31 Ekim 2019 04:36

Beyrut’ta ümit ve kaos

Paylaş

Lübnanlılar yaklaşık 2 haftadır sokaklarda. Yolsuzluk başta olmak üzere ülkeyi yıllardır kemiren sorunların çözülmesini istiyorlar. Gösterilerin ikinci haftası gösterici sayısı oldukça azalmış görünüyor. Ancak 1.5 milyon Suriyeli ve 500 binden fazla Filistinliyle birlikte yaklaşık 7 milyon nüfuslu ülkede 1.5 milyondan fazla insanın sokakları doldurması çok önemli bir gösterge.

İnsanlar yolsuzluktan, siyasi istikrarsızlıktan, derme çatma ekonomi politikalarından, işsizlikten, elektrik kesintilerinden, su krizlerinden, şahsi/grup ajandası ile hareket eden siyasetçilerin sorunların çözümünden çok uzak polemiklerinden, bölgedeki her gelişmenin ortasında kalan kırılgan bir ülke olmaktan ve daha birçok sorundan sıkılmış durumda.

Son 2 haftadır bütün dünya Lübnan’ın çok renkli, çok kimlikli ve dünyaya açık en az 2 dil konuşan genç nesline yakışan gösteriler izledi. Bölgede en küçük gösterinin kanlı çatışmalara dönüştüğü düşünüldüğünde Lübnan’daki göstericilerin farkı da dünyaya bakışı da bir kez daha ortaya çıkıyor. Hele bir de Lübnan ile neredeyse eş zamanlı başlayan Irak’taki gösterilerin seyri düşünüldüğünde…

Ancak dışardan izlendiğinde “Keşke bölgedeki bütün gösteriler böyle olsa” diye düşündüren protestolar kritik bir eşiğe dayandı.

YÜZ BİNLERİN SOKAKLARI DOLDURMASI HÜKÜMETİ ÜRKÜTTÜ

Gösterilerin ilk birkaç günü yüz binlerce Lübnanlının sokakları doldurması hükümeti ürküttü. Lübnanlı siyasetçiler ve hükümet mezhep esaslı sistem nedeniyle halkın “Zaten bir şey değişmeyecek” şeklindeki ümitsizliğine dayanarak birkaç gün içinde durumun ‘normale’ döneceğini düşünüyordu muhtemelen. Aslında bu yaklaşım çok da yanlış sayılmaz. Sonuçta Lübnan’da devletten orduya, hükümetten hastane çalışanlarına kadar bütün yapı mezhep esaslı sisteme göre mezhepler/dinler arasında taksim edilmiş.

Lübnan’ın 1990 yılında biten iç savaştan beri el atılmamış ekonomisi epeydir dibe vurmuş durumda. Buna bağlı olarak ülkenin kalkınması, toparlanması bir tarafa düzenli elektrik temini bile büyük kriz sebebi. Ancak hükümetin, parlamentonun, bakanlıkların da mezhep esaslı sistemin belirlediği kotalara göre oluşturulması gerekiyor. Haliyle Lübnan’da seçim yapmak da hükümet kurmak da aylarca ve bazen birkaç yıl süren bol krizli süreçlere dönüşüyor. Bu siyasi krizlerden halkın günlük rutini haline gelen sorunlara sıra gelmiyor. Zaten eskinin düşmanları, yeninin siyasi rakipleri olan yöneticilerin ortak kalkınma planları hazırlaması bir tarafa bir masa etrafında toplanmaları bile haber değeri taşıyor Lübnan’da. 

Lübnan’da iç savaştan beri sürekli aynı simaların hükümette, parlamentoda, devlet yönetiminde yer alması da bu yüzden. Mezhep/din ajandası olmayan hareketlerin çıkış yapabilmesi bir tarafa on yıllardır aynı koltukta oturan siyasetçilere alternatif olabilecek yeni yüzler bile ortaya çıkamıyor.

Her din ve mezhebin kendini öncelikli görerek ülkede Lübnanlılık üst kimliği oluşmadığı gibi güç odaklarına dönüşen bu gruplar yolsuzluk gibi ülkeyi uçuruma sürükleyen sorunlarla mücadeleyi kendilerine yönelik saldırı olarak değerlendiriyorlar. İşin kötüsü bu yaklaşımın halkta da karşılığı var.

On yıllardır aynı simaların yönettiği Lübnan’da artık yapısal sorunlar haline gelen noktalara neşter atılması sağlanamadığı için halkta da ‘Zaten bir şey değişmiyor’ görüşü oldukça yaygındı son gösterilere kadar.

Lübnan’da her din ve mezhepten, her yaş grubundan, her ekonomik seviyeden yüz binlerce insanın sokağa inmesi Lübnanlıları bile şaşırttı. Günlerdir Beyrut sokaklarında gösteri yapan arkadaşlarımdan birinin heyecanla “Neredeyse 40 yaşındayım. Annem bile böyle bir şey görmemiştir” sözleri durumu açıklıyor sanırım. Sonuçta ümitsizlik ve korkaklık gibi cesaret ve ümit de bulaşıcı!

HÜKÜMETİN PAKETİ LÜBNANLILARI İKNA ETMEYE YETMEDİ

Göstericilerin kararlılığı karşısında önce Başbakan Saad Hariri milletvekili maaşlarının yarıya indirilmesi gibi maddelerin olduğu bir paket açıkladı. Ancak bu hamle, birbirlerine dayanarak sokakta kalan Lübnanlıları ikna etmeye yetmedi. Nihayetinde önceki gün Hariri, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aon’a istifasını sundu. Son gelişmelere bakılırsa Mişel Aon Hariri’nin istifasını kabul etmiş görünüyor. Göstericilerin istifa etmesini istedikleri isimlerden biri olan ve 27 aylık bir krizin ardından seçilen cumhurbaşkanının yeni bir ismi geçiş hükümetini kurmakla görevlendirmesi bekleniyor. Ancak bu beklentileri teyit edebilecek bir resmi açıklama henüz yapılmadı.

Politik olarak Suudi Arabistan destekli olan Başbakan Saad Hariri 2017 yılında Riyad’dan yaptığı bir açıklama ile istifa ettiğini duyurmuştu. Araya Fransa dahil birkaç ülkenin girmesi ile durum birkaç gün içinde yoğun bir diplomasi trafiğine dönüşmüş, Cumhurbaşkanı Aon da Hariri’nin istifasını kabul etmemişti.

Hariri’nin önceki gün yaptığı istifa açıklamasının ardından Fransa bir kez daha ‘ülke bütünlüğü’ vurgulu bir açıklama yaptı.

Lübnan’daki gelişmeleri yakından izleyen Fransa dahil birçok ülke mezhep esaslı sistem nedeniyle hükümet kurmanın krize dönüştüğünü ve zaten derin bir ekonomik krizle boğuşan dünyanın en borçlu 5 ülkesinden biri olan Lübnan’da yeni bir hükümet krizinin ortaya çıkmasını istemiyor.

HİZBULLAH VE EMEL HAREKETİ...

Lübnan içinde ise, Hizbullah ve ortağı Emel Hareketi aynı gerekçe ile hükümetin istifa etmemesi gerektiğini savunuyor. Gösterilerin ilk günlerinde bir konuşma yapan Nasrallah protestoculara yönelik yumuşak bir üslup kullanmıştı. Yolsuzluk suçlamalarının hedefinde olan Emel Hareketi sempatizanları ilk günlerden itibaren göstericilere saldırılar yaptı. Hatta motosikletlerle Beyrut’taki göstericilere saldırmak üzere yola çıkan bir grup Emel sempatizanı Lübnan ordusu tarafından güç kullanılarak engellendi. Bu arada Lübnan ordusunun “Göstericilerin güvenliğini sağlamak bizim görevimiz” ifadesinin yer aldığı açıklamasını da bir kenara not etmek gerek.

Diğer taraftan Hizbullah Lideri Nasrallah gösterilerin 1 haftayı aştığı günlerde üslubunu sertleştirmeye ve sürece dış müdahale olduğunu, halkın kışkırtıldığını, ülkenin siyasi kaosa yuvarlanması için çaba gösterildiğini savunmaya başladı.

Önceki gün göstericilere saldıranlara Hizbullah sempatizanları da katıldı ve Beyrut merkezindeki bir meydanda bulunan çadırları dağıttı.

Hariri’nin istifasının ardından yeni hükümetin kurulup kurulamayacağı, bunun kaç ayda tamamlanabileceği, bu sürede mevcut ekonomik krizin iyice derinleşip topyekün ülke ekonomisini çökertip çökertmeyeceği konuşuluyor artık. Sağlıktan gıdaya kadar neredeyse her şeyin ithal olduğu ülkede aylardır ilaç dahil olmak üzere birçok ihtiyacın bulunamadığı veya fiyatlarının birkaç katına çıktığı biliniyor. Son aylarda benzin ve yakıt sıkıntısının baş gösterdiği ülkede iç savaşın hemen ardından 100 dolar-150 bin Lübnan lirası olarak sabitlenmiş. Yaklaşık 2 ay önce art arda sarsıntılara dayanamayan ülke ekonomi nedeniyle bu durum da kontrol edilemez hale geldi ve 100 dolar 170-180 bin Lübnan lirasına kadar çıktı. Kısmi panik havası nedeniyle halk piyasadan dolar toplamaya başladı. Bu da sarsıntıyı daha da yıkıcı hale getirdi.

Yaklaşık 2 haftadır süren gösteriler nedeniyle ülkede okullar, kamu kurumları, bankalar kapalı. Özel sektör bu şartlar altında çalışmaya devam ediyor ancak gidişatın belirsizliği ve daha da kötüsü birçok ihtimalin artık az-çok mümkün hale gelmesi durumu spekülasyonlara ve paniğe açık hale getiriyor.

Lübnan, başbakanın istifa edeceğini duyurduğu açıklamasını sevinçle karşılamış olsa da ülkenin tehlikeli bir eşiğe dayandığı açık. Bir iç savaş daha yaşanması çok küçük bir ihtimal ancak yeni bir siyasi-ekonomik kaos dönemi bir savaş kadar yıkıcı etkiler yaratabilir. 

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa