17 Ekim 2019 04:23

Barışta ısrar

Paylaş

“Barış nedir?” sorusunun cevabı, herhalde, “ekmek ve hürriyet” olmalı.

“Ekmek ve hürriyet” İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ni doğru okuma ve anlama klavuzumuz olabilir.

Pekala, “ne ekmekten vazgeçerim ne de hürriyetten” diyebiliriz. Hatırlayınız, Bildiri’nin hazırlık sürecinde sosyalistler ikisi bir arada olmalı demişlerdi. Bu köşede birkaç kez sözünü etmiştim. ILO Anayasası’nın ilk cümlesinde sosyal adalet yokluğunun savaşların nedeni olduğu vurgulanmaktaydı. Aynen şöyle deniyordu, “Evrensel ve kalıcı bir barışın ancak sosyal adalet temeline dayalı olması nedeniyle...” Demek oluyor ki, barışın temeli sosyal adalettir. Sosyal adalet yokluğu, başka bir ifade ile gelir dağılımı adaletsizliği  savaş nedeni ya da barışı tehdit eden en önemli durumdur. O nedenledir ki, haklara ve özgürlüklere dayalı bir dünyada barışın tesis edilebileceği, yokluğunun barışı tehdit eden bir durum olduğu, insanlık tarihinin de bunun gösterdiği anlatılır. Bildirinin 28. maddesinde de hem dünyada hem de her bir ülkede bu bildiride yer alan haklara ve özgürlüklere dayalı bir sosyal düzenin insan hakkı olduğu vurgulanır.

Peki sorunlar nasıl çözülmeli?  Cevap: Barışçıl yol ve yöntemlerle.

Peki bu barışçıl yol ve yöntemler usulü bakımından böyledir de esas bakımından nasıldır, bu meselelerin çözümü? Onun cevabını yukarıda verdik sanıyorum.

Tekrarlayalım: Aş, iş, beslenme, barınma herkesin insan hakkı…

Eğer haklara ve özgürlüklere dayalı bir sosyal ve uluslararası düzen varsa, savaş yoktur, savaşa yol görünmüştür artık. Sloganı şu olabilir. Zevkle. Seslenmemiz şu: Savaş kapı dışarı, hemen, şimdi, derhal!

Barış hemen şimdinin tersinden söyleneni değil bu. Bu bir başlangıç: Savaşı kovmak!

Savaşı kovmak yetmiyor işte. Savaşın yokluğu ya da çatışmanın yokluğu, hep böyle sürecek anlamına gelmiyor. Zira dünya deneyimleri bunu gösterir. O nedenle, ulusal üstü insan hakları belgeleri, haklara ve özgürlüklere dayalı bir uluslararası ve bir (iç) sosyal düzenden bahsediyorlar.

“Herkese iş, herkese aş” yetmiyor. Haklar ve özgürlükler bir bütündür. Öyle kavramak gerekiyor. İnanç hürriyeti, söz hürriyeti temeldir. Siyasal özgürlükler temeldir. Medeni ve siyasi hak ve özgürlükler… Lakin yetmez, barınma, beslenme, sağlık, eğitim ve benzeri hak ve özgürlükler de inanç özgürlüğü gibi, ifade özgürlüğü gibi temeldir. Ekmek ve hürriyet derken bunu kastediyoruz.

İnsan haklarının bütünselliğini...

Barış nedir sorusunun yanında, barışın içselleştirilmesinden bahsedebiliriz.

Eğitim temel yollardan birisidir. Barış eğitimi…

Savaşa hayır iyi slogan da, haklara ve özgürlüklere dayalı bir dünya ve Türkiye hayali, bir hayal mi? Hayır, niye hayal olsun. Hayalimiz olsun da gerçekleşebilir bir hayal olsun, hayal olmadan olmaz. Hayal, düştür, gerçekleşmesi için emek verilecek bir hedeftir, amacın peşinde koşmaktır, çalışmaktır. Emek harcarsak, barış niye olmasın.

Barıştan sorumluyuz.

Herkes kendi dininde, inancında, herkes kendi dilinde, kendi geleceği ile kendisi hakkında niye karar veremesin?

Bütün bu konularda ilkeyi savunmak lazım. İlkenin yorumlanışında ve pratiğinde farklılıklar olabilir. İlke, her durumda, barışı savunmaktır. Her durumda, savaşa karşı çıkmaktır.

Barışta ısrar, yaşamı savunmaktır. İlki bu.

Barış, ekmek ve hürriyettir. İkincisi de bu…

Şahsen bunu bilir, bunu söylerim.

Slogansa slogan:

Savaşa hayır!

Yaşasın barış!

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa