18 Kasım 2019 04:35

Wiphala İsyanı

Paylaş

Bolivya’da 20 Ekim’de gerçekleşen seçimler sonrasında, seçimlerde yolsuzluk yapıldığı iddiası ile sokak gösterileri gerçekleştiren muhalefet, Amerikan Devletleri Örgütü’nün (OEA) seçimleri değerlendirme raporunu beklemeye koyulmuştu. Seçimlerde ikinci sırada olan merkez sağdan Carlos Mesa önce uluslararası incelemeyi kabul etse de, zamanla söylemini seçimlerin yenilenmesine doğru değiştirmişti. Bu bekleme süreci içinde Santa Cruz’da, aşırı sağcı, ırkçı, yerli ve kadın karşıtı Sivil Komite hareketinin lideri Luis Fernando Camacho muhalefetin liderliğine oynamakta, en sonunda da Mesa’nın muhalefeti temsil etmediğini ve başkent La Paz’a yürünmesi gerektiğini savunuyordu.

Politik kriz, OEA raporu daha meydanda yokken raporun bir seçim hilesine işaret ettiği haberi ile derinleşirken, 8 Kasım’da La Paz’da isyan etmeye başlamış olan polis kuvvetleri, Camacho önderliğinde paramiliter grupların La Paz’a girmesine olanak sağlamıştı. Bu paramiliter gruplar La Paz’da barikatlar oluşturmuş, iktidardaki MAS üyelerinin ve önderlerinin ev ve iş yerlerini basmaya ve ateşe vermeye, akrabalarını kaçırmaya başlamıştı. Bu durum karşısında bakanlar ve meclis üyeleri birer birer istifalarını sunmak durumunda kalmışlardı.

10 Kasım’da Camacho ve paramiliter gruplar yüzleri maskeli polisler eşliğinde başkanlık sarayına yürümüş ve sözde Evo Morales’in istifa dilekçesini kendisine vermek üzere saraya girerek meşhur bayrak-İncil fotoğrafını vermekteydi. Silahlı kuvvetlerin Morales’e istifa etmesini tavsiye etmesi ile darbe süreci tamamlanmış olmaktaydı.

Peki bu darbenin bize düşündürdüğü şeyler nelerdir?

  1. Öncelikle Morales’in 2016 referandumunda hayır oyu çıkmasına rağmen siyasi haklarının kısıtlandığı iddiası ile 4.'üncü kez başkanlık yolunu açması MAS içerisinde bile eleştirilen bir konuydu. Bolivya’da yerli hareketi, kadın hareketi gibi özgürlükçü taban örgütlerinin uzun zamandır MAS içerisinde eritildiği, Morales’in güçlü liderliğinin 2009 Anayasasına ve yerli örgütlenme dinamiğinin doğasına ve geleneklerine aykırılı olduğu eleştirileri de cari eleştirilerdi. İstifa talebinin hemen ertesinde, 10 ve 11 Kasım’da El Alto ve Cochabamba gibi yerli nüfusunun güçlü olduğu bölgelerde Morales’e destek olacak bir mobilizasyonun ortaya çıkmamış olması bu duruma işaret ediyor denebilir.
  2. Bununla birlikte darbenin temel dinamiklerinin Morales’in kararlarından bağımsız olduğunu hatırlamak gerekmektedir. Morales son seçimlerde aday olmasaydı ve MAS adayı seçimleri kazansaydı dahi aynı kesimler benzer tepkileri vereceklerdi. Çünkü bu darbenin etnik (Latin Amerika’da etnik ayrım aynı zamanda sınıfsal ayrımın izdüşümünü de vermektedir) ve sosyoekonomik etkenleri göz ardı edilemez. Bolivya etnik olarak bölünmüş bir ülkedir ve ülkede Pando-Santa Cruz-Tarija’nın temsil ettiği, Bolivya’nın doğu eyaletlerini kapsayan, genellikle beyaz ve kreol etnisitenin hâkim olduğu yarım ay (medialuna) olarak tanımlanan bir ayrılıkçı damar mevcuttur. Bu damar, ülkenin çoğunluğunu oluşturan yerli ve karışık halk gruplarından nefret etmektedir. MAS iktidarı boyunca mutlak yoksulluğun azalması, okur yazarlığın artması, sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması gibi konular bu çevreyi değil, yerli topluluklarını etkilemiş, Yarım Aycı gruplar açısından ise bir anlam ifade etmemiştir. MAS iktidarı, yerlilerin sosyoekonomik ve politik konumunu geliştiren, ezilen ve aşağılanan yerli kültür ve geleneklerini kamusal alana dahil eden bir dönemi temsil ettiğinden ülkedeki beyazlar tarafından baskı dönemi olarak görülmektedir.
  3. Darbenin faşist ve ırkçı karakterinin ortaya çıkması ise kısa sürmemiştir. Darbenin ordu yerine asıl motoru olan polis kuvvetleri, MAS iktidarı ile ülkenin ikinci bayrağı haline gelen Wiphala bayrağını yırtıp atarken, Wiphala yakılırken, Camacho elindeki İncil ile Quemado sarayından Pachamama’yı çıkardığını ilan ederken, Santa Cruz’da toplu olarak şeytan çıkarma ayinleri düzenlenirken yerli topluluklarının öfkesinin patlamaması ise beklenemezdi. Özellikle Çarşamba gününden itibaren El Alto’dan La Paz’a inen yerli halklarının mobilizasyonu güç kazandı. Cuma günü ise Cochabamba’ya ve Potosi’de devasa gösteriler gerçekleşmeye başlayınca polisin şiddet kullanmada çekincesi olmadığı ortaya çıktı. Dün onlarca kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Yerlilerin şimdi Wiphala İsyanı olarak adlandırılan hareketini bastırmanın kolay olmayacağını tahmin edebiliriz. Bu isyanın tamamen Morales’çi ve MAS’çı olarak görülmemesi gerektiği, Bolivya toplumunda ve siyasi kurumlarında kemikleşmiş bulunan ırkçılığa, ayrımcılığa ve darbeye karşı olduğunun ise altını çizmek gerekiyor. Bolivya’da yerliler 13 yıllık kazanımlarının ayaklar altına alınmasını kabul etmemektedirler.
  4. OEA’nın hem de bağımsız raporların seçimlerde hile yapılmadığını gösterdiği, Senato başkan yardımcısının Anayasaya uygun olmayan bir biçimde görevi devraldığı bir ortamda yeni seçimlerin güvenirliğinin ise tartışmalı olacağını unutmamak gerekmektedir. Adil bir seçim durumunda MAS’ın seçimleri kazanma ihtimali halen yüksektir. Böyle bir süreçte ise hem yerli mobilizasyonunun şiddeti hem de halen oyuna tam olarak dahil olmamış ordunun nasıl davranacağı belirleyici olacaktır.
  5. Son olarak, OEA’nın ve ABD’nin darbeye giden yolda ve darbeci sözde anayasal geçici hükümetin meşru sayılmasındaki rolü yadsınmamalıdır. OEA, seçim raporunu resmen açıklamadan, Bolivya muhalefetine sızdırmış, böylece darbe dinamiğinin önünü açmıştır. Bu açıdan bölgesel ilerici dayanışma mekanizmalarının gerekliliğinin tekrar altı çizilmelidir.
Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa