12 Ekim 2019 00:28

Bahçesinde ebruli hanımeli…

Paylaş

Harekatın hedeflerinden biri, Fırat’ın doğusunda yaşayan Kürt nüfusu Türkiye’ye sığınan mültecileri oraya yerleştirerek seyreltmek. ‘Bahçesinde ebruli hanımeli açan ev’ler resminin eşlik ettiği propaganda, Suriye’nin yeniden inşasına adaylığın altını çizmeye devam ediyor. Yani TOKİ’nin yolu da açılıyor. Bölgenin TOKİ’lenmesi için gerekli paranın nereden bulunacağı, ihalenin kimden alınacağı, başkasının ülkesinde yapılacak inşaatın kamu-özel ortaklığı sistemine nasıl entegre edileceği, muhatabının kim olacağı, bu muazzam ekonomik ranttan semirmek için hangi yandaş firmaların sırada olduğu gibi sorular siyaseten mahrem sayılır. İktidar bunlara yanıt vermez. TRT Haber işi kolaylaştırmış ve müjdeyi vermiş. Güvenli bölgede 140 köy, 10 ilçe olacak. Köylerde 5 bin kişi yaşayacak, ilçelerde 30 bin. El Bab Modeli geliyor. Evlerin yapımına Katar ortak olmuş!

Savaşa katılan, destekleyen, evinden selamlayan, heyecanlanan Mehmetçik ruhunu bu pastoral tablonun değil daha ulvi bir meramın heyecanlandırdığını biliyoruz. Fetihle taçlanan cihatların çok eski zamanlardan kalma çağrışımları ile her türlü yaşamsal tehdidi aynı paranteze alıp tekleştiren terörün bilediği hınçla buluşan irrasyonel bir duygu bu. Ülkeyi ve milleti tehdit eden bir terör söylemi işsizlikten, pahalılıktan, yoksulluktan, aşağılanmadan bil cümle kötü duygudan kaçışa da bir alan açtı. Ortak bir talebe odaklanma sorununu, iç tartışmaları, didişmeleri bir çırpıda erteleyiverdi; milliyetçiliği harladıkça harladı.

AKP milletvekillerinin bile endamının değiştiğini yazıyor Abdülkadir Selvi; vekiller öyle bir öz güven, bir duruş kazanmışlar ki AKP’deki çürümeye olan dikkatleri sınır ötesindeki, yeniden diriliş vaat eden operasyona yönelmiş. Memlekette bir tek partinin olduğunun onun da Albayrak partisi olduğunun altını çizen Meral Akşener, ülkenin maliyesinin emanet edildiği damadın soyadını bir bakıma ebruli hanımeli bahçeli evlerin hayali coğrafyasına kendi elleriyle yazdı. Siyasi hesaplaşma ya da paylaşım savaşı TokiLand/Albayrakland sonrasına ertelenmiş görünüyor. Kim öle kim kala. 

Ne yazık ki bunun sonrası olmayabilir. Memlekette artık tek bir parti varsa devlet zaten o partide cisimleşmiş demektir. Bu operasyon da ‘Milletten nasibini almamış ittifakın zayıflaması ve parçalanması çok önemli’ diyen Cumhurbaşkanının itirafından da anlaşılacağı gibi, parti eşittir devlet noktasına giden yolun ayrık otlarından temizlenmesini kolaylaştıracağı zannedilen önemli bir kavşak. Madem herkes partisini unuttu; tek millet, tek parti için herkes AKP’ye. Şaka değil böyle bir çağrı yapılmış bulunuyor.

Bundan sonra ne olacak sorusunun yanıtı merak edilir normalde. Şimdiden zafer kutlayanlar da endişeliler de var ve yakın gelecekle ilgili soruları bir biçimde yanıtlamaya çalışıyorlar. Ama Kılıçdaroğlu sormaya kalkınca biz bu sorulardan daha önce geçmiştik dedirtiyor. Aynı soruyu 7 değişik biçimde sorup sadece “Biz buraya nasıl geldik” diyebilmek gerçekten de pek maharet istemez. Fırat’ın batısında da aynı soruyu sorduğu için şablonu adapte etmesi yetiyor.

Buraya gelirken kendisi de oradaydı aslında. Çünkü her şey göz önünde oldu.  Hep Yenikapı’daydı, teskere oylamasındaydı, dokunulmazlıklar bahsinde ‘Kaldırmazsan namertsin’ diye aklınca tahrik ederken, Anayasa’ya aykırı ama evet derken o civardaydı. Bağrına bir kez daha taş basmakla meşguldü hep. Günü geldiğinde ertelenen vaatler dizisinden başka bir şey olmayan muhalefet, bahçesinde ebruli hanımelleri açan evlerle ayartılmaya teşne bir suç ortağı, bir sosyal medya kişisinin dediği gibi, lüzumu halinde iktidarın bozup harcayacağı, yastık altındaki altın bilezik çoktan. Millet İttifakını devlet partisine teslim edenler harekatla ilgili eleştirilerin yasaklanması, sosyal medya paylaşımlarına soruşturma açılması için iktidarın cüretine de yol verdiler.

İşte biz buraya böyle ve sayenizde geldik.

Tabii her şeyin bir sınırı var. Siyasetin sınırları komşu ülkenin sınırları kadar kolay aşılmıyor. Okyanus ötesinden had çizen mavi gözlü bir ‘cüce’, buradaki muhataplarının, oyunlarını ancak kendi büyük ve emsalsiz bilgeliğinin çizdiği sınırlar içinde oynayabileceğini boşuna buyurmadı. Bu sınırlar içinde yaptığı pazarlıktan ısrarının ve inadının karşılığını IŞİD’e göz kulak olmak gibi bir misli bedelle alan iktidarın ‘Mavi ebruli hanımelleri açan ev’ hayali, kendi çalkantısını bir meczubun zihninde yaşayan ABD’nin tüccar eyyamcılığıyla sınırlanıyor.

Trump’ın siyasi hayatında güvenli bölge ihtiyacı ile oyları yüzde 30’lara inen iktidar partisinin güvenlik talebinin denk düşmesi için, gerçeği hayalle karıştıran kafalar gerekir. Ama bize buradan güvenli bir hayat çıkmaz. Çünkü emperyalizmin istikrarsız ve tekinsiz muhayyilesinin sınırlarına sıkışan biziz. Vadedilen bahçelere bir aklı kıtın kolunda girmeye zorlanan da biziz. Şimdi sormayın biz buraya nasıl geldik!

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa