07 Şubat 2020 04:40

Rusya’yı batıdan kuşatma planı işliyor

Paylaş

Emperyalist paylaşımda dikkatlerin NATO ülkeleriyle Rusya arasında Suriye ve Libya’da süren mücadeleye yöneldiği şu günlerde, Doğu Avrupa cephesinde ilginç ve önemli gelişmeler yaşanıyor.

Bugüne kadar NATO’nun en büyük tatbikatlarından biri olma özelliği taşıyan “Europe Defender (Avrupa Savunması) 2020” tatbikatı başladı. Rusya’nın Avrupa’ya saldırması durumunda “savunma” senaryosunun işlendiği tatbikatta, asıl olarak Rusya’nın nasıl işgal edileceği işleniyor.

Tatbikata ABD, Almanya, Belçika, Hollanda, Fransa, Polonya gibi toplam 16 NATO ülkesinin yanı sıra Finlandiya ve Gürcistan katılıyor. Türkiye katılmıyor.

25 bini ABD’den olmak üzere 40 bine yakın askerin, 33 bin askeri aracın katılacağı tatbikat mayıs ayına kadar sürecek. Almanya’dan başlayarak Rusya sınırına kadar olan geniş sahada tanklar kent merkezlerinde görünmeye başlandı. Böylece Avrupa sokaklarında “büyük savaş” provası yapılacak. Batıda Estonya-Bulgaristan hattına askeri yığınak yapılırken, sevkiyatın bir bölümü Gürcistan’a aktarılacak. Ve Rusya böylece batıdan ve güneyden askeri olarak kıskaca alınacak.

Savaş karşıtları ise “Europe Defender 2020”ye karşı büyük eylemler yapmaya hazırlanıyor. Açıklamalarda, NATO’nun amacının Avrupa ülkelerini Rusya’dan korumaktan çok Rusya’yı bir savaşın içine çekmek olduğuna dikkat çekiliyor.

Rusya her fırsatta NATO’nun sınırına bu kadar askeri yığınak yapmasına tepki gösterdiği halde, bu tepki, özellikle ABD’nin umurunda değil. Her büyük tatbikatın aynı zamanda büyük bir provokasyonu içinde barındırdığı bilinmesine rağmen NATO sanki Rusya’yı büyük savaşın içinde çekmek için zemin arıyor.

Kayıtlara göre bu denli büyük bir tatbikat ilk olarak 1995’te de yapılmıştı.

Ekim 2018’de ise Norveç’te “Trident Juncture” adıyla düzenlenen ve 29 NATO üyesinin yanı sıra İsveç ve Finlandiya’nın da katıldığı tatbikata 50 binden fazla asker katılmıştı.

2011’den bu yana ABD’nin katılımıyla NATO üyeleri Polonya ve Baltık ülkeleri düzenli olarak “Saber Strike”(Kılıç Darbesi) tatbikatı yapıyorlar. Yine Polonya’da tüm NATO ülkelerinin katıldığı “Anakonda” isimli tatbikat iki yılda bir düzenleniyor. Bu tatbikatta da Kaliningrad ve Beyaz Rusya’nın başkenti Minsk’in ele geçirilmesi senaryosu işleniyor.

Askeri tatbikatlarda açıktan NATO’nun hedefinde yer alan Beyaz Rusya, şu günlerde diplomatik açıdan da ablukaya alınmış durumda.

Rusya ile Beyaz Rusya arasında enerji kaynaklarının araştırılması, doğal gaz ve petrol ihtiyacının karşılanması konusunda yaşanan tartışma, ilişkilerde soğuk rüzgarların esmesine yol açtı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ay başında Minsk’e yaptığı ziyaret bu açıdan büyük önem taşıyor.

Die Welt gazetesinin 31 Ocak’ta “Putin’in yaveri neden ABD ile yakınlaşmaya çalışıyor?” başlığıyla duyurduğu haberde, 25 yıldır ABD ile Beyaz Rusya arasında kesik olan ilişkilerde canlanma olduğuna işaret edildi. ABD’nin başını çektiği NATO cephesi, Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko’yu “Avrupa’nın son diktatörü” olarak görüyor ve rejim değişikliği için sürekli girişimlerde bulunuyor.

Ne var ki, Pompeo ile yapılan görüşme sonrasındaki açıklamalara bakılırsa iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri normalleştirmek için önemli adımlar atılacak. Karşılıklı elçilikler açılacak. 2006’da ABD’nin aldığı yaptırım kararları aşamalı olarak kaldırılacak. En önemli olanı ise ABD, Beyaz Rusya’da doğal gaz ve petrol rezervleri keşfine çıkacak ve ihtiyaç duyulduğunda ülkenin bütün doğal gaz ve petrol ihtiyacını karşılayacak.

Lukaşenko, Rusya karşısında geri adım atmamak için gözünü karartmış görünüyor. ABD de fırsatı kaçırmak niyetinde değil. AB de pusuda bekliyor. Zira ocak ayı başında Beyaz Rusya vatandaşlarına vize kolaylığı konusunda bir dizi adım atılmıştı. Bu durumda Beyaz Rusya’nın yakında Ukrayna’ya dönüşme ihtimali güçleniyor. Batı yanlılarıyla Rusya yanlıları arasında çatışma muhtemel.

Beyaz Rusya’ya yıllardır iç pazar fiyatına doğal gaz ve petrol satan Rusya bu koşulların değiştirilmesini dayatıyor. “heise.de” sitesinde Tomasz Konicz’in yazdığına göre, enerji anlaşmazlığının arkasında Rusya ile Beyaz Rusya arasındaki birleşme tartışması yatıyor. Putin, Sovyetler döneminde olduğu gibi Beyaz Rusya’yı Rusya Federasyonunun parçası haline getirmek istiyor. İki ülke arasında 1999’da imzalanan anlaşmayı hatırlatıyor. Doğal gaz ve petrolün ucuza satılmasının asıl nedeni de bu.

Ancak aradan geçen 20 yılda olanlar Lukaşenko’yı “birleşme fikri”nden caydırmış. 20 yıl önce Boris Yeltsin ile birlikte “Birleşme Anlaşması”nın altına imza atan Lukaşenko’nun hedefi, Yeltsin’den sonra koltuğa oturmaktı. Şimdi ise “Beyaz Rusya’nın Rusya’ya teslim olmayacağını” haykırıyor. Bu temelde toplantılar yapıyor. Putin ise Beyaz Rusya yönetimi karşısında geri adım atmaya niyetli değil. Ekonomik, siyasi ve askeri olarak güçlendikçe eski toprakları geri alma konusunda iştahı daha da kabarıyor.

Özetle, emperyalist devletler arasındaki çatışma sertleşmeye devam ederken NATO Rusya’yı doğrudan düşman ilan ederek işgal senaryolarına devam ederken, Rusya eski egemenlik alanlarını kontrol altında tutmak için hamle üzerine hamle yapıyor.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...