15 Ekim 2019 03:56

Müteahhide, enerji patronuna, saraya, savaşa para ver de ver! / Fatura: Milyar dolar, sorunu çözüm: Sıfır (2)

Paylaş

Dün...

‘Güvenlik sorunu varken teferruattır’ denilerek...

Askeri harekatın ekonomik boyutunun tartışılmasının devre dışı bırakıldığını...

Oysa...

Ortada tahayyül edilemeyecek kadar ağır bir maliyeti olan bir harekat varsa...

“Ödenen faturanın büyüklüğü ne kadar, karşılığında alınacak sonuç ne?” sorusunun mutlaka cevaplanması gerektiğini belirtmiştik!

Maliyete ilişkin şu rakamları paylaşmıştık:

Bir saatlik uçuşu 25-30 bin dolar...

Mühimmatı ise 65 bin dolar olan F-4 ve F-16 savaş uçakları...

Havada yakıt ikmali yapılıp 24 saat kesintisiz operasyona destek veriyor.

Sadece bunun maliyeti 3 milyon doları buluyor.

Obüs atışları da milyon dolarları yutuyor. Daha başka birçok maliyet var.

Harekatın 5 günlük harcaması ile 24 derslikli 25 okul, 50 adet öğrenci pansiyonu, 100 yataklı tam donanımlı bir hastane yapılabilirdi.

Ayrıca toplanan vergilerden askeri harcamalara ayrılan payın çığ gibi büyüdüğüne...

Harekatın başlamasıyla 5,70’den 5,90 TL seviyesine gelen dolar kurunun bir bedel ödettiğine...

Şimdilik uzlaşı ile gerçekleşen operasyonda ABD ile karşı karşıya gelinip...

ABD yaptırımlarının devreye girmesi halinde ödenen bedelin çok daha ağırlaşacağına...

Değinip...

Yazıyı şöyle bitirmiştik: Bu işin bir de çarşıya pazara yansıyacak boyutu var. Bu boyutu da katıp ekonomik faturanın büyüklüğünü hesaplamaya devam edeceğiz!

Hadi devam edelim!

DOĞRUDAN HESABI CUMHURBAŞKANI YAPMIŞTI!

‘Domates, patlıcan, sivri biber’ diyorlar. Düşünün, bir merminin fiyatı nedir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan yerel seçimler öncesi Sivas mitinginde kurduğu bu cümle ile...

Fiyat artışlarıyla askeri harekat arasında bağlantı kurmuştu.

Domates-biber fiyatıyla mermi ve Mehmetçik’in masrafları arasındaki bağlantıya işaret etmişti.

‘Askeri harcamanın faturası ne?’ sorusu kadar, harcamaların faturasını kim ödeyecekti?” sorusu da önemli.

Hele de...

Müteahhide, enerji şirketi sahibine, inşaatçıya para ödemekten sıdkımız sıyrıldığı bir dönemde.

Öyle ya...

Geçmediğimiz köprüye, gitmediğimiz hastaneye, kullanmadığımız havaalanına para ödeyip duruyoruz.

Osmangazi Köprüsü’nden geçen araç sahibi 103 lira ödüyor. Yetmiyor köprüyü işleten firmaya devlet, verdiği fiyat garantisi yüzünden, o araç için 116 lira daha ödüyor. Yani biz geçenden daha fazla para ödüyoruz.

Geçen hafta boğaz köprüleri ve otoyol geçiş ücretlerine yüzde 20 zam geldi.

Devlet dedi ki...

‘Maliyetler çok arttı, zam kaçınılmazdı’. 

Maliyet mazeretinin gerçeği yansıtmadığını İbrahim Kahveci Karar gazetesindeki yazısında bütün verileri ile ortaya döktü.

Boğaz köprülerin ve otoyolların bulunduğu Karayolları Genel Müdürlüğü 1. Bölgede...

Toplam bakım-onarım-tuzlama, çay, kahve, su vs tüm giderler...

Sadece ve sadece 227 milyon TL.

Buna karşılık elde edilen gelir 1 milyar 560 milyon TL.

Elde edilen kâr 1 milyar 333 milyon TL.

Kâr bile tek başına maliyeti 6’ya katlıyor.

Öyleyse neden Boğaz köprüsü geçişi yüzde 20 zam görüp 10,5 TL oldu?

Devletin bizi, özel sektöre yaptırdığı köprüye karşılık borçlandırmasından.

10,5 liralık geçişin sadece 1,5 lirası karayollarının. Geriye kalan 9 lirası hazine garantisi verilen Osmangazi bağlantı yolu ve köprülerini yapan müteahhidin.

Keşke yol ve köprü müteahhidi ile bitseydi iş!

Yaz aylarında arka arkaya yüzde 14,9’luk iki zam gören elektriğe son 15 ayda yapılan zamların oranı yüzde 60’ı buldu.

Doğalgaza da zam yağdı.

Dövizde büyük bir artış mı yaşandı; yok.

Dünya enerji fiyatlarında büyük bir değişim mi oldu; hayır!

Öyleyse neden yapılıyor bu zam üstüne zamlar?

Cevap basit: Enerji patronlarının bankalara ödeyemedikleri kredi borcu vatandaşa fatura ediliyor.

Köprü müteahhidine para yetiştiremezken bir de enerji şirketlerinin borcunu ödüyoruz. Ne âlâ!

Enerji maliyeti artınca... Yollar köprüler ateş pahası olunca... Nakliye fiyatları yükselince... Vatandaş için ucuz sebze meyve yemek de hayal oluyor. 

Hem cepten para öde hem de pahalı yaşa!

Şehir hastaneleri için 67 milyar dolarlık verilmiş taahhüt var.

Yapılacak olanlar hariç bir de bu hastaneler için yıllarca ödeme yapacağız.

Yakında-tıpkı enerjide, köprüde olduğu gibi- sağlıkta da zam üstüne zam göreceğiz; şehir hastanesini yapan müteahhidin parasını ödeyebilmek için.

Bitti mi? Hayır!

BİR DE FONLARI BESLEYECEĞİZ

Hükümet kaynak olarak kullanacağı (Tıpkı İşsizlik Fonu gibi) para havuzlarına ihtiyaç duyuyor.

Yeni Ekonomi Programı’na göre plan hazır.

İşçiye kıdem ödenmeyecek, kıdem parası bir havuzda toplanacak.

Buna bir de...

‘Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ adı altında....

Zorla özel emeklilik uygulaması eklenecek!

Çalışanın maaşından zorunlu özel emeklilik kesintisi yapılacak.

Kıdemde de, özel emeklilik sisteminde de çalışan istediği zaman fondan çıkamayacak. Fonda biriken paraya yıllarca dokunamayacak.

Müteahhide, enerji patronuna, şehir hastanesi yapana öde öde... Cepte kalan üç kuruşu da git fonlara ver!

‘İtibardan tasarruf olmaz’ denilerek Saray’a (Cumhurbaşkanlığı Külliyesi) aktarılan para da sürekli artıyor.

Yetmiyor!

Yazlık saray. Göl kenarına saray derken Saray sürekli yavruluyor.

Sarayı beslemek de boynumuza borç kılınmış!

Şimdi bir de...

Savaşı, operasyonu besleyeceğiz!

Domates alırken, ısınırken, yolculuk yaparken... 

Buna can dayanır mı?

Daha da yakıcı olan soru: Ödediğimiz bunca maliyetin, sonunun çözümüne bir katkısı olacak mı?

SINIF DAVASINDAN KAÇANLARIN, ‘MİLLİ DAVA’ ÖRTÜSÜ

Sadece maddi bedel ödemiyoruz.

Operasyon mazeret gösterilerek her türlü hakkımız elimizden alınıyor.

Bunca hayat pahalılığı içinde ücret ve maaşlara zam isteme hakkımız da dahil!

Milli güvenlik gerekçesi ile grevler yasak!

Yüksek zam istemek vatan hainliği.

Ekonominin ve ülkenin bu zor günlerinde fedakarlık kaçınılmaz.

Bu propaganda eşliğinde işçiler sindiriliyor.

Yüzde 26 zam beklentisi içindeki metal işçisi, ekonomik kriz ve savaş ortamı gerekçesi ile geri adım atmaya zorlanıyor. 

Operasyonları alkışlama yarışındaki sendikacılar, savaşın faturası cebine, canına (Yoksul emekçi çocuklarıdır savaşta ölenler) yansıyan işçilerin çıkarını gözetmeye hiç yanaşmıyor.

İki gündür sıraladığımız faturaları sıralayıp, işçinin çıkarının barışta olduğunu anlatanı ara ki bulasın!

50 bin lira maaş alanı... 

Sendikanın parası ile altına 1,8 milyon lira değerinde lüks makam aracı tahsis edeni...

Bulmak kolay.

Bakınız, Öz Çelik-İş Genel Başkanı Yunus Değirmenci.

‘Milli dava’ deyip askeri harekatlarda destek için öne atılıp, sınıf davası söz konusu olunca ortada gözükmeyenden başka ne beklenir ki...

Devam edeceğiz...

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa