İnkar ve yasakların ‘en temel gerekçesi’ ortadan kalktı
Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısı üzerine 5-7 Mayıs tarihlerinde Fesih Kongresi toplayan PKK, Kongrede kararlarını açıkladı. Açıklamada “PKK’nin tarihsel misyonunu tamamladığı” ve bu temelde “Örgütsel yapısının feshedilmesi ve silahlı mücadele yönteminin sonlandırılması” kararlarının alındığı belirtiliyor. Karar metninde fesih kararının PKK’nin geçirdiği ideolojik-örgütsel dönüşüm ile dünya ve bölgedeki (Ortadoğu) siyasal durumla ilişkisine dikkat çekiliyor ve devamında bu kararın uygulanabilmesi için, Öcalan’ın “pratik önderliği” başta olmak üzere, gerekli koşulların yaratılması için devlet ve iktidarın atması gereken adımlara işaret ediliyor. Kongre kararlarında demokratik siyaset hakkının tanınması ve hukuki güvencenin sağlanması için ana muhalefet partisi başta, Meclisteki bütün partilerin sorumluluk üstlenmesi gerektiği belirtiliyor. Öte yandan Deniz Gezmiş’in idam sehpasında haykırdığı “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” sözlerine atıf yapılarak sol-sosyalist güçlerin de bu süreci sahiplenmesi çağrısı yapılıyor. Açıklanan metnin tamamına bakıldığında PKK adıyla çalışmaların sonlandırılması ve silahların bırakılmasının, ‘Mücadelenin yeni biçim ve araçlarla devam edeceği bir dönem’ olarak ilan edildiği söylenebilir.
Alınan kararların bundan sonra ne kadar ve nasıl uygulanacağını görebilmek için iktidar ve devletin hangi adımları atacağına ya da atmayacağına ve kongrede çağrı yapılan bütün güçlerin nasıl bir tutum alacaklarına bakmak gerekiyor.
Öncelikle PKK’nin 12. Kongresinin hava ve karadan saldırılar ve ağır kuşatma koşulları altında iki alanda gerçekleştirildiğinin vurgulanması, sürecin ne kadar kırılgan ve provokasyonlara açık olduğunu göstermesi bakımından önem taşıyor. Bu durum sürecin başarısı için atılması gereken ilk adımın devletin operasyonlara son vermesi olduğunu gösteriyor.
PKK’nin kongre kararları, Öcalan’ın 27 Şubat’ta açıkladığı kısa metnin (barış ve demokratik toplum çağrısı) gerekçelerinin açıklamasına dayanıyor. Dolayısıyla Öcalan’ın alınan kararlar üzerindeki belirleyici etkisi bir kez daha görülüyor.
Öcalan’ın “Kürt sorunundaki inkar politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan PKK’nin ömrünü tamamladığı” tespitinin ideolojik ve örgütsel gerekçeleri, kongre kararlarında ‘demokratik ulus’ ve ‘demokratik-ekolojik toplum paradigması’ ile açıklanıyor. ‘Demokratik ulus’, ayrı ulusal devlet hedefinden vazgeçilmesini ve ‘demokratik-ekolojik toplum paradigması’ ise, yerel topluluklara dayalı bir demokratik örgütlenme ve bu temelde toplumun demokratik dönüşümünü amaçlıyor. Öcalan’ın bu görüşleri Eko-Anarşizmin Kurucusu Murray Boockhin’in ‘liberter belediyecilik ve konfederal sistem’ görüşlerinden esinlenerek geliştirdiği biliniyor. PKK, kongre kararlarında kendi tasfiyesini ilan ederken Kürt halkına “Her alanda öz örgütlenmeler kurma” çağrısını yaparak bu tasfiye kararının aslında bir ideolojik ve örgütsel dönüşümün sonucu olduğunu ortaya koyuyor.
Tasfiye kararının siyasal gerekçesi ise, “3. dünya savaşı” olarak nitelenen emperyalistler arasındaki egemenlik mücadelesinin keskinleşmesi ve bunun Ortadoğu’ya yansımaları ile bu gelişmelerin Kürt-Türk ilişkilerini yeniden düzenlemeyi kaçınılmaz kılması biçiminde açıklanıyor. Bilindiği gibi daha önce hem iktidar bloku adına yeni sürecin sözcülüğüne soyunan Bahçeli ve hem de Öcalan, yeni süreci zorunlu kılan gelişmeler arasında İsrail’in saldırıları üzerinden bölgenin yeniden dizayn edilmesine ve bunun olası sonuçlarına dikkat çekmişlerdi.
Kuşkusuz PKK’nin kongre kararlarıyla ilgili en kritik nokta, bu kararların uygulanabilmesi için gerekli siyasal ve hukuki düzenlemelerin yapılması için gerekli adımların atılıp atılmayacağı noktasıdır. Burada asıl sorumluluğun bugüne kadar “Hele bir PKK fesih kongresini toplasın sonra bakarız” yaklaşımı içinde olan iktidarda olduğu açıktır. İktidarın bu süreci bugüne kadar Kürt sorununun barışçıl çözümü ve ülkenin demokratikleştirilmesinin değil, muhalefeti bölüp baskı altına almanın ve anayasa değişikliği ile baskı rejimini kalıcılaştırmanın aracına dönüştürmeye yönelik hamleleri ciddi bir güvensizlik yaratıyor.
Tam bu noktada iktidarın bu süreci kendi çıkarları temelinde araçsallaştırmasının önüne geçilebilmesi bakımından ana muhalefet partisi CHP ve ülkedeki bütün emek ve demokrasi güçlerinin sorumluluk alması büyük önem taşıyor. Çünkü PKK’nin fesih ve silah bırakma kararının halkların eşit haklar temelinde demokratik-barışçıl bir gelecek inşa etmesinin dayanağı haline gelebilmesi; her şeyden önce bu sürecin iktidarın insafı ve keyfiyetinden kurtarılmasını zorunlu hale getiriyor. Daha önce Kürt sorununun demokratik çözümünden yana tutum alacaklarını açıklayan CHP Genel Başkanı Özel, Van mitinginde de barışın gelmesi için atılacak her adımı destekleyeceklerini söylemişti. Bugün bu tutumun gereği, zaman kaybetmeden PKK Kongresinde alınan tasfiye ve silah bırakma kararlarının uygulanabilmesi için gerekli demokratik ve hukuki düzenlemelerin Meclise getirilmesidir. İktidarın süreci istismar etmesinin önüne de geçmek üzere Meclis çatısı altında ve bütün mücadele alanlarında; operasyonlara son verilmesi, siyasi tutsakların serbest bırakılması, kayyımların iptal edilmesi, silah bırakanların da dahil olabileceği demokratik siyaset kanallarının yaratılması, anayasada eşit yurttaşlık ve ana dilinde eğitim için gerekli düzenlemelerin yapılması gibi demokratik hak ve talep mücadelesini yükseltmek gerekiyor.
PKK Kongresinin aldığı kararlarla ülkede son 40 yıldır devletin ve iktidarların Kürt halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikasının, emek ve demokrasi mücadelesindeki her türlü hak ve eylemi yasaklamalarının en temel ‘gerekçesi’ ortadan kalkmış durumdadır. Şimdi bu kararların uygulanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması konusunda iktidara baskı yapmak ve bu kararları kalıcı barış ve demokratik geleceği inşa etme mücadelesinin dayanağı haline getirmek insanca yaşam ve eşit-demokratik bir gelecekten yana bütün emek ve demokrasi güçlerin sorumluluğundadır. Bu kararların ülke için tarihi bir dönüm noktası haline gelip gelemeyeceğini de bu güçlerin alacağı tutum ve yürüteceği mücadele belirleyecektir.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et