Evrensel okurları Galatasaray’ın tehlikeli hücumlarının çoğunun taç atışıyla başladığını artık kanıksamış olmalılar.) Bu hücum sekansı sırasında Galatasaray üst üste 10 pas yaparak önce oyunun yönünü sola çevirdi, sonra üçüncü bölgeye geçti, ardından hücumu Trabzonspor ceza sahasında sağ kanat forveti Yunus Akgün ile sonuçlandırdı.

""

Galatasaray’ın maçta yarattığı ilk tehlikeye bakıyoruz. Eren Elmalı’nın soldan yaptığı ortayı Osimhen arkaya aşırıyor, orada topla buluşan Yunus Akgün’ün soluyla attığı şut direğin üstünden dışarı çıkıyor

Bu örneği vermemin iki nedeni var. İlki hep “takım savunması”nı vurguluyoruz ya. Ancak “takım hücumu”ndan neredeyse hiç söz etmiyoruz. İşte bu atak, gerçekten bir “takım hücumu”ydu. Zira bu hücumda kaleci Günay Güvenç ve Gabriel Sara hariç dokuz farklı Galatasaraylı topa dokundu. Sağ bekle başlayan hücum sahanın sol tarafını tavaf ettikten sonra Trabzonspor ceza sahasında Galatasaray’ın sağ kanat forvetinin şutuyla sonuçlandı.

İkinci neden ise simetri. Yunus Akgün’ün topa vurduğu anı yukarıda paylaştım. Bu görsele baktığımızda bir simetri dikkat çekiyor.

Galatasaray’ın sağ ve sol bekleri, Sallai ile Eren Elmalı Trabzon ceza sahasının çaprazında. Galatasaray’ın sağ ve sol kanat forvetleri (Yunus Akgün ve Barış Alper Yılmaz) ceza sahası içinde simetrik olarak duruyorlar. Galatasaray’ın santrforu Osimhen ile santrfor arkasında oynayan forvet oyuncusu Sara ise aynı eksen içinde önlü ve arkalı duruyorlar.

Söylememe gerek yok ki saha içinde böylesine bir simetrinin ortaya çıkması rastlantısal biçimde gerçekleşmez, öncesinde gerçekleştirilen birçok egzersizin sonucudur.

Gole biraz farklı bakmak

İkinci örnekte Galatasaray’ın ilk golü yer alıyor. Ancak burada farklı bir şeyi göstermek amacındayım.

Dakika 3,54. Galatasaray yarı sahasında kazanılan endirekt vuruşu kullanan Davinson Sànchez topu Bardakcı’ya vererek oyunu hareketlendirir. Top Bardakcı’ya gelirken Eren Elmalı çizgide, Barış Alper Yılmaz ise iç koridordadır. Trabzonspor’un sağ beki Pedro Malheiro’yu üzerine çeken Barış Alper Yılmaz, Oleksandr Zubkov’un Elmalı’yı takip edemeyeceğini düşünerek ona eliyle “ileriye git” diye işaret eder.

""

Galatasaray’ın golünün 55 saniye öncesine bakıyoruz. Galatasaray hücumunda Barış Alper Yılmaz eliyle işaret ederek Eren Elmalı’yı öne yolluyor.

Bardakcı Elmalı’yı kaçırmak ister, ancak uzun vurduğu top auta çıkacaktır. Bu hücumdan sonra Eren Elmalı ileride kalır, onun yerine sol beke de Barış Alper Yılmaz geçer.

Oyunun devamında Batagov topu sağ çizgideki Zubkov’a ulaştırmak ister. Ancak bu topu takımın o anki sol beki Barış Alper Yılmaz kesecek ve topla ileriye fırlayacaktır.

""

32 saniye sonrası. Oyunun o anında sol bek oynayan barış Alper Yılmaz, Batagov’un sağ öndeki Zubkov’a göndermek istediği uzun topu keserek takımını hücuma çıkarıyor.

Yılmaz üçüncü bölge başına kadar topu taşır ve öne koşu gösteren Eren Elmalı’yı görür. Sonra da ceza sahasına koşarak topu geri ister. Elmalı ona pas vermek ister. Ancak bu pas Yılmaz’ın bir adım önünden geçecektir.

Trabzonspor’da Okay Yokuşlu topu kontrol edip hemen Zubkov’a oynar. O sırada en yakın Galatasaraylı futbolcu durumundaki Lemina hemen baskıya yönelince Zubkov pas hatası yapar.

Bu topu ceza yayı üzerindeki Osimhen göğsüyle indirir, sağına aldıktan sonra yanındaki Yunus Akgün’ü görür. Akgün’ün karşısına Mustafa Eksihallaç çıkacaktır. Akgün önce yavaş hareket eder, ardından da topu önüne alır ve hemen sağıyla merkeze çıkarır. O noktaya hareketlenen Barış Alper Yılmaz golü atacaktır.

""

23 saniye sonrası. Yunus Akgün’ün merkeze çıkardığı topa Barış Alper Yılmaz dokunarak Galatasaray’ı öne geçiriyor.

Bu hücumda gördüklerim şöyle:

  • Hücumun en başında Barış Alper Yılmaz ile Eren Elmalı bilinçli biçimde pozisyon değiştirdiler. Barış Alper Yılmaz bu golü sol kanat forveti olarak değil, sol bek olarak görev yaparken attı.
  • Golden önce Sara’nın Okay Yokuşlu’ya, ardından da Lemina’nın Zubkov’a yaptığı baskı kelebek etkisi yaratarak Trabzonsporlu oyuncunun hata yapmasına yol açtı.
  • Top Osimhen’e gelince Torreira ceza sahasına hareketlendi ve Trabzonspor’un sağ stoperi Saviç’i üzerine çekti. Bu da Barış Alper Yılmaz’a gol atması için boş alan açtı.

İki antrenman golü

Galatasaray yazının başında değindiğim gibi Trabzonspor’un savunma zayıflıklarından yararlanmak bu eşleşmede özellikle geçiş hücumları üzerinde durmuştu. Bunun ilk semeresini ilk maçtaki ikinci golde aldığını biliyoruz.

Galatasaray dün de kaldığı yerden devam etti ve iki hızlı geçiş hücumundan iki gol üretti. Şimdi bunları etüt edeceğim.

Dakika 45,36. Sallai Galatasaray yarı sahasının ortasından taç atışıyla topu oyuna sokar. Torreira kendisine gelen bu topu hemen ileriye oynar. Bu yüksek topu Osimhen göğsüyle indirecektir, yanındaki Sara da hiç beklemeden sağ öndeki Barış Alper Yılmaz’a oynayacaktır.

Barış Alper Yılmaz topu kontrol edip Yunus Akgün’e verir. Bu sırada top Akgün’e gelirken Osimhen’in ileriye doğru hareketlendiğini görürüz. Akgün bu koşuyu ödüllendirecektir.

""

Galatasaray’ın ikinci golünün iki saniye öncesine bakıyoruz. Yunus’un pası sonrasında Osimhen önce Okay Yokuşlu’dan kurtulacak sonra da topu Uğurcan Çakır’ın solundan kaleye vuracaktır.

Bu golde başrolü üç dikey pas paylaştı. Bu dikey paslardan ilkini Torreira gerçekleştirdi ve topu ilerideki Osimhen’e ulaştırdı. İkinci dikey pası Sara Barış Alper Yılmaz’ı topla buluşturarak gerçekleştirdi. Üçüncü dikey pasın sahibi ise Yunus Akgün. Bu pas maç kayıtlarına Akgün’ün ikinci asisti geçti.

Golle sonuçlanan bu hücumda topu hemen Barış Alper Yılmaz’a oynayan Sara’nın, koşusunu sürdürerek kendini sol iç koridora atmasının Trabzonspor savunmasının dengesini bozduğunu da eklemeliyim. Bu koşu sayesinde Sara Malherio’yu üzerine çekmeyi başardı, John Lundstram’ı da ikileme itti. Böylece Osimhen kolayca Okay Yokuşlu’yla bire biri oynadı.

Bir antrenman golü daha

Dakika 62,03. Trabzonspor sağdan korner atışı kullanır. Yapılan ortayı Eren Elmalı sağa doğru uzaklaştırır. Topu Mustafa Eskihallaç kazanır ve yeniden ceza sahasına ortalar. Eren Elmalı bu topa da kafasıyla dokunur. Sola açılan topu yere inmeden Torreira öne doğru uzaklaştıracaktır.

Topun indiği noktada Àlvaro Morata vardır. Oyuna yeni girmiştir ve bu topla ilk temasıdır. Top Morata’ya gelirken Yunus Akgün ve Osimhen’in şiddetli bir koşuyla ileriye doğru koştuklarını görürüz.

""

Galatasaray’ın üçüncü golünün dokuz saniye öncesine bakıyoruz. Torreira’nın vurduğu topu Morata kontrol etmek üzere. Yunus ve Osimhen ise ileriye doğru koşularına başlamış durumdalar.

Morata iki kez sağ ayağıyla dokunduğu topu soluyla ters yönde koşan Yunus Akgün’ün önüne atar.

""

Beş saniye sonrası. Yunus Akgün Morata’nın attığı topu kontrol eder. Karşısına Edin Vişça ve Mendy çıkacaktır. Osimhen de büyük süratle Trabzonspor ceza sahasına koşmaktadır.

Yunus Akgün topu kontrol eder. Karşısına çıkan Edin Vişça ve Mendy’den sıyrılır ve topu Trabzonspor ceza sahasına girmiş olan Osimhen’in önüne bırakır.

""

Üç saniye sonrası. Edin Vişça ve Mendy’den sıyrılan Yunus Akgün topu demarke durumda ceza sahasına giren Osimhen’in önüne bırakır.

Osimhen topu sağıyla Uğurcan Çakır’ın koruduğu kaleye vuracaktır.

""

Bir saniye sonrası. Osimhen Yunus Akgün’ün kilit pasını asiste dönüştürür

Bu golde Torreira’nın uzaklaştırdığı topun Morata tarafından kontrol edilmesi çoğu izleyiciye rastlantısal gelmiştir, ancak rastlantı değil. Bu aslında çalışılmış bir set. Korner atışı sonrasında Morata’nın sol öne, Yunus Akgün’ün de sağ öne yaptığı koşular çalışılmış bindirmeler. Bu koşuları Osimhen’in yüksek şiddette koşusu destekleyecektir.

Galatasaray’ın taç seti

Son olarak Galatasaray’ın çalışılmış bir duran top setini göstermek istiyorum.

Dakika 33,37. Eren Elmalı üçüncü bölge başında taç atışını Sara’ya kullanır. Sara topu kendi sağına çekerek markajcısı Okay Yokuşlu’dan kurtulur ve hemen ceza sahasına ortalar.

""

Galatasaray’ın taç setine bakıyoruz. Eren taç atışını Sara’ya kullanır. Sara da arkasındaki rakibinden kurtulup ceza sahasındaki Osimhen’e orta yapar.

Ne var ki Bagatov’un markajındaki Osimhen daha yüksekte olmasına rağmen topa istediği gibi kafa vuramayacaktır.

Takım savunmasında alarm

Yazının bu bölümünde başta Galatasaray’ın üç orta saha oyuncusu Lemina-Torreira-Sara’nın rakip hücumlarında koordineli davranamadıklarını, Barış Alper Yılmaz’ın ise takım savunmasındaki görevini sık sık ihmal ettiğini göstermek istiyorum. Buradaki temel amacım Galatasaray’ın bu sorunları düzeltememesi durumunda gelecek sezonda muhtemelen katılacağı UEFA Şampiyonlar Ligi’nde büyük hüsranlar yaşayacağına dikkat çekmek.

Bu başlıkta iki örnek vereceğim.

İlk örnek, dakika 11,49. Trabzonspor hücumunda Ozan Tufan üçüncü bölgede topu Antony Nwakaeme’ye verir. Nwakaeme’nin karşısında Sallai vardır. Torreira da onun dublajındadır. Bu sırada Sara da geriye gelir ve kendini boşa çıkaran Ozan Tufan’ı marke eder.

Trabzonspor hücumunu sağ bek Malherio da destekliyordur. Ancak onu marke etmesi gereken Barış Alper Yılmaz geriye koşmamıştır. Bu nedenle sağ kanat forveti Zubkov koridoru Malheiro’ya bırakıp merkeze doğru hareketlenir. (Bu yerleşimin Trabzonspor’un Fatih Tekke döneminde sık sık gördüğümüz bir hücum seti olduğunu söylemek istiyorum.)

Zubkov merkezde yaklaşık 3-4 saniye boyunca hiç rahatsız edilmeden pas bekler. Nwakaeme sonunda onu görür. Ancak Zubkov’un soluyla attığı şut uzak direğin yanından dışarı çıkacaktır.

""

Trabzonspor’un ilk tehlikeli hücumuna bakıyoruz. Nwakaeme’nin pası sonrasında boş durumdaki Zubkov soluyla Galatasaray kalesini yoklayacak, bu şut uzak direğin yanından dışarı çıkacak.

Burada takım savunması anlamında iki ölümcül hata dikkatimi çekiyor. İlki Barış Alper Yılmaz’ın kadraja girmemesi. Oysa Barış Alper Yılmaz tutmak zorunda olduğu Malherio’yla beraber geriye gelmeliydi. Yılmaz geriye dönmüş olsa sol bek Eren Elmalı Zubkov’la beraber hareket edecek, böylece Trabzonsporlu oyuncunun demarke vaziyette şut atmasının önüne geçilmiş olacaktı.

İkinci ölümcül hata ise Lemina’nın durduğu yer. Lemina oyunu süzerek Torreira’nın Sallai’nin dublajında, Sara’nın da Ozan Tufan’ın başında olduğunu görerek boşta olan Zubkov’a yönelmeliydi. Oysa o bir stoper gibi davrandı bu hücumda, hele ki Barış Alper Yılmaz geriye dönmediği için Zubkov boş durumdayken.

Şöyle bir tezim var: Lemina Galatasaray’ın bire bir adam markajı oyununa tam adapte olmadı veya olamadı. Zira bazı pozisyonlarda Okan Buruk’un istediğini değil, kendisinin daha önce alıştığı futbolu oynuyor. Bu nedenle de Galatasaray maç içinde eşleşme sorunları yaşayabiliyor. Türkiye’de Lemina’nın yol açtığı bu hataları cezalandırmak kolay değil. Ancak Şampiyonlar Ligi seviyesindeki takımların bu tip hataları anında faturalandırdıklarını biliyoruz.

Yine aynı ikili

Şimdi sırada yine aynı ikilinin, Lemina ve Barış Alper Yılmaz’ın Galatasaray’ın takım savunmasını nasıl aşağı çektiklerini gösteren ikinci örnek var.

Dakika 24,07. Trabzonspor aut atışıyla topu hareketlendirir. İkinci pasta top sol çizgideki Nwakaeme’ye gelir. Nwakaeme’nin başında üç Galatasaraylı (Sallai, Yunus Akgün ve Torreira) vardır. Bu sırada merkezde Trabzonspor orta sahası Batista Mendy boş durumdadır, zira onu marke etmesi gereken Lemina oldukça uzaktır.

Barış Alper Yılmaz ise hiç çevre kontrolü yapmadan gelişmeleri yürüyerek izliyordur. Nwakaeme doğru olanı yaparak topu merkezdeki Mendy’ye aktarır. Uzakta olan Lemina sonradan hareketlenmiş olsa da geç kalmıştır.

""

Trabzonspor’un maçtaki en tehlikeli set hücumunun başlangıç safhasına bakıyoruz. Merkezdeki Mendy boş durumda. Nwakaeme topu ona attığında Lemina hareketlenecek, ancak geç kalacaktır.

Topla buluşan Mendy sağdan bindiren Malherio’yu kaçırır. Böylece 4’e 4 Trabzonspor hücumu başlar.

""

Yedi saniye sonrası. Mendy’nin Malherio’yu sağdan kaçırmasıyla Trabzonspor’un hızlı hücumu başlıyor. Oyun içinde pozisyonları kaybeden Barış, Lemina ve Torreira ise geride kalmışlardır.

Malheiro Zubkov’la al-ver yaptıktan sonra aut çizgisinden arka direğe orta yapar. Amaç basketbol deyimiyle en arkadaki yanlış eşleşmeyi (Sallai-Ozan Tufan) bulmaktır.

""

Beş saniye sonrası. Malheiro Eren Elmalı’ya rağmen arka direkteki ters eşleşmeyi yakalayacak ortasını yapmak üzere. Galatasaray’ın geride kalan üçlüsü (Barış, Lemina ve Torreira) hücumu izliyorlar.

Malherio bu ters eşleşmeyi yakalar. Ortasında Ozan Tufan Sallai’nin arkasından gelerek kafa vuruşunu yapacak, ancak bu vuruş üstten dışarı çıkacaktır.

Görüldüğü gibi bu Trabzonspor hücumunda da Lemina ve Barış Alper Yılmaz başroldeydi. Lemina bire bir oynamak yerine alan savunması yaptığı için Mendy’ye çok uzak kaldı. Bu nedenle onu önleyemedi. Barış Alper Yılmaz ise sıklıkla yaptığı gibi savunma görevini tamamen unuttu.

Dediğim gibi bunlar Şampiyonlar Ligi’nde anında cezalandırılacak nitelikte ölümcül hatalar.

Sonuç

Kanımca Galatasaray, Trabzonspor eşleşmesinde fazla zorlanmadan hem ligdeki şampiyonluğuna çok yaklaşmış oldu, hem de Türkiye Kupası’nı müzesine götürdü.

Yani ilk planda çifte kazanç olduğu görülüyor.

Ancak Trabzonspor eşleşmesinin gerek transfer dönemi, gerekse de gelecek sezon öncesindeki hazırlık kampı açısından bazı sinyaller verdiğini de söylemek istiyorum. Ben burada Trabzonspor karşısındaki kazancın ne yapılması durumunda gerçek kazanca dönüşeceği düşüncesi üzerinde duracağım.

Trabzonspor maçındaki olumsuz sinyallerin ortaya koyduğu bir gerçek var: Galatasaray’ın gelecek sezonda doğru olanı mutlak biçimde oynayan ve kendilerine verilmiş görevi eksiksiz yerine getiren bir futbolcu grubuna ihtiyacı var. Çoğu futbolsever farklı düşünüyor olsa da ben bu takımın en zayıf halkasının, pozisyonu değil kendi bildiğini oynayan Lemina olduğu düşüncesindeyim. Ayrıca Lemina’nın temposuz futbolunun Şampiyonlar Ligi için sorun oluşturacağını da söylemek istiyorum. Benzer biçimde savunma görevlerini sıklıkla görmezden gelen Barış Alper Yılmaz da kanımca Galatasaray’ın zayıf halkaları arasında yer alıyor.

Lemina’nın Galatasaray’ın bire bir markaja dayanan oyununa adaptasyonu için yaz kampı yeterli olabilir. Ancak temposuz futboluna çare bulmak kanımca oldukça zor. Bu açıdan önümüzdeki sezona yönelik transfer harekâtında tempolu, kendi etrafında hızla dönebilen, driblingi olan ve altyapısı sağlam bir merkez orta saha oyuncusunun kadroya eklenmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Ek olarak takımda kalması durumunda Barış Alper Yılmaz’ın da takım savunmasındaki görevlerini kusursuz biçimde yerine getirmesinin Şampiyonlar Ligi’nde başarı için olmazsa olmaz kriterlerden birisi olduğu tezini savunuyorum.

Melih Şabanoğlu

Kazanırken kazanmak
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et