Kurt ve turna
Bu pazar da sizlere bir hayvan masalı (fabl) sunuyor, şiirli haftalar diliyoruyoruz...
Hani o hınzır Kurt var ya,
Yerken birgün aşırdığı bir tavuğu,
Saplanıverdi bir kemik parçası boğazına!
Öksürdü, aksırdı ama boşunaydı;
Çıkmıyordu kemik, hep boğazında duruyordu!..
Birkaç gün çektikten sonra bu acıları,
Bir tarlada karşılaştığı o Turna’ya,
Başladı hemen anlatmaya,
Bir bir başına gelenleri;
Soluk soluğa ve yutkuna yutkuna:
“Bak güzel dostum,” dedi Kurt,
Yalvara yakara, Turna denen o kuşa.
“Bana biraz yardım edersen hani,
Çıkarmak için şu boğazımdaki kemik parçasını,
Vereceğim sana benden her istediğini!
Üstelik dostluğumuz da,
Sürüp gidecek sonsuzca!..”
Hiç mırın kırın etmedi Turna:
“Aç bakalım ağzını, dedi,
Göreyim boğazındaki o kemiği.”
Açar açmaz Kurt ağzını,
Kıl çeker gibi tereyeğından,
Çekip çıkarıverdi Turna,
Gagasıyla o kemik parçasını!
Yutkundu Kurt bikaç kez ve bir oh çekti.
Turna da bakıyordu öylece ona...
Ve hiçbir şey söylemeden,
Kurt tam çekip gideceği anda;
- Ne oldu, dedi Turna,
Sözkonusu ücretime?”
- Ücret mi, yahu durduğun yerde,
Ne demek istiyorsun sen öyle?
Sağ salim çıkardın ya ağzımdan gaganı,
Bu yeterli değil mi sana?
Hani o keskin dişlerimi,
Saplayıverseydim ya boynuna!..
Bunu hiç düşünmedin, değil mi?
Haydi, git işine şimdi,
Şükret bin kez sana dokunmadığıma!”
***
Bazen böyledir yasası işi bitenlerin;
Unutuverirler anında,
Karşılığını her güzelliğin, her iyiliğin...
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et