Asım Bezirci’yi anımsamak


27 Haziran 2011 10:21

Şiirleri, yazıları, saz ve sözleri ile ülke kültürüne emek vermiş 37 aydınlık insanın Sivas’ta  bir otelde canice yakılarak öldürülüşünün üzerinden 18 yıl geçmiş.Katliamdan kurtulamayan dostların acısı yüreğimizde hâlâ onulmaz bir yara. Bu canavarlığa soyunanların, kundakçıların kimi yakalandı kimi de elini kolunu sallayarak vicdanının karasıyla dolaşıyor ortalıkta. Anadolu’nun bağrından sevgi ve barış sözcükleri derleyen sanatçılarımız, şairlerimiz ise  nicedir yalnızca yaratılarıyla var olmayı sürdürüyorlar aramızda. Olay yeri Madımak Otelinin müzeye dönüştürülmesi toplum belleği açısından olumlu bir adım olacaktı. Görülen o ki bu konunun da üstü örtülmeye çalışılıyor. Hayretle izlediğimiz bir başka tavrı da medya çevrelerindeki kimi yazarlardan görüyoruz. Beylere bakarsanız, iç barış adına böylesi bir insanlık vahşetinin üzerine daha fazla gidilmemeliymiş. Yani düpedüz unutmayı, unutturmayı öğütlüyorlar bizlere. Acıların küllenmesini istiyorlar. Kimin adına dersiniz? Korumaya çalıştıkları eteğine yapıştıkları güç odakları mı? Geçmişindeki insanlık ayıpları ile yüzleşmeyi beceremeyen toplumların çağdaş demokrasilerde yeri olmadığını bilemeyecek
kadar aymaz mı bu yazar takımı. 2 Temmuz 1993’ü ve Madımak’ta olanları unutmamak, unutturmamak haktan, adaletten ve insan sevgisinden yana her yurttaşın görevi olmalı. Hele çalışma alanı halklara bilgi akışını sağlamak olan gazetecilerin, yazar çizerlerin, müzik, tiyatro, fotoğraf ve sinema ile uğraşanların sorumluluğu daha da büyük diye düşünüyorum. Sivas Madımak’ta yaşamını yitirenlerden biri de Asım Bezirciydi. Bir başka tanımla edebiyat   işçisi Asım Bezirci. Yaşantısının tümünü, öğrenimini tamamladığı Türk Dili ve Edebiyatına adadığını söylemek abartı olmaz. Yazınımızın bir çok ustasının yaşam öyküsünü onun kaleminden öğrendi okurlar. Titiz araştırmaları ile genç edebiyat heveslilerine yol gösterdi. Denemeleri, şiir çevirileri beğeniyle okundu. Çok çalıştı, çok üretti. Üretkenliğinin yanı sıra, paylaşmayı seven, çelebi kişiliği ile girdiği ortamlarda hep saygı gördü. Bir toplantı için bulunduğu Sivas Madımak oteline saldıran kör inançlı, bağnaz kişilerin çıkardığı yangın sonucu yitirdi yaşamını. Özgürce düşünen, düşündüğünü ifade eden, yazan, halkların kültür değerlerini ortaya çıkarmaya uğraşan aydınlık insanları anlaşılmaz bir kinle yok etmeye çalışanlar bu kıyımdan nasıl bir yarar umdular bilemiyoruz. Ama toplumun geçen onca yıl içinde başta iç barış olmak üzere çok şey yitirdiğini de yaşadıklarımızla görüyoruz.
Asım Bezirci’yle tanışmam 1960’lı yıllara rastlar. Ortak arkadaş çevresi dışında birlikteliğimiz olmadı pek. Gözlemlediğim kadarıyla yazdığı kadar da çok okuyan, donanımına karşın kendini öne çıkarmayı sevmeyen bir yanı vardı. Değerini kanıtlama çabasına girişmedi hiç. Hoş buna gereksinimi de yoktu. Titiz bir araştırmacı olduğunu bildiğimden kaynak gerektiğinde onun yapıtları yol göstericim olurdu. Özellikle Türk dilinin büyük ustası şair Nâzım Hikmet’in tüm şiirlerini topladığı 8 ciltlik çalışması başucumun vazgeçilmezleri arasında yer almayı sürdürüyor... Sanıyorum edebiyat severlerin de kitaplıklarında özenle korudukları, günümüzde de önemini koruyan bir yapıt bu. Cem Yayınevi 1974 yılında Nâzım Hikmetin varisi oğlu Mehmet’le varılan bir anlaşma sonucu usta şairin bütün şiirlerini yayınlamak için girişimlere başlamış, ilk öneriyi Şerif Hulusi’ye yapmış. Onun ölümü üzerine derleme işini Asım Bezirci üstlenmiş. Bezirci, özenli çalışması ile büyük şairin şiirlerini yeni kuşaklara eksiksiz kazandırmakla kalmadı, ayrıca şiirlerin yazılışına ilişkin verdiği bilgiler ve geniş kaynakçasıyla kalıcı bir yapıt koydu ortaya. Yalnızca emek ürünü bu yapıtı bile kanımca Asım Bezirci’nin yazınımıza yaptığı büyük katkının bir göstergesidir.
Asım Bezircinin 1976’da yayınlanan “Bilimden Yana Sosyalizme Doğru” kitabı da döneminde ilgi uyandıran, tartışılan eserlerinden biri oldu. 1987’de yayınladığı “İnceleme ve Şiirle Türk-Yunan Dostluk ve Barışı” adlı yapıtı ise iki ülke halkı arasındaki geleneksel kültür ve dostluk bağlarını yansıtan önemli bir çalışmaydı. Ayrıca, Ahmet Haşim’den Tevfik Fikret’e, Cahit Sıtkı’dan Metin Eloğlu ve Edip Cansevere, Nurullah Ataç’tan , Rıfat Ilgaz ve Sabahattin Ali’ye dek pek çok yazar ve şairi, okur onun nesnel bakış açısı ile kotardığı yapıtlarından tanıma, değerlendirme fırsatı bulmuştu.
Ülke topraklarında bin bir güçlükle yetiştirebildiğimiz değerlerden biriydi Asım Bezirci de. Yaşasaydı 2011 onun 84. yaşını kutlayacağımız bir yıl olacaktı. Ürettiği daha nice yapıtı okuma olanağına kavuşacaktık. Yazık ki yazık…Gezegenimize iz bırakan sanat, bilim insanlarının ölümsüzlüğüne inanlardanım. Bu nedenle Bezirciye, hazırladığı Nâzım Hikmet Şiirleri kitabından, usta şairin bir rubaisi ile veda etmek uygun olur diye düşünüyorum. Onun ve Madımak’ta yitirdiğimiz tüm dostların anısı önünde saygıyla eğilerek:
“Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha
güzelim dünya elveda
ve merhaba
k a i n a t”

evrensel.net
www.evrensel.net