17 Mart 2020 01:00

Kapitalist hükümetler, koronayı ‘fırsat’a çevirmek istiyorlar!

Paylaş

2020’nin başında Çin’de ortaya çıktığında, “Çin ekonomisini çökertecek”, diye ellerini ovuşturan batılı ülkeler ve salgını kendisi için bir fırsata çevirmeyi hesaplayan sermaye şarlatanlarının bütün hesapları altüst oldu.

Çin’in kendine has özellikleriyle aldığı sıkı önlemler, koronavirüs yayılmasının kontrol altına aldığını gösteren alametleri çoğalttı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise “Koronavirüs kriz merkezi artık Avrupa” dedi.

İtalya ve İspanya’da her gün ölüm sayıları artarken, salgının bütün kentleri kapsaması karşısında hükümetler OHAL ilan ettiler. Avrupa diğer ülkelerinde ise koronanın hızla yayılması karşısında sınırlar giriş çıkışlara kapatıldı. Uçak seferleri ve her türden seyahate sınırlamalar getirildi, ilkokullardan üniversitelere okullar tatil edilerek spor karşılaşmaları ertelendi. Eğlence yerlerini kapatıldı ve sokağa çıkma yasakları getirildi. Bütün bu uygulamalar virüsün yayılmasının kontrol altına alınması içindi.

Virüsün bir “Çin virüsü” olmaktan çıkıp dünya ölçüsünde bir salgına dönüşmesi, virüsün “doğal bir afet” olarak görülmesinin de ötesine geçerek, kapitalist sistemle bağlantısına dair yorumları güçlendirdi. Ki, “kendisinden başka kimseyi düşünmeyen kapitalizme özgü paragöz insanın, dayanışma ve özveri güdüsünden uzak, kolektif kararlara uymayı tanımayan ahlakı ile ticarileştirilmiş ve özelleştirilmiş sağlık sistemi de böylece tartışmaya açıldı. Kapitalist sağlık politikalarının halk düşmanı karakteri ortaya çıktıkça, sistem-koronanvirüs bağlantısının daha da derinleşerek tartışılması kaçınılmaz görünüyor.

Artık süreç, kapitalizmin ana vatanının (Avrupa ve ABD’nin); krizin merkezi olmasından beri, açıkça kapitalizmin koronavirüsle imtihanı sürecidir.

CUMA NAMAZI VE SERMAYENİN ÇIKARI KORONAVİRÜS TANIMIYOR

“Çin ekonomisi batsın biz de ondan boşalan pazarları dolduralım” hesabı yapan “kapitalizmin ölü soyucuları”, şimdi, “dünya ekonomisi bir resesyona girebilir” diye yaygara yapıyorlar.

Nitekim, ABD ve Avrupa ülkelerinin merkez bankaları, muhtemel bir resesyon ertelemek için önlemleri alıyor, yeni önlemleri konuşuyorlar. Ancak alınan bütün bu önlemler; sermayenin selameti, piyasaların işlemesi, kapitalist sistemin zaten kıldan ince dengelerinin korunması için alınıyor. Sermayeye destek sağlayan bu türden girişimler; ”Amaç istihdamı korumak" diyerek gündeme getirilirken işçi ve emekçilere, "Bütün bu önlemler her ne kadar sermayeye destek gibi görünse de asıl amacımız sizin işinizin olmaya devam etmesi içindir” propagandası yapılıyor.

Öte yandan ilk veriler, koronavirüsün Türkiye’de hızla yayılabileceğini gösteriyor. Sağlık Bakanı ise günde birkaç kez TV ekranlarına çıkıp bilgi vererek, “şeffaflığa özen gösteriyor” görünüyor.

Okullar tatil edildi, maçların seyircisiz oynanması kararı alındı, barlar, gece kulüpleri, diskotekler,... eğlence merkezleri hızla kapatıldı, ama hükümetin iki zayıf noktası da ortaya çıktı.

Kuveyt’te bile Ezan değiştirilerek, “Cuma için camiye gelmeyin” çağrısı eklenirken Türkiye’de Diyanet (Hükümet), Cuma namazını iptal edemedi.(*)  Dahası, Umre’den dönenlerin karantinaya alınması(**), ancak kamuoyundan yükselen tehditlerle mümkün olabildi ve Umreden dönen binlerce kişi kontrolsüz bir biçimde aramızda dolaşıyor.

Hükümetin ikinci önemli sorunu da, AVM’lerde görüldü. Barları, eğlence yerlerini kapatmakta gözü kara davranan hükümet, kafeleri, kahveleri, AVM’leri kapatmayı göze alamadı.

AVM’lerin iki günlük çalışma süresinin iki saat kısaltılmasına bile AVM patronları razı olmadı. Ama tartışmalar içinde patronlar, “eğer çalışma süresi iki saat kısalırsa, bu sürenin çalışanların yıllık izinlerinden kesileceğini” belirttiler!

SALGINI SERMAYE İÇİN FIRSATA ÇEVİRME ÖNLEMLERİ Mİ?

Koronavirüsün ortaya çıkmasından beri, Sağlık Bakanı’ndan başka bakanların pek ortada görülmediği Türkiye’de nihayet dün Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Dünya piyasalarını alt üst eden bu salgına ilişkin Türkiye'de en fazla etkilenen sektörler öncelikli olmak üzere tüm sektörleri kapsayacak bir dizi destek ve önlem uygulanacaktır. Piyasaların likiditeye erişiminde en ufak aksaklık olmayacak şekilde önlemler alınmış ve alınacaktır” diyerek, her şeyin piyasaların emrinde olduğunu ve alınan önlemlerin önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından çıkarılacağını duyurdu.

Albayrak’ın açıklamasında; alınacak önemlerde amacın sermayeyi koronavirüsün sonuçlarından korumak gibi görünmektedir. Ama, Albayrak’ın söylediklerine ve Hükümetin ekonomik politikaları dikkate alındığında; patronların ve hükümetlerinin krizi fırsata çevirmek istedikleri ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda koronavirüs salgınını da fırsata çevirmek isteyeceklerini söylemek bir abartı olmaz. Nitekim Bakan Albayrak, bu önlemleri; TOBB, TİM, DEİK, TESK, TÜSİAD, MÜSİAD, başta olmak üzere en büyük sermaye örgütlerinin öneri ve talepleri doğrultusunda hazırladıklarını da saklamıyor.

İŞÇİLER VİRÜSE KARŞI MÜCADELEDE TALEPLERİNİ OLUŞTURMALI

Hükümet genel önlemler alıyor, patronların koronovirüsü fırsata çevirmesi için bakanlar çalışıyor. Ama söz konusu olan işçiler, emekçiler olduğunda en ileri gidildiğinde bile patronlara tavsiyeler de bulunmanın ötesine geçilmiyor.

Gazetemize gelen mektuplarda ve işyerlerinden gelen haberlerde patronların koronavirüs ile ilgili hijyen başta olmak üzere gerekli önlemleri almayı hiç umursamadıkları anlaşılıyor.

Hükümetin patronları düşünmesinin Türkiye ile sınırlı olmadığı görülüyor. Nitekim, dün gazetemizde yer aldığı gibi; İtalya’da tersanelerde ve çelik fabrikalarında işçiler greve başvurarak, işletmelerde üretime bir ay ara verilmesini istedi. İtalyan işçiler virüse karşı mücadele kapsamındaki önlemlerin hayata geçirilecek üretime başlanmasını talep ettiler. Kanada’da da FİAT fabrikalarında çalışan işçiler koronavirüse karşı tedbirler alınması için iş durduklarını açıkladılar.

İleri işçiler ve her konfederasyondan mücadeleci sendikacıların bu gelişmeleri dikkate alarak virüsün yayılmasına karşı tartışmaları işyerine taşımaları, bu kapsamda talepler oluşturmalı önem kazanmış bulunuyor: İtalyan ve Kanadalı işçilerin mücadelesinden de esinlenerek!

(*) Bu yazının yazıldığı saatlerde Diyanet İşleri Başkanlığı cuma namazlarını iptal etmemişti.

(**) Yurtlardan öğrencilerin gece yarısı, adeta polis zoruyla atılır gibi sokağa atılması ve yurtlardaki koşulların koronovirüs karantinası için uygun olmadığı, yanı sıra yurtlardaki koşulların “ahır gibi”, “ne doktor ne hemşire var” diye tarif edilmesi de herhalde ayrı bir tartışma konusu olarak önümüzdeki günlerde konuşulacaktır.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...