19 Şubat 2020 04:16

Ülkemden manzaralar

Paylaş

Üstten, alttan, yandan; neresinden bakarsanız bakın hiç hoş değil ülkemiz manzarası. Önce kentlere musallat olan çarpık yapılaşma şimdilerde insanlardan kurumlara dek uzanıp gidiyor. Bu manzaranın dış ülkelerden nasıl görüldüğü konusunda pek sağlam bir fikrim yoksa da yurdum insanı olarak bu topraklardaki görüntüyü çok iyi biliyorum. Bilgiçlik taslamak değil benim ki, bu coğrafyada uzun yıllar soluk alıp vermiş her bireyin üzerine kafa yorması gereken bir görüntü. Ne var ki, gözlerini kulaklarını ve ağızlarını kapatarak üç maymunu oynayan yurttaşları da unutmamak gerek. Onların şu sıralar en etkin oldukları alan medya, doğru bir saptamayla yandaş deniyor bu büyük guruba. Gençliklerinde sol örgütlere takılan, yumrukları havada boy gösteren kimileri günümüzde ise dine ve biat kültürüne bağlılıklarından dem vuruyorlar. Milli medya projesini AKP’ye kendilerinin önerdiklerini gururla söylüyorlar. Bilmiyorlar mı sermayenin milliyeti, dini, imanı yoktur. Biliyorlar elbette. Ama algı meselesi. Argo deyimiyle yedirmeye çalışıyorlar topluma.

Cumhurbaşkanlığı hukuk politikaları kurulunda geçtiğimiz hafta bir toplantı yapıldı. Toplantıya Ankaralı ahbap çavuş gazetecilerin yanı sıra milliyetçilik kisvesi altında şovenist bir tutum sergileyen gazete ve haber portalları yöneticileri de davet edildi. Konunun içeriğine girmeyeceğim. Tamamı safsata. AKP bu aralar politikada en başarılı olduğu konuya döndü yeniden. Algı ve gündem değiştirmek. Dış politikadaki bozgunu gözden uzak tutmak. Arap çöllerinde şehit olan gençlerimizi unutturmak. Haber manipüle etmek, yalan üzerine temellendirilmiş algılarla yurttaşları uyutmak. Diyebilirsiniz ki halkımız bunca yaşadıkları, gördüklerine karşın yine de aymaz mı? Aymaz bence … Boşuna söylememişler, “ders alınsaydı hiç tarih tekerrür mü ederdi?”

Yurt dışında yaşayan bir dostumla konuşurken elbette ülkenin durumundan da söz ettik. Sordum dışardan bakılınca manzaramız nasıl? Yanıtı tahmin ettiğim gibiydi. “Dışardan Türkiye’yi kocaman bir cezaevi gibi görüyoruz. Korku ikliminin egemen olduğu bir ortam. Osman Kavala ve Mücella Yapıcı arkadaşlarımız üzerinden sivil toplum kuruluşlarına gözdağı veriliyor. Hala gezinin intikamı alınmaya çalışılıyor. Nasıl bir kindir bu?” Bunları söyledikten sonra hüzünle yüzüme baktı dostum. “Bizim seyrettiğimiz manzara işte böyle.”

Şair, eleştirmen Eray Canberk’ten bir şiirle sonlayalım bugünkü yazımı

Yaşamayı Göze Almak

bir yaralı kızıl kuş gibi düşerdi güneş
karanlıklar başlardı sıkıntılı ve uzun
ondan kaçarcasına dönerlerdi adamlar
yenilmiş değil ama biraz utanmış gibi

kimle savaşırlardı kimse bilmezdi onu
şimdi sen her şeyden uzak büyüyen bir çocuksun
ananın ak sütü gibi kinlerle beslenen
yumruk gibi bir şey düşün ellerini
yoksa bu çaresiz adamlar seni de yoksul eder

ay yoksa mavi sularda karanlık korkunç olur
cılk bir yara gibi içine yayılır bozgun
her yıl en güzel çocukları alır gider
dalgalar ki senin de rengine tutulduğun
sonra yine başlar yine bitmez tükenmez gibi günler
çeker seni sevdiğin türkülerle bir tutku
yıllar önce bir başkasının gönül verdiği suya
ya kaçmaktır kurtuluşun çaresi
ya yumruk gibi bir şey düşün ellerini

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...